ayı sözlük günlük
dışarıda yağmur var ve ben kahvemi demledim netfilixte izleyeceğim dizimi başlattım sanırım haftaiçi çalıştığım için izinli olmamın bana vermiş olduğu mutlulukla yine evde olacağım
hasta halde çalışmak nefret edici bir durum ...
kalbim hayal kırıklıklarıyla dolu sözlük. ilk defa kendimi kabuğumdan çıkarıp birisi ile görüştüm, evet çok güzel duyguları tattım onunla, iyi ki de onunla aşmışım diyorum kendi engellerimi. ama sanki aramızda ki tüm etkileşim sadece benimle birlikte olmakmış gibi hissediyorum. etkileşimimizden önce 2 ay kadar telefondan konuşmalarımız, buluşmalarımız oldu. çok güzel vakit geçirdim, onunla beraberken çok mutlu idim. o akşamımız da çok güzeldi, tamamen ince ince işledi içime, çok güzel bir kapı açtı bana. ancak sonrasında ne konuşmalarımız eskisi kadar verimli oldu, ne de bir kez görüşebildik. zamanlamalar çok kötü denk geldi ve araya bir boşluk girdi. sanırsam kendisi benim hissettiğim duyguları hissetmiyor ama ben de kendi duygularımı tam olarak anlayamıyorum ki sözlük. gerçekten etkileniyor muyum yoksa ilk defa hissettiğim duygular olduğu için mi birşeyler oldu anlayabilmiş değilim. bildiğim tek bir şey var sözlük o da kalbimin kırık olduğu. bugün söz veriyorum kendime, yarın onunla ciddi bir konuşma yapacağım eğer isterse eve kahve içmeye davet edeceğim , gelmez ise de telefondan. çünkü bu bilinmezlik ve tek taraflı duygular yaşamak bana zarar veriyor sözlük. daha fazla ilerlemeden durdurabilmeyi çok istiyorum. çünkü zaten sonrasında bazı şeyleri yaşayabilmek, baştan başlamak çok zor olacak...
düşündüğüm pek çok konu aldığım tek bir aksiyon yok gibi düşünüyorum nedense. saçma geliyor bazen kızıyorum kendime söylüyorum yapacağım diyorum diyorum da diyorum sadece. netlik kavramım mı değişiyor anlamıyorum
gitmeme çok az bir süre kala hatalar yaptım ve ağırlığıyla saçma bir dönem geçiriyorum. aynı şeyler belli aralıklarla yaşanıyor. hiç ders çıkarmamışım.
sevdiğim bir arkadaşım kendi kendine tribe girdi cumartesi gecesi anadolu yakasında takılacağım diye düşünürken kendimi avrupa yakasında buldum dün beni arıyor bana benimle sorun yok dimi diye soruyor dedim neden olsun işte çıktınız falan dedim olaylar plansız oldu ki bunu açıklamak zorunda bile kalmam komik. anlamsız geliyor. plansız hareket etmemeliymişim gibi de plansız hafeket edilebiliyor
vergi dairesinde haciz kaldırmaya çabaladım.
borç almak için kendimi yırttım
karda ve buzda üç kere düştüm
ama bugün de ölmedim.
dün metronüste yolculuk ediyorum karşımdada çok yakışıklı bir beyefendi var. durağı gelince inmek için kapının önüne gitti , kapının yanında oturan kel orta yaşlı ve onla karşılaştırınca pek bir cirkin beyfendinin yanında ki direğe elliyle sakso çeker gibi bir ileri bir aşşa kadar götürüp bacağına çarptırdı ve bunu 3-4 defa tekrarladı. yakışıklı beyefendi bunu yaparken adama gülüyordu niyeti belli sevişmek istiyor. nispeten çirkin adam kafasını kaldırdı kaşlarını çattı napıyorsun diye bir bakış attı. yakışıklı beyefendi suratını somurttu ve o sırada duraktan hemen indi. tabi ben bunu görünce o kadar kötü hissettm ki kendimi sözlük. tamam niyetim sadece sevişmek değil ilişki sevgi bağı kurmak vs ama yinede türkiyenin en çok gey olan semtinde yaşayıpda yanlız olmak beni çok üzüyor. gey arkadaşlarımdan kimle sorsam biri hariç hepsi fuckbody istemiyorum uzun soluklu ilişki istyoruö diyor. hepimizin ortak noktasıda yanlız olmamız. çok yanlızım sözlük çoook
bugün çok önemli bir toplantım ertelendi iyi mi kötü mü bilemedim ama iyi hissediyorum
yine sinir hastası birisiyle flörtleşiyorum sözlük üstelik inanılmaz fırlama ve ukala ama saf birisine benziyor. umarım whatsapa geçince öteki gibi ota boka sinir krizi geçirmez.
bugun fark ettim, tam 5 yil gecmis aradan. daha dun bogazimda dugum oluyordu sana soyleyemediklerim. hic gecmedi. hic soyleyemedim. sen beni en iyi dostun bilirken ben sana ihanet ettim, beceremedim dostun olmayi susturamadim su lanet aski icimdeki. nasil anlamadin.. dugunune de gelemedim, affet. en yakin dostunu kaybettin saniyor kendini sorguluyorsundur bilirim seni; ben sadece nefes alamiyorum seni bir baskasiyla gorecegimi dusundugumde bile. seni oylesine ozluyorum ki... keske.
merhaba günlük. biraz ayrı kaldık.
dün bir videoya denk geldim, daha doğrusu şarkı klibine. benjamin koll' dan 2 men kiss için çok tatlı ve birbirine aşık olduğu belli 2 insanın öpüşürken çekmişler. çok tatlı ve gerçekten sıcacık bir an olmuş aralarında ki ancak nedense ben gülümseyerek izlerken bir anda ağlamaya başladım. çok kıskandım günlük onların mutluluklarını. hiç başıma geleceğini zannetmiyorum. ben çok güçlü bir insandım günlük, yalnızlığımla başbaşa değil beraber idim. çok güçlü hissediyordum kendimi, böyle şeyler hissetmiyordum. bir insan geldi beni açtı ama dağıtarak gitti günlük. bana zarar mı verdi iyilik mi yaptı anlayamadım. anlayamıyorum. sadece ağlayabiliyorum...
----------------------------
...
böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
bütün kara parçalarında
afrika dahil...
----------------------------
insanlar can sıkıcı olabiliyor. ama bu insanlar arkadaşlarım arasından birileri ise içerliyorum.
iki ay önce işimden istifa ettim, yeni iş arıyorum. keyifsiz bir süreç bu, bilen bilir. yakın bir arkadaşım olduğunu düşündüğüm biri ısrarla uzak duruyor. mesaj dahi atmıyor. sanki aramızda bir şey geçmiş gibi. onun işsiz kaldığı dönemde hesabını falan öderdim. düşününce ne farklıymışız diyorum.
arkadaş wp grubunda arada görüştüğüm yerlerin bahsi geçiyor, beğenmiyorum, beğenilmiyorum derken canımın sıkıldığını da biliyor. bugün iş değiştirdiğini yeni bir yere daha iyi bir pozisyon ile girdiğini yazmış. düşüncesizce geldi. ben olsam yapmam. ama yine de fazla mı hassasım yada ben mi alınganım diye düşündüm.
kıskandığımı söyleyemem çok kıskanç biri değilim. ama arkadaşım için sevinmediğimi fark ettim. çünkü içimde kendini bitirmeye başlamış. tebrik ettim ve hayırlı olsun dedim.
muhtemelen yakın zaman içinde toplanırım. iş krizim her zaman olmuştur benim. ama umarım affedici olmam. yani değer olarak yaptıklarına göre muamele etmeyi ihmal etmem, boşver demem.
benim arkadaşım olan biri bu şekilde davranmamalı.
uyu-------->uyan--------->aq bu hayatın--------->uyu döngü bu şekilde bu aralar
her sabah burnumun direği sızlayarak uyanıyorum ve 340 gündür bu hiç değişmedi.
insan öyle duygular öğreniyor ki, hayatı boyunca bir sürü şey öğreneceği kanısına varıyor.
kaç kere affettim günlük, kaç kere kaçtım, kaç kere kovdum? bana her gelişinde ben ona daha çok gittim.
fiziksel olarak bir şeyleri yitiriyorsun ama onun yokluğu daha ağır basıyor.
ruh sağlığın bozuluyor ama yine onun yokluğu kendini iyileştirmenin önüne geçiyor.
bir insanı hem çok sevmenin hem de aynı şiddetle nefret etmenin zorluğunu anlatamam günlük. ölmesini dileyecek kadar nefret edip aynı anda yüreğine kocaman bir ağrının oturmasını tarif edemem. bir insan böyle de delirebilirmiş günlük. delirtti. onun için sıfırdan kurduğun hayatın hiçbir değeri yokken nasıl tekrar kalkabilirsin ayağa? taşınırsın,ameliyat olursun,planların aksar,en kötüsü tüm çabana rağmen onu kaybedersin ve bok gibi çıkıp gider hayatından. en kötü zamanında acısını,hıncını,hırsını sana yüklemiş olmasının neresi affedilir? kendini değersizleştirdiği o minicik dünyasına seni dahil eder ve üstüne basıp tırmanır. ne ironik ki sorunsuz hayatına tırmanmış ve seni olduğu konuma çekmiştir. tepeden öylece bakar sana. “her şeyi silip atmamın sebebi sen. birgün gelecek ve seni de o kolayca sildiğim şeyler arasına koyacağım biliyorum. sana seninleyken söylediğim bütün kötü şeylerden hep pişman oldum ve sinirliyken söyledim. belki duymayacaksın ama ben sana bağırarak ve tüm içtenliğim ile geber diyorum.”
gebermesini diliyorum günlük. canım çok acısa da istiyorum. çünkü yaşadığım bu kırgınlık bu zamana kadar yaşadığım bütün kalp kırıklıklarını iç etti. sadece nasıl iyileşirim nasıl toparlarım bilmiyorum. yapayalnızım günlük. iyleşemediğim bir sabaha daha uyandım. günaydın eski acılarımı silip,aynı ve yeniden olan acılarımı paylaştığım günlük.
hepinizin pi günü kutlu olsun!
*
merhaba günlük iki gündür bekliyorum. bekliyorum fakat yazmayacağını da biliyorum.
hep mesajları ben attım ama sıkıldım ya birazda ben ilgi göreyim. sürekli kovalayan taraf ben olmak istemiyorum hep seven hep seven ben , sevilen onlar. sıkıldım.
ne de zor sevecek sevilecek biriyle tanışmak.
neden kimseyi bulamıyorum ki günlük. sanki bedenimi saran anti-gay enerjisi var.
çok kıskanıyorum sahilde oturup birbirlerinin gözlerinin içine bakan insanları. dudağım ne zaman bir dudağa değecek ?
içimdeki boşluk ne zaman kapanacak ?
ne zaman teninin kokusunu içime çekeceğim onun ?
ne zaman keşke zamanı durdurabilseydim diyeceğim ?
her an ölecekmişim gibi.
sevilmeden , sevişmeden , sevmeden ölmek istemiyorum.
yalnızlıktan geberiyorum artık günlük.
virüs yüzünden tüm sosyal aktivitelerim iptal oldu -iyice de başarıyordum sosyalleşmeyi- bir haftadır evdeyim.
evdeyken yalnızlığım daha çok canımı acıtmaya başladı. okul , iş yoğunluğundan dolayı çok hissettirmiyormuş meğersem.
yeni anladım
mesajını beklediğim kişi bana dönmedi (yine)
ah korona ah onu bu pazartesi buluşmak için ikna edicektim oysaki. bu muhabbet geçsin diye 3-4 gün bekledim fakat o bana , sana sonra yazıcağım dediği şeyi bile yazmadı yedi günde.
üzdü..
daha yazmayacam ona.
kısmet açma büyüsü bilen var mı ? büyü filan yaptırmayı düşünüyorum artık. kafayı yemeye başladım. kendimi yine instagramda çiftlere bakarken yakaladım. ulan biz bir tanesini bulamıyoruz millet polyamory ilişki yaşıyor. hemde kütahyada.
birazdan ağlayarak uyumaya çalışacağım (yine). iyi uykular günlük.
ne olur benim sevdiğim biri de beni sevse sözlük ha? aşkıma karşılık bulmayı istemek çok mu sizce?
deli gibi facetime yapıyorum çocukla muhabbetim acayip sardı yani korona bitince onunla buluşup daha fazla sohbet edesim var. sohbet edebilen birisiyle konuşmayı özlemişim