ölüm

bazen bitirdiğinizi düşündüğünüzde hayatı kendinizi kendisini onu düşünürken bulduğunuz şeydir.

(bkz: her canlı bir gün ölümü tadacaktır)
bazı şeylerin değerini geçte olsa fark etmemizi sağlar. bunu iş işten geçmeden yapmak isteyen insanlar keşke dememek için gururlarını hiçe sayabilir,. çünkü olan olduktan sonra keşkeler insanı kemirir.
ister yeni başlangıç için bir son olsun ister ötesi olmasın.. tekrar aynı beden ve ruh da gelemeyecez bu dünyaya...
toprak altına giderken toprak üstündekilerin hakkınızdaki gerçek düşüncelerini su yüzüne çıkardığı an.
sonrasını deli gibi merak ettiğim.
biraz klişe olacak ama bu yalan dünyanın tek gerçeği.
vücudu teslim etme töreninden ibaret.
hayatta en son ölüm gelir derler ama geldiği zamanda yine erken geldi deriz.
babamın ölümünü anca 4 gün sonra farkettim.
o evde bir başına oturduğumda etrafı inceledim eşyalar bana yabancı gelmeye başladı.
o güne kadar babamın nefesi varlığı ile belli oluyordu.
ta ki nefes soluncaya kadar herşey değişti....
pamuğun tıkanıp, kefenin sarıldığı andır.
dünyanın en saçma şeyi! çözümü olmayan tek şey.
giden kişinin hayattaki izleri, anıları ve bencilliğimiz olmasaydı bu kadar ağır bir söz olmayacaktı belki de. milyarlarca insanın tecrübe etmiş olmasına rağmen yaşayan kimsenin bu tecrübeye dair hiç bir bilgisinin olmadığı tek şey. hayatta kör bir nokta. yalnızlığın doruk noktasına ulaştığı an.

biz! henüz ölmemiş olanlar, kabullenememenin pençesinde bir süre can çekişiriz, mantık çöker. matematik olimpiyatlarına katılan birinin, altıdan biri çıkartamamasına sebeptir!!
bilincin olmadığı her an dır ölüm, insan olmak tanımı bilinçli olma özelliği yoksa eksik kalır. o zaman insan tipinde bir canlı oluruz.
irade ve bilinci kullanamıyorsak zaten ölmüşüzdür. ben bayılmışım farkında değilim hayatın, sen bana canlı demişsin ne yazar ? ben bilmiyorum ki canlımıyım değilmiyim. bitkisel hayat ne kadar hayat ?
hayatın en acımasız tarafı... yazarken bile içim bir garip oldu...
(bkz: kaybetme korkusu)
ölüm üzerine ne söylersek söyleyelim, hangi açıdan ele alırsak alalım ;ölüm de varoluş da bir
'problem' değildir (aşılamaz); insan varoluşa ve ölüme çarptırılır yalnızca. onun "imgesel
cehennemi"nden kurtulamayacak ve şundan daha fazlasını söylemiş olmayacağız: "ölüm u'dur biraz,
eski püskü bir akşamüstü biraz da.
loş bir clupta vücudunu beğendiğin bir hatunla mekanın daha ıssız köşelerinde oynaşırken çalan telefon melodisinin kardeşine ait olmasıdır.
insanın çoğu zaman ölsemde kurtulsam dediği an çok olur hayatında veya bunu duyacağıma ölseydim dediği anlar... ölüm genelde sizi tam bu anlarda bulmaz hayatınızın en güzel zamanında gelir dayanır kapınıza bu durumlarda her zaman iş başa düşmek zorunda kalır, hayatın size çelme atmasındansa sizin ona çelme atmanız gerekir işte bu durumlarda.
sen devam ederken onun durması.
can çavuşoğlu'nun sensiz isimli şiirine konu olmuştur, şöyle ki;

sensiz
gözlerim karanlık. pencereden bakınca korkuyorum.
ismim 'asi’. beğenmek için çabaliyorum.
ellerim soğuk. başkasına dokununca üşüyorum.
saçlarım yaban. rüzgâr okşayınca ürperiyorum.
ayaklarım kör. patikalar tükenince kayboluyorum.
dudaklarım çatlak. istanbul ısırınca ağliyorum.
tenim karadeniz. yaşama sarılınca boğuluyorum.
sözlerim asık. acımı haykırınca avuçluyorum.
gülüşüm sahte. yanaklarım oynayınca harciyorum.
aklım kayıp. yenisi gelince susuyorum.
kalbim öksüz. aynaya bakınca aciyorum.
tabutum boş. içine uzanınca doluyorum.
bensiz, orada, bedenim komada.
sensiz, sahipsiz, ruhum kimsesiz.
nihayet ölüyorum.
  • /
  • 4