içerisinde bulunduğum durumdur efendim. içecek kadar derdim var m size kalmış ona ben karar vermem ama canım sadece sarhoş olmak istedi bu gece şu anda yazdıklarımı çok fazla irdelemiyorum öncelikle tekrardan okumayacağım ve aşığım yatağımda yatarken yazıyorum ayrıca sanki su yatağındayım. 2 arkadaşımla öylesine çıktık sonra yol kenarı bir pub da bir kaç bira içtik sonra orası kapanmaya yüz tutunca farklı bir yere geçtik devam niteliğinde vodka kullandık ki yerli vodka içemeyen ben deli gibi götürdüm. sevdiğim insandan bahsedememenin zorluğunu yaşadım içlerinde ağladım sonra orası da kapandı eve gidecekken farkına vardım ki ben hala sarhoş değilim bir kaç bira ile deniz kenarında devam ettik daha sonra denize girdik kafamı suya soktuğumda kendime gelmiş gibiydim ama hala aklımda bir isim vardı. lanet olsun dedim neden ben neden aşık olacağım insanı seçme hakkımı bu yönde kullandığımı düşündüm nefes alma isteğim ağır bastı sudan kafamı çıkardım ve donmanın ne demek olduğunu anlayacak kadar üşüdüm alkolün etkisiyle onun yumuşacık sol avuç içini düşündüm, dudaklarıma temas ettiği istiklalin kokusu ve onun kokusunun karışımı hissettim yanımda olsa ona sarılmanın bana ne kadar huzur vereceğini düşündüm, simit sarayında çıktığımda elini tuttuğum koluna girdiğim anı hissettim ama hislerimin muhtaçlığımı arttırdığını gördüm ve hala üşüyordum yıldızları saymak için el verişli bir havada oldu bunların çoğu sonra denizden çıktım ve sığabileceğim bir kayanın üstüne uzandım üşümek eğlenceliydi kendim için ve onun için yıldız seçtim. ağlamaya devam ettim giyindim eve geldim duş almak istemiyorum falan işte
akla charles baudelaire'in "sarhoş olun" şiirini getiren başlıktır.
sarhoş olun
ama neyle? şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. ama sarhoş olun.
ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhosluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun, 'saat kaç' deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını: 'sarhoş olma saatidir. zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz.'
alın ve dudakların istemsiz attığı, uyuştuğu, kelimeleri söylemenin güçleştiği, çevrenin puslu görünmeye başladığı andır. üniversite ikinci sınıfta istanbul'a dağıtmak amacıyla gelip 1,5 şişe kırmızı şarap ve üstüne bira içtiğim birgün karanlığa boğulmuştum. resmen göremiyordum. yüzümü yıkıyordum ama çevre karaltılardan ibaretti. resmen korkudan altıma işeyecektim... siz siz olun ağzınızla için ve çakırkeyifken bırakın...