ayı sözlük günlük

  • /
  • 11
arkdaşıma gerilim filmi tavsiye ederken silence of the lambs yerine silence of the sheeps demiştim bu siyasi bi gönderme mi dedi o senin takdirin diyemedm dilim sürşszvsxs tü dedim
bugün erken uyandım, günün en başından itibaren yapacak bir işim vardı, kendimi meşgul etmeyi başardım. evdekiler yatmaya teker teker başlayınca kahvemi aldım, kitabımı okumaya başlayacaktım ki kokunu hissettim. beynimle beraber burnumun bir oyunumu yoksa istemediğim özlemimin getirdiği bir sonuç mu bilmiyorum ama kokunu hissettim. aramızda kilometrelerce mesafe varken ben senin kokunu almayı başarabildim.

gözlerimi kapattım. tüm gün uğraşıp kendimi kandırabildiğimi düşündüm. rahatlayabileceğimi düşündüm. mutlu bir gün geçirebileceğimi sandım.
engellemeye çalıştıkça, sistemimden seni uzaklaştırmaya çalıştıkça bir yerden çıkıp bana kendini hatırlatmayı başarabiliyorsun.
ne zaman kurtulacağım senden. neden sadece ben acı hissediyorum.
beni merak etmemen, iletişim kurmamana üzülüyorum. nasıl bu kadar farklı duygular hissedebildik birbirimize karşı.


çok basit bir insan olmaya başladım. değerlerimi kaybediyorum. saplanmış durumdayım.
sevgili günlük,

sevişmeyeli o kadar oldu ki delireceğim sanırım. en son bu kadar uzun sevişmediğimde bakirdim. tekrar bekaretimi kazandığımı düşünüyorum. ay ilk seksim kiminle olacak acaba?

sevgilerle...
ne oluyor bilmiyorum ama aylar önce yalnızlıktan ağlarken bugün başıma deli gibi talip yağıyor. n’oldu da herkes peşimde koşmaya başladı ölücek miyim noluyor?

o kadar değiştiriyor ki beni bu süreç değişeceğimden, ilgi manyağı olucağımdan çok korkuyorum...
of çok güzel günlük
2 aydır hayatım gerçekten o kadar kötüye gitmeye başladı ki ,ömrüm boyunca kendimi hiç bu kadar umutsuz hissetmemiştim sanki. yaptığım her şey boş ve anlamsız gelmeye başladı, boşa kürek çekiyor gibi hissediyorum. buna rağmen içimdeki yaşama isteğini nereden buluyorum bilmiyorum veya da zorunluluklardan devam ediyorum sadece emin değilim.
karantina süreci de sanırım sorunlu olan psikolojimi daha da kötü etkiledi.
hayatım tam olması gereken noktaya ulaştı: tamamen boşuna yaşıyorum,varlığım gereksiz. keşke birkaç yıl önce yapmaktan vazgeçtiğim şeyi yapsaydım da daha az mutsuz bir şekilde göçerdim, bugünleri görmezdim. ruhsal,bedensel,fiziksel aklına gelirse artık gücüm kalmadı.
sevgili günlük,
monoton bir hayat devam ediyor. sorumluluklar, stres ve günü geçirme. pandemi de cabası...
değişiklik olsa biraz güzel olacak hayatta. kendine iyi bak. görüşürüz.
geçen hafta arkadaşlarla buluşunca bir kez daha mrlegs olduğumu anladım ki giydiğim sadece dizin biraz üstünde şorttu. bakan bakana bacaklara, övgüler, kıskanç yorumlar neler neler.
ulan sözlük 1 saat kadar önce gülüp eğleniyordum ama şu an günün muhasebesini yapınca bazı detaylara takılıp bi durgunlaştım. okumak istersen gireyim detayına. öğlen sonu iki kız arkadaşımı davet ettim. corona karantina sebebi ile çok uzun zamandır görüşemiyorduk. kahkalar, eğlence dertleşme havada uçuşuyor, epey keyifli kısacası. konu ilişkilere geldi, ikisi de ilişkilerini yakın zamanlarda bitirdiği için bu konuda muzdaripler. siz erkekler yok musunuz alayınız şerefsize falan bağlandı olay. tabi işin ayrıntısı eşcinsel olduğumu da bilmiyorlar. ben bi yorum yapmadan gülerek izliyorum bunları. en sonunda biri bizi üzmekten başka bi işe yaramıyor erkekler diyince ötekisi de dedi ki keşke hanzoların dediği gibi lezbiyenlik tercih olsaydı da tercihimizi değiştirseydik.... o an içimden geçti eşcinsel olsan gerçekten mutlu olabilir miydin hele ki bizim ülke, bizim toplumda. ama doğuştan elimize aldığımız bir maskemiz var ya, işte onu çıkartıp da yorum yapmaya, soru sormaya güç de bulamadım cesaret de. devam ettim gülmeye...
selam efenim.

ilk başta hislerimi bir video ile anlatacak olursam:


kendimi çok rezil ettim bu aralar, böyle yoğun duyguları kaldıramıyorum ben. kendimi çok, çok aşağıda gördüm, tükürdüğümü yaladım, bihterin final bölümündeki nevrotik halleri gibiydim.

şimdi bir covid görevlendirmesi geldi, oh rahatladım beynim saçma sapan takılmıyor falan. hayat güzelmiş :)
yalnızlık ihtiyacı diğer insanlara nazaran daha fazla olan asosyal bir insan olduğum halde şu günlerde gerçekten yalnız hissediyorum. bunda karantina sürecinde yakın olduğunu düşündüğüm arkadaşlarımla ipleri koparmamın da payı var tabii. aslında hep farklı dünyaların insanlarıydık ama hep bir şeyleri bastırdık. nihayetinde en olmayacak zamanda gerçek hislerimiz gün yüzüne çıktı. diğer bir sebep de üniversiteye başladığımdan beri heteroseksüel insanlara karşı önyargımın olması. maalesef onların beni hep hor göreceğini sandım. gay ortamından arkadaş edinmeye çalıştım ama tam tersi oldu. aynı kaderi paylaştığım insanlara ne yapsam yaranamazken, fakülte arkadaşlarım beni bağırlarına bastılar. kıymetlerini anladığımdaysa her şey için çok geçti, pandemi başladı. bugün maalesef sabahları bir günaydın mesajı, arada bir halimi hatırımı soran bir mesaj bile almıyorum. öyle işte.
böyle kalkıp "galiba sorun bende" dediğim günlerden biri. belki de gerçekten hoş bir insan değilim.
selam sözlük, redkid döndü. artık 22 değil 23 yaşında, bekaretini kaybetti ve kötü bir sevgililik dönemi geçirdi. kıskançlık krizlerini atlatmakta hala güçlük çekiyor ancak biraz da uslanmaya çalışıyor. dark bear ile de iyi geçinmeye çalışacak artık *. gösterişçi kaşarlığını bir kenara bırakıp daha edepli olmaya çalışacak. artık bol bol beraberiz, ağlayıp sızlanırsam azıcık alttan alın beni *.
saat daha 8 olmadı ama ben uyumak istiyorum. burnumun alnımla birleştiği yerde ağlayamamanın verdiği bir acı var. kafamın içinde bülent ortaçgil'den sensiz olmaz şarkısı çalıyor. olur gibi aslında ama şimdilik olmuyor. kendimle savaşmaktan yoruldum, yeni cephe açmaktan sıkıldım.
normalde yarın karantinam bitiyor ama fenalaşıp ambulans çağırdığımı abartarak iş arkadaşlarıma anlatınca yöneticim arayıp bu hafta evden çalış dedi. çok mutluyum ya 1 hafta daha çalışmayacağım anlamına geliyor bu. yalnız çok alıştım çalışmamaya. geri dönüşümde adapte olmam zor olacak. çalışmaktan nefret ediyorum!
yine başıma gelen enteresan bir olayla bu başlığın altına bir şeyler karalicam. daha az önce oldu. bahsedeceğim kişi hakkında bir kaç entry daha girmiştim, bu entryi sonlandırdıktan sonra onları da ekleyeceğim.


tip ve fizik olarak çok hoşuma giden biri vardı. adam memur, bi yerde müdür. lise zamanlarında arkadaşa bi belge lazım olmuştu onunla giderken görmüştüm onu. o günden beri aklımdan çıkmamıştı. memlekete her geldiğimde uzaktan gözüme çarpardı, yakından görmek hiç nasip olmadı. 10 senedir öyle. geçen sene bi kaç kere yakından görmüştüm, o kadar hoşuma gitti ki sosyal medyadan falan takip etmeyi düşündüm. ilk defa böyle bir şey düşünmüştüm; hoşlandığım kişiye takip isteği atmak gibi. hani bakarsın birine bu benim olsun başka hiçbir şey istemiyorum dersin. öyle bir hisle bakıyordum adama. bi gün aniden karşılaştık ve gözgöze geldik. bu anı daha önce tasarlamıştım aklımda. diğer platonikler gibi ona karşı çekingen davranmicam, daha ilk gördüğüm gibi selam verip muhabbet falan açacaktım. ama düşündüğün ile yaşadığın aynı olmuyor. karşılaşırken göz göze geldik, elim ayağıma dolandı. bazı insanların bakışları konuşur gibi o kadar ki anlamlı. bunun da öyle işte. kaç sefer daha karşılaştık, her bakışımızda da gözlerimizi ayırmadık. her ne kadar hoşuma gitse de konuşup sohbet edecek ortak bi noktamız yoktu. o yüzden zamanla umudum da tükendi. ayda yılda bir denk gelirdik zaten.

az önce hornetten genç biri yazdı bana. hesap 10 dk önce açılmış. buldun mu bir şeyler diye. kendi de olgun arıyormuş, burda pek ortam yokmuş, varsa önerebileceğim kimse diye soruyor. yok cevabını alınca bu sefer biraz özel muhabbetlere girdi. ilk ne zaman başladın vs. ben de acaba beni tanıyan biri beni mi yokluyor diye şüphe ettim, ona göre cevap verdim. biraz da yalanla karışık açık sözlü görünmeye çalıştım, muhabbetin nereye gideceğini görmek için. reelde bakıştığım kimse var mı diye soruyor, evet deyince nerede karşılaştınız, nasıl biri diye sorguluyor. ben de full sallıyorum. amacım beni tanıyan biriyse eğer o olmadığımı düşündürmek için kendimle alakasız şeyler yazıyorum. soruları bitince kendi girdi konuya. falanca yerde şöyle şöyle biri var onda bir şeyler olabilir dedi. falanca dediğim yer bi kurum, bahsettiğim adam da o kurumda çalışıyor. tarif ettiği kişi de bire bir uyuyor ama emin değilim hala. öncesinden sordum, onda bir şeyler olduğuna nasıl kanaat getirdin diye. konuşması bakışları falan dedi. bu sefer kendim dedim benim de orda hasta olduğum biri var diye. aa nasıl biri belki aynı kişi dedi. yok dedim sen bıyık dedin bunda bıyık yok şöyle şöyle biri yazdım. her şey bire bir uyuyor dedi, kirli sakalı varmış, pandemiden dolayı serbestmiş falan dedi. resim falan istedi aynı kişi ise açılacakmış, kabul etmedim, doğru bulmuyorum diye. hakkında biraz da bilgi verirse o olup olmadığına emin olabileceğimizi söyledim. başta hakında bir şey bilmediğini resimde ısrar etti, benim resim göndermeme konusundaki kararlılığımı görünce şu departmanda çalışıyor sanırım dedi. çalıştığı departman doğruydu, evet aynı kişi dedim. aynı kişi olduğuna emin olduktan sonra bu başladı şaka yaptım o adamın ortamla ne işi olur, sikerler bizi falan demeye. ama konu o değil. kafam allak bullak oldu. acaba bana yazan kişi o mu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. mesajları baştan sonra tekrar tekrar okuyorum, bakıştığın kimseler var mı, nerelerde karşılaşıyorsunuz, nasıl biri sorularından tutun evinin evimize olan mesafesine kadar tutuyor. bu açıdan bakınca kesin odur diyorsun, sonra burdan biriyle tanıştım 45 yaşında falan diyo. bu sefer de gerçekten olgunlardan hoşlanan genc biri olabilir diyorum. iki ihtimal arasında gidip gelmekten kafayı yiyorum. böyle tesadüfler neden benim başıma gelir ki. zar zor adamı aklımdan çıkarmıştım. şimdi de gel bu ihtimali düşün. hadi her şey normal olsun bana yazan tesadüfen ondan bahsetti diyelim. bu sefer çocuğun da benim düşündüğümün aynısını düşünmesi hayrete düşürüyor beni. ne benim çokcuktan haberim var ne onun benden, bi adamdan bahsediyor, bakışıyoruz diyor ondan bir şeyler olabilir diyor ve bu bahsettiği hoşlandığım kişi çıkıyor. en son hesabı siliyorum kendine iyi bak diyip sildi. gel de şimdi çık işin içinden.
sevgili günlük bu günde yeterli kadar boyumuzun ölçüsünü aldık çok şükür öptüm say
bugün de bok gibiydi. yaşıyoruz işte be. yaşamaya çalışıyoruz. yaşamak zor.
evde kalmak çok sıkıcıymış onu öğrendim. dışardayken evi özlersin, evdeyken dışarıyı.
  • /
  • 11