tükenmişlik sendromu

meryem uzerli'nin (hürrem), apar topar memleketi almanya'ya gitmesiyle gündeme oturan ve tartışılan sendrom. özetle kişinin kendisine büyük hedefler koyduktan sonra bu hedeflere ulaşamasından kaynaklanan psikolojik çöküntü, yorgunluk olarak tanımlanıyor. burnout sendromu olarak da anılan bu psikolojik durumun belirtileri fiziksel (baş ağrısı, uykusuzluk, güçsüzlük, enerji kaybı vs), duygusal (deprseyon, sinirlilik sabırsızlık vs) ve zihinsel (doyumsuzluk, hayata genel olarak olumsuz bakma) olarak görülüyor.
şımarma lüksüne sahip insanların hastalığı.*** depresyon da ilk çıktığında pek bir moda olmuştu. sonra migren daha bir sempatik gelmeye başlamıştı, herkes migren olmuştu falan. bence yeni bir şampiyonumuz var artık. tükenmişlik sendromu, hürrem yüzüklerinden daha çok moda olacak. ahanda buraya yazıyorum.

ama bence meryem uzerli kaçış için yanlış ata oynadı. callas kompleksi çok daha cool dururdu üzerinde.
türkiyedeki oyunculuk sektörünün bir dezavantajından kaynaklanan sendromdur. bok gibi paraya karşılık eşek gibi çalışmak deyimi bugünler için söylenmiş gibidir. ha çektikleri dizilere itibar ediyor muyum, hayır. ancak bu kişileri aşan bir durum. oyunculuktan ve oyuncuların üzerinden para kazananlar varsa mesele çözülmelidir. bu da sendikal yolla mümkün olur. aksi takdirde eşek olana semer vuran çok olur.
türk insanın çalışma hayatının ne kadar zor olduğunu gösteren sendrom.
türkiye muhalefetinin en belirgin problemi.
hal böyle olunca da, akp 2071' e kadar iktidarda kalma hayalleri kuruyor. e n'apacak mecbuuur..
bir zamanlar atilla taş'ı yunanistan'a iteleme projesi vardı hani. diyorum ki o gençlere söylesek, bi el atsalar da chp ve mhp'yi de bi zahmet yunanistan'a, olmadı ermenistan'a itelesek..?
tamam onlara da yazık biliyorum ama, bizim ki de can be kardeşim. bittik tükendik resmen..
halk arasında "görgüsüzlük" veya "orospuluk" adını verdiğimiz sendrom.
yıllardır yaşadığım ama adını yeni öğrendiğim sendrom. vay be! o hayattan bezmeler, her şeye olumsuz bakmalar, yataktan sürünerek çıkmalar, durup dururken gelen ağlama isteği, öfke nöbetleri bundanmış demek. ama tabi bazılarının bir kliniğe gidip "ben iyi değilim, param da çok. hadi beni iyileştirin." deme lüksü var. biz ekmek parası peşinde ağız tadıyla bir depresyona bile giremiyoruz. girsen ne olacak? dişini sıka sıka çalışmak zorundasın.

not: bu arada hanımefendi dolduruşa gelip yapımcıya "halit ergenç bölüm başına 65.000 tl alıyor, ben de başrol oynuyorum 20.000 tl alıyorum."-yazık kız!- demiş. ille de zam isterim diye tutturmuş. yapımcı 35.000 tl önermiş ama bizimki bunu da beğenmeyip berlin'e kaçmış. eşek gibi gelecekler ayağıma diyordur herhalde.

2.not: dedikodu programından aldım bu bilgiyi.
duyduğumdan beri bende olduğuna yürekten inandığım sendrom. erken yaşta hayata atılmak zorunda kalan insanların erkenden girebileceği sendromdur.
doğduğumuz andan itibaren yaşanan şeydir. kimisi erken tüketir.
paket açılmasaydı bir ihtimal iade ederdik ama ona da geç kaldık.
kimse de bununla ilgili yürütülen deneyde kullanılan deneklerden bahsetmemiş. ana akımcılar sizi!!!! * denek olarak kullanılan köpeğe sormak lazım nasıl hissetmiş deney boyunca. çok korkmuş mu! canı acımış mı!
son birkaç aydır etkisinde olduğumu düşündüğüm sendrom. 5 dakikada yapacağım bir iş bir saati bulabiliyor. duygusal açıdan buzlaşmış durumdayım. acı ve üzüntü içerisinde değilim. öyle hissetmem gereken zamanlarda bile. son aylarda çok çalıştım ve çok yoruldum. önümüzdeki günlerdeki yurtdışı gezilerime, pek sevdiğim bear argadaşımı kırmayıp ibiza'yı da mı eklesem dedirtmektedir.
sıkılma hali . öyledir ki sevdiğiniz şeyler dahi zamanı gelir sizi tüketir. sonuçlarının aynı olması ,rutine baglaması insanı tüketebiliyor. sanırım psikojik destek şart ya da iyi bir tatil . düşünsene uyanıyorsun uyyuyorsun ve arada geçen her sey ya aynı ya da sonuçları aynı uyanmak ya da uyumak gibi .
şu ara kesin bende olan zıkkım. yaz mevsiminde neşeli olmam lazımken olaya bak. her şeyden soğumuş vaziyetteyim. bok gibi bir durum.
fakirlerin yaşayamadığı sendrom. mesela ben hiç tükenemedim, çünkü böyle birşeye hakkım yoktu.
hayattaki zevklerin hepsini tadan ve yaşanacak bir şey kalmadığı düşünülerek bıkma sendromu