aids

ki günümüzde yeni nesil testler ile tanı konma süresi 60 güne kadar düşmüştür.
hiç kimse kusuruma bakmasın ama korku, utanma, umursamazlık kisvesi altında basit bir kan testini yaptırmaktan kaçınan kişileri ne anlayabiliyorum ne de saygı duyabiliyorum.
her şeyden önce maliyeti olan bir test değil, bağlı olduğunuz aile hekiminde bile istediğiniz zaman yaptırabileceğiniz basit bir kan testi. (sadece cinsel yolla bulaşan hastalıklara da bakılsın demeniz yeterli.)
anonim olmak istiyorsanız, birçok şehirde hiçbir bilginizi almadan bu testi yapan gönüllü kuruluşlar var.
karşılığında ne kazanırsınız?
tanıdığınız ya da tanımadığınız seks partnerinizi, aile bireylerinizi, yakınlarınızı korursunuz.
erken safhalarda ilacınıza başlar ve bulaştırma riskinizin olmadığı döneme daha çabuk ulaşırsınız.
hiçbir zaman korunmadan ilişkiye girmeyin ama unutmayın ki prezervatifin bile koruyuculuğu yüzde yüz değilken ve bu virüsün, kan yolu ile bulaşa göre düşük ihtimal bile olsa, üreme organ sıvılarıyla bile bulaş riski varken en azından 6 ayda bir kan testi yaptırmayı alışkanlık haline getirin.
hem kendinizi hem de çevrenizdeki insanları koruyun.
istanbul'da "ben nasıl birinden kaptıysam yattıklarım da benden kapacak" diyerek pozitifliğini saklayan ve korunmayan insanlar tanıdım... lütfen korunmayı unutmayın, üşenmeyin!
başlığı okuyunca aklıma ilk gelen yakın arkadaşımın bu hastalığı kapması ve eski dostunun herkese ifşalaması. kahpelik bedava. oynat bakalım
çok değil bak, 40 sene önce amerikada ilk reagan döneminde çıktığında ölenler gay olduğu için önlem alınmamış, reagan kendisine bu konuda ne yapacağını soran gazeteciye "ne korkuyon ibne misin ehi ehi" tadında bir cevap vermişti. içten içe amerikan halkı bir final solution istiyordu aslında.

reagan virüsün heteroseksüellere de geçtiğini öğrenene kadar parmağını kıpırdatmadı. o zamana değin on binlerce gay ölmüştü. işte amerikada bir gay nesil böyle yok edildi.

onlar öldü, ama onların ölümüne sevinenler, sebep olanlar şu anda hayatta. ve hesap vermediler, vermeyecekler.
normal heart filminde ilk ortaya çıktığında eşcinsel dünyasında yarattığı panik güzel ele alınmış. ne acıklı filmdi :(
aıds, hıv enfeksiyonu sonucu bağışıklık sisteminin çökmesi ile beraber fırsatçı enfeksiyonların ortaya çıktığı bir evrenin adıdır. yani kaposi sarkoma ve pnömonia gibi enfeksiyonların bağışıklık sisteminin zayıflığından istifade ortaya çıktığı evre. cd4, yani bağışıklık sistemi hücre sayısının 200'ün altına düştüğü zamanlardır. ama günümüzde tedaviye ulaşan hiç kimse bu evreye gelmemektedir. bu evreye enfeksiyonun gerçekleştiği tarihten genelde 3-5-10 yıl sonra ulaşılabilmektedir.
1982'de grid (gay related immune disorder) olan ismi, aids (acquired immune deficiency syndrome) olarak değiştirilmiş ve gay'ler üzerine yapıştırılan bu etiket kaldırılmıştır.

evet, en güvenli yolun "korunmak" olduğu konusunda hemfikiriz.
hiv epidemisinin uzunca bir süre eşcinsel topluluğunda daha yaygın olmasının sebebi devletlerin ve toplumun sürdürdüğü ayrımcı-homofobik politikalardı. 80'ler boyunca sürdürülen bu gey kırımı elbette affedilemez ama queer hareketin birleştiricilerinden olduğu da bir gerçek.

https://www.apa.org/pi/aids/resources/ex...

1985 yılından bu yana sağlık bakanlığınca testlerle doğrulanan 25809 hiv+ kişi ve 1958 aids vakası bildirimi olmuş. klimik derneğinin hiv/aids çalışma grubuna göre ise testlerle doğrulanmışlarla beraber türkiye'de yaklaşık 90 bin hiv+ kişi olabilir. aradaki bu farkı, halk sağlığı genel müdürlüğü 2020 istatiklerinde 'hiv/aids pozitif bireyler sosyal damgalanma ve ayrımcılığa uğrama endişesi ile özellikle küçük illerde tanı ve tedavi hizmetleri almaktan kaçınmaktadırlar.' şeklinde açıklıyor. sanki sağlık bakanlığının damgalanma endişesine yönelik önleyici politikalar üretme sorumluluğu da yokmuş gibi.

hsgm 2020 hiv/aids istatistikleri: https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/bulasici-h...

ek olarak bu konuda önerebileceğim güzel bir türkçe kaynak var. özen beltan demir - biyopolitika ve queer: aids krizi, bağışıklık ve ötesi.
  • /
  • 3