saça düşen ilk ak tel

3-4 yıl önce görülmüştür.
irsi ise 20li yaşlarda da görebilirsiniz.
30 lu yaşlarda hadi normal ama 20 yaşındaysanız bunun korkusunu tahmin edemezsiniz. 20 yaşında bu başlarsa 30 da napıcaz amk
o ilk teli gordugumde liseye dahi gitmiyordum! *
bildim bileli saçlarım beyaz. sanırım çocukken beyazlaşmaya başladı ve beyaz saç idrakını bile yaşayamadan kendiliğinden beyaz olmasını kanıksadım. şu an neredeyse alayı beyaz, içinde aklaşmamış saç bulmak güç; dökülmesin de ak falan kabulüm yani.*
20 veya 21 yaşımda görmüştüm. şimdi gayet bolca var... genetik bir beladır bizde. hem anam hem de babam tarafındaki her ölümlü 20li yaşlarında tatmıştır bunu...
ama, gerçekten de "dökülmesin, beyaz olsun bende dursun," dedirtir...

ayrıca, (bkz: memlekete düşen ak bela)dan yeğdir, bin kez evladır...
ak düşen saç dökülmezmiş. ak düşseydi de dökülmeseydi saçlarım dedirten olaydır.
bir tane bile ak tel görmeden tüm saçları kaybetmiş olmanın verdiği dayanılmaz acı..

kel ve seksi olmak bazen zulüm gibi geliyor, neden kır saçlı ve seksi değilim diye kendime karşı öfke doluyorum..

sonuçta seksi olmam stabil..
sadece saça düşse iyiydi.

evet oradakiler de ağarıyor.
benim şakaklardan başladı. geçen günde sakalımda gördüm. şu genç yaşımda bu beyazlar hiç hoş olmadı.
lisede başladı. şu an yüzde 40'ı beyaz neredeyse. tamamen beyazlaşmasına yakın platin sarısına boyatmayı düşünüyorum
strese mi bağlı yaşa mı bağlı çözemediği olay. şimdi üniversite hayatım öyle güllük gülistanlık geçmedi. maddi sıkıntılar olsun, aşk hayatı olsun, okulun verdiği stres olsun... 4 seneyi evde yalnız yaşayarak geçirdim. onun bile sıkıntısını yaşadım.

üniversiteden sonra ailemin yanına döndüm. evdekilerin hiçbirinin kılına zarar gelsin istemem (babam hariç) ama hiçbir konuda anlaşamıyorum. öyle kavga gürültü değil. hiçbir şeyleri kafama göre olmuyor, bu da beni aykırı davranmaya zorluyor. bir şekilde katlanıyoruz ama babam dışında. babama katlanamıyorum işte. bulunduğu ortamda bir saniye bile durmak istemiyorum. uzak kaldığım seneler bu tahammülsüzlüğümü unutmuştum, zamanla herkes değişir, o da değişmiştir diye düşünmüştüm, bir de araya zaman girince insanlar unutuyor bazı şeyleri. bunun en güzel örneğini üniversitedeyken arkadaşımdan duymuştum. " ben babamı bile özlüyorum, lan baba özlenir mi be, nasıl bir gurbet yaşıyoruz" diye. eve dönünce anlamıştım haklı olduğunu. baba özlenmezmiş mk. ölmesi için gün sayıyorum. bu kadar suratsız, geri kafalı, çevresindeki herkesin huzurunu bozan, ailedeki her fertte kötü bir iz bırakan baba düşman başına. hiçbir zaman unutmicam bu yaşımda insanlar önünde beni rencide edişini.

her neyse... bi gün aynaya bakarken şakaklarımda 3 5 beyaz saç teli gördüm. donup kaldım öylece. zamanla simsiyah olan sakallarımda tek tük görmeye başladım. burda günlerim stresli geçiyor evet ama önceden de çok mutlu değildim ki ben. o zamanki stres şu ankinin yanında hafif mi kalıyor yoksa 26 sından sonrasıylamı alakalı anlayamadım.
  • /
  • 2