ayı sözlük günlük

  • /
  • 8
pazartesi 2 sunum, 1 ödev teslimi, çarşamba günü 1 sunum bekliyorken beni yine yumurtanın deliğe yanaşmasını bekliyorum..

bu ertelemeciliğimi bahane ederek yazdım yine eski sevgiliye, sonra seneler sonrasında ayrılmamın ne denli gerekli olduğunu hatırladım..

şimdi ağlayarak 31 sonra yine dizi delhizine gömüleceğim..

o sunumlar pazartesi sabahına yetişir mi bilinmez..
insanlar can sıkıcı olabiliyor. ama bu insanlar arkadaşlarım arasından birileri ise içerliyorum.

iki ay önce işimden istifa ettim, yeni iş arıyorum. keyifsiz bir süreç bu, bilen bilir. yakın bir arkadaşım olduğunu düşündüğüm biri ısrarla uzak duruyor. mesaj dahi atmıyor. sanki aramızda bir şey geçmiş gibi. onun işsiz kaldığı dönemde hesabını falan öderdim. düşününce ne farklıymışız diyorum.

arkadaş wp grubunda arada görüştüğüm yerlerin bahsi geçiyor, beğenmiyorum, beğenilmiyorum derken canımın sıkıldığını da biliyor. bugün iş değiştirdiğini yeni bir yere daha iyi bir pozisyon ile girdiğini yazmış. düşüncesizce geldi. ben olsam yapmam. ama yine de fazla mı hassasım yada ben mi alınganım diye düşündüm.

kıskandığımı söyleyemem çok kıskanç biri değilim. ama arkadaşım için sevinmediğimi fark ettim. çünkü içimde kendini bitirmeye başlamış. tebrik ettim ve hayırlı olsun dedim.

muhtemelen yakın zaman içinde toplanırım. iş krizim her zaman olmuştur benim. ama umarım affedici olmam. yani değer olarak yaptıklarına göre muamele etmeyi ihmal etmem, boşver demem.

benim arkadaşım olan biri bu şekilde davranmamalı.
uyu-------->uyan--------->aq bu hayatın--------->uyu döngü bu şekilde bu aralar
her sabah burnumun direği sızlayarak uyanıyorum ve 340 gündür bu hiç değişmedi.
insan öyle duygular öğreniyor ki, hayatı boyunca bir sürü şey öğreneceği kanısına varıyor.
kaç kere affettim günlük, kaç kere kaçtım, kaç kere kovdum? bana her gelişinde ben ona daha çok gittim.
fiziksel olarak bir şeyleri yitiriyorsun ama onun yokluğu daha ağır basıyor.
ruh sağlığın bozuluyor ama yine onun yokluğu kendini iyileştirmenin önüne geçiyor.
bir insanı hem çok sevmenin hem de aynı şiddetle nefret etmenin zorluğunu anlatamam günlük. ölmesini dileyecek kadar nefret edip aynı anda yüreğine kocaman bir ağrının oturmasını tarif edemem. bir insan böyle de delirebilirmiş günlük. delirtti. onun için sıfırdan kurduğun hayatın hiçbir değeri yokken nasıl tekrar kalkabilirsin ayağa? taşınırsın,ameliyat olursun,planların aksar,en kötüsü tüm çabana rağmen onu kaybedersin ve bok gibi çıkıp gider hayatından. en kötü zamanında acısını,hıncını,hırsını sana yüklemiş olmasının neresi affedilir? kendini değersizleştirdiği o minicik dünyasına seni dahil eder ve üstüne basıp tırmanır. ne ironik ki sorunsuz hayatına tırmanmış ve seni olduğu konuma çekmiştir. tepeden öylece bakar sana. “her şeyi silip atmamın sebebi sen. birgün gelecek ve seni de o kolayca sildiğim şeyler arasına koyacağım biliyorum. sana seninleyken söylediğim bütün kötü şeylerden hep pişman oldum ve sinirliyken söyledim. belki duymayacaksın ama ben sana bağırarak ve tüm içtenliğim ile geber diyorum.”
gebermesini diliyorum günlük. canım çok acısa da istiyorum. çünkü yaşadığım bu kırgınlık bu zamana kadar yaşadığım bütün kalp kırıklıklarını iç etti. sadece nasıl iyileşirim nasıl toparlarım bilmiyorum. yapayalnızım günlük. iyleşemediğim bir sabaha daha uyandım. günaydın eski acılarımı silip,aynı ve yeniden olan acılarımı paylaştığım günlük.
hepinizin pi günü kutlu olsun! *
merhaba günlük iki gündür bekliyorum. bekliyorum fakat yazmayacağını da biliyorum.
hep mesajları ben attım ama sıkıldım ya birazda ben ilgi göreyim. sürekli kovalayan taraf ben olmak istemiyorum hep seven hep seven ben , sevilen onlar. sıkıldım.

ne de zor sevecek sevilecek biriyle tanışmak.

neden kimseyi bulamıyorum ki günlük. sanki bedenimi saran anti-gay enerjisi var.

çok kıskanıyorum sahilde oturup birbirlerinin gözlerinin içine bakan insanları. dudağım ne zaman bir dudağa değecek ?
içimdeki boşluk ne zaman kapanacak ?
ne zaman teninin kokusunu içime çekeceğim onun ?
ne zaman keşke zamanı durdurabilseydim diyeceğim ?

her an ölecekmişim gibi.
sevilmeden , sevişmeden , sevmeden ölmek istemiyorum.
yalnızlıktan geberiyorum artık günlük.
virüs yüzünden tüm sosyal aktivitelerim iptal oldu -iyice de başarıyordum sosyalleşmeyi- bir haftadır evdeyim.

evdeyken yalnızlığım daha çok canımı acıtmaya başladı. okul , iş yoğunluğundan dolayı çok hissettirmiyormuş meğersem.

yeni anladım

mesajını beklediğim kişi bana dönmedi (yine)
ah korona ah onu bu pazartesi buluşmak için ikna edicektim oysaki. bu muhabbet geçsin diye 3-4 gün bekledim fakat o bana , sana sonra yazıcağım dediği şeyi bile yazmadı yedi günde.
üzdü..
daha yazmayacam ona.

kısmet açma büyüsü bilen var mı ? büyü filan yaptırmayı düşünüyorum artık. kafayı yemeye başladım. kendimi yine instagramda çiftlere bakarken yakaladım. ulan biz bir tanesini bulamıyoruz millet polyamory ilişki yaşıyor. hemde kütahyada.

birazdan ağlayarak uyumaya çalışacağım (yine). iyi uykular günlük.
ne olur benim sevdiğim biri de beni sevse sözlük ha? aşkıma karşılık bulmayı istemek çok mu sizce?
bu gun hayvan gibi ders calismayi planliyordum ama saat 10.30 da uyandım maaalesef. hele bakalim ilerleyen saatlerde ne olacak?
deli gibi facetime yapıyorum çocukla muhabbetim acayip sardı yani korona bitince onunla buluşup daha fazla sohbet edesim var. sohbet edebilen birisiyle konuşmayı özlemişim
o kadar sinirliyim ki. hayata, kendime, insanlara. çok şey hissediyorum, bağırmak, haykırmak istiyorum. yapamıyorum. geriye yaslanıp nefes alabiliyorum sadece, beni boğan ellerin arasında. kaçmak istiyorum ama ayaklarımı hissetmiyorum. dokunmak istiyorum ama kollarım yetişmiyor. yardım istiyorum ama ağzım kapalı, açamıyorum. düşünmemek istiyorum, hissetmemek istiyorum ama başaramıyorum. kendimi kapatmak istiyorum.
çok istedim, çabaladım. elde ettiğimi düşündüm. ama hayır, ne yetinmesini bildim ne de devam edebilmeyi. sadece izleyebildim, kendimi gösterdim ama aktaramadım, hissettiremedim. keşke dedim sürekli, keşke demekte pişman olmakta uzmanlaştım. kendimi toparlamaya çalıştım, yapamadıklarımı, yaptığımı sandıklarımı anladım. konuştum ve keşfettim. dağılan kemiklerimi, eksik parçalarımı tek tek toparladım. son bir parça kaldı ve günlerce aradım. yardım istedim. bulduğumu zannettiğim anda ellerimin arasından kaçtı, tutamadım. biraz daha dağıldım, en başa geri döndüm.
bitsin istiyorum, gitmek istiyorum, uçmak istiyorum.
#evdekal konseptli karantina günleri bana yaramadı a-dostlar. aldığım kilolar biryana dursun saçımdan ve sakalımdan oldum. elime aldığım traş makinesiyle önce saçlarıma sonra da sakallarıma kıydım. işlem bittiğinde kerem bursin, çağatay ulusoy olmayı beklemiyordum fakat bu kadarı da şaşkınlık yarattı. reziliiq
biraz da götümün soluna doğru oturayım diyorum, ne dersin?
  • /
  • 8