cartman2

Durum: 170 - 44 - 1 - 0 - 13.08.2018 00:14

Puan: 1282 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 9

yazarların şu anki ruh halleri

ruh halim biraz durgun. uykum var. sessizlik ile ışıksızlık yetersizdi. alkollüydüm. şimdi daha iyiyim. alkollüyken daha da iyiydim. kokuyorum.
ayaklarım sallanırken tutmayı öğrendim. gözüme sigara dumanı tuttuğum gibi nefesimi verdiğimde daha şişmandı. dün akşamki bardağımı biraz daha okşuyorum
göğsüme yaslanan bir eli az daha ileride gördüğümde içimden geldiği gibi dilimi çıkardım. yukarı üflemek bu bu demekti. kaşlarım az daha, az daha ileride.
hiç kimseyi sevmemeye şaşırmak yeni bir şey gibiydi. az daha, biraz daha nefesini tut. az daha az az daha tut. içime doğru tuttuğum gibi titremek bu demek. kağıtları ince ince kesip üst üste yapıştırdım. bir tek kolonlar oradan bakardı, kendi kendilerine yeni isimler uydurmak için. soğuk göz toprak demekti, soğukta gerildim. ince ince korktuğumda kötülüğüme unutmak dedim. iyi insan olmayı buz kıymıklarını dilimle çevirmek olarak anlamıştım. bu durumda hissettiklerim dilime yapıştığında derin derin nefes aldım. suratımı buruşturdum. hiç kimse gibi var olmak zordur. aklına gelenleri hissettiğin gibi yazmak okumak mıydı? denize sarılan duvarları eriten yeşil solgunluk içimde yankılandı.
yorgunluk bir duvara tutunmak demek ise, yağmurun sakızı eritmediğini anlamak lazım. dik durmak için arkama yaslandım.

tekken 7 fated retribution

ps4 almak için yeni bir sebep. yeni eklenen karakterleri tek tek denemek istiyorum. eski oyunlardan iki karakter, yeni oyunlardan bir karakter eklenmiş. bu sezon steam'de açılan karakterlerden biri de çok hoşuma gitti. virtual fighter'daki çocuğa benziyor.

tekken

pleysteyşın'ım çalıştığı zamanlar beşinci oyunuyla ömrümü yediğim seri.
tekken tag tournament de eğlenceliydi, bütün ekstra karakterleri açıp bonus modları falan da oynamıştım.

ayı sözlük itiraf

düşünecek vakit bulduğum günlerde de, hep olduğu gibi bolca sigara içiyorum. içtiğim her sigaranın bana verdiği zararı düşünmeye ayrılacak kadar bir düşünce payını da yazmaya ayırabilirim. kimi anlarda hissedilebileceği varsayılacak olanların yokluğu, soğuk gecelerin temiz kokulu sabahları öten kuşlarla birlikte soluduğumuz havaya katmakla da olsa paylaştığımız yokluğu beni yazmaya itebilir. sıcaklığa daha yakın akşamlarda tek başıma, odamda olsun, balkon ya da terasta olsun yürüyebildiğim —çemberler, dönüşlü yollar çizecek şekilde— dolanabildiğim, dolaşabildiğim yerlerde olsun, yalnız olduğumu gerçekten hissedebildiğimde neyi arıyor olduğumu anımsamaya çalışırım. neyi istediğimi, ne demeye çalıştığım belli ediyor olacaktır.
eski arkadaşlarım hatırıma geldiği zaman onların yalancılıkları kadar bana verdikleri değeri de görür gibi olmaya çalışıyorum. olduğum gibi kalmadığımı görünce hatırlanmadıklarını değil de, önemsenmediklerini yine anlamak için

bana verilen bu öfke çok değişti, bir sürü aşamadan geçti. aynı kalanları unutmayı seçtim. kimsenin aynı kalmaya değer görülemeyeceğini her geçen gün ile daha da iyi anladığım söylenebilir. meyve suyu ile çeşitli gazlı içecekleri karıştırarak yaptığım turuncu sıvıdan içiyorum.
beni önemseyen kimseler arasından yaşam biçimime saygı duymayanları, kendi üstün yönlerini yüksek sesle söyleyebiliyor olmanın gerçek özgürlük olduğu kanısına varmış olsalar bile diyeceklerimi kimsenin duymadığı bir yere gitmeye gerek duymadığım söylenemez. bağırmadan da yaşanabileceğini kendime kanıtlamak için öncelikle yapılması gerekenleri yapmak içimden gelmediğinde sırtımı arkaya yaslayıp kafamı kaldırarak odamın duvarına asılı olan saate bakıyorum. aynı yerde duruyor.

kimin neyi ne şekilde yaşayabileceğinin ölçüsünü ben tutmuyorum, en azından bu yaşadığım yerde. yatağımın üzeri biraz dağınık. bir ayna almak istiyorum. uzun uzun bakıp hiçbir şey dememek için yeterli gördüğüm tek şey ayna şimdilik. bakmayı sevdiğim şeyler arasında şarj aletimin kablosu da var. esinti, odamın sessizliği içinde varlığını sürdürüyor. sokaklar karardı, boşaldı, uzak, boğumlu bir gecenin altında kaldı. yanık tütün dumanı perdelerimden süzülüp akıyor dışarı.
renkleri düşünüyorum, düşlüyorum. hepsi birbirinin aynı değil; öyle olduğu söylenemez diyenlerden değildim önceden.
solgun bir umutla yazmak için dişlerimi dilimle sıvazlıyorum. pençelerim karanlık.
iri gülüşlerle yanından geçip gittiğimi duymamış olanlarla birlikte, sisli bir sabah ışığı bekliyoruz. iki elim de boş; uzanıp kırdığım bir çalının dalını hatırladığım yere gitmeden. gölgelerin seçilemez olduğunu kim söylerse söylesin, onların giysileri ne kadar kirlenmişse kirlensin, beklemek bitmiyor.
durduğum yerde, tam da ucunda durduğum yerde sivrilen bir sıcaklık var. sıcağında bulunduğum sivrilik ile ucunda vardığım bakış aynı olmamalı. hamburger paketinden çıkan iki kağıt tuz görüyorum. sesleri ıslak gibi. gidecekleri yer, benim gitmelerini istediğim yerdir.

alttaki yazara soracaklarım var

yalnızlığını sürdürmeyi isteyip istemediğine bağlı. nasıl unutursun? yalnızlığını düşünme, başka şeylere odaklan. daha çok kitap oku mesela. yalnızlığınla mutlu olabileceğini söyleyemem.

boş zamanlarımda yapabileceğim şeyler önerebilir misiniz?

rimming

çok keyifli bir deneyim. bu yöntemi uyguladığımda alttan çeşmem açılmıştı, yerde birikmişti. yatağa uzanırken, eğilip, serbestçe duran ürperip titrememeye alışmış deliğine önce parmaklarımı batırdım. mmmh. sonra yalamağa başladım.
benden önce odanın tuvaletine girdiği için olsa gerek (belki de işin tekniğini o yaşa geldiği için bildiğinden) tadı nefisti. iyice emip sömürdüm.
partnerim de çok zevk almıştı bu ön sevişmeden.

(bkz:göt yemek)

bearseksuel

ay benim bu galiba. ne zaman porno izlesem elim hep bear kanallarına gidiyor. canım çekiyo demek ki öylesini. yoksa benim yaşlarımda, kilolu olmayan, hatta kılsız erkekleri de beğendiğim olur.
böyle bir sınıflandırma da çok komikmiş, ahaha. bir tek o olsun.

cardcaptor sakura

ulusal tv kanallarımızdan birinde yayınlanmış japon çizgi-filmlerinden biri. anime serisi.
sihirli, gizemli güçleri olan resimli kartları bulup toplayan, bu kartları biriktirmeye çalışırken de kartların barındırdığı lanetli ruhlarla savaşıp onları yenmek için, önceden toplamış olduğu kartların güçlerinden yardım alan bir kız ile o kızın arkadaşları arasında yaşanan çeşitli olayları konu alan bir çizgi dizidir.

ingilizce alt yazılı, ana dilinde izlendiğinde daha çok keyif veren animelerdendir. gay/lezbiyen alt tonları içerir; çocuklar için de uygun, eğlenceli konularıyla her bölümde izleyiciyi alıp götürmeyi başaran bir kurgusu var.
akıntıya kapılıp mazgallara doğru sürüklenen kartı yakalamaya çalıştıkları bölümü dün gibi hatırlıyorum; sahnelerdeki biçimlerin konumlanışını beğenmiştim.

emişmek

nekrofili

çok kitap okuyan kişi rahatsızlığı. bir çeşit sevicilik*

(bkz:nekropsi)

ayı şiirler

gitmek kalmak demekti,
öpüşmediğimiz anlarda bile.
bizim dışımızda, yaşamak;
orada duyulur sözler
dolaşık tarlaların köreldiği çizgiler;
sen ile ben.

yürürüm yalnız umudun
söndüğü uzak yerler,
yemek yemeyi özlediğim
uzak gölgeler onlar;
internet bilirdik demek.
görünüşe bakmakla
daha da uzak

rentboy

salvador dali

söylentilere bakılırsa biseksüelmiş. ispanyol şair federico garcia lorca ile ilişki falan yaşamış. resimleri fazlaca katmerli, düşündüren, yoran resimler. fıldır fıldır gözleri var.

yatılması gerekenler listesi

eskiden olsa müzisyeninden oyuncusuna bir sürü ünlü kişinin ismini yazmak isteyebileceğim bir liste. yatılması gereken çok şey var aslında, doğru.
eski azgınlığım azaldı mı, yavaş yavaş aseksüel olmaya mı başladım diye düşündüren.

çorap kokan hollywood aktörlerinden birinin ismini listeye ekleyesim var ama o da etine dolgun değil, hem yaşlandı.

şimdi aklıma geldi. salvador dali'yle *kesin yatardım.

kaytmak

sürüklemek. sürüklerken kaydırmak, kaydırırken taktırmak, taktırırken yırttırmak, yırttırırken paralamak.

yeni uydurduğum bir sözcüktür kaytmak. kaytan kraliçeler boyu, mastika

gurur

insan ismi.

onur'un yalnız başına olanı, olabileni. örnekli yazmaya itebilecek ölçüde çağrıştırıcı bir sözcük aslında gurur. eşcinselliği bile dışarıdan ithal etmiş gibi davranmayı, yılbaşına noel, noel'e kırismıs demeyi öğreten kişilerle tanışmadım. o onura erişmek hiç aklımdan geçmedi diyemeyecek olan kişileri düşünenlerin bir pusulaya oturtulup çevirmesi mi, burunlarının saat yelkovanına iliştirilmesi mi lazım bu yazıda? ikisi de değil.
herkes için her şey doğru olamaz, sayılamaz da. en son koyun saymaya kalktığımda...
doğudayız arkadaşlar. dünya yuvarlak olsa bile, haritalara —şimdilik— belirli bir çerçevede bakmayı sürdürüyoruz. gözümüzün nerede olduğu da önemli; ortadayız işte, diyenler çıkacağı için.
doğuda ibnelik ile queer'ilk ne yazık ki aynı şey değil. öyle anlaşılmadığını içten içe kabul ettiğimiz için, anlayışları değiştirme meselesini ağırdan alıyoruz. intersex ne alaka denebilir. cendır fluğiditi. ben kendime kadın desem ne olur, erkek desem ne olur. birileri gerçekte kim olduğuma, ne olduğuma, ne yapabildiğime, ne yapmak istediğime değil de,
nasıl davrandığıma, nasıl konuştuğuma, nasıl giyindiğime bakmayı sürdürdüğü sürece kendimden başka dostum olmadığına beni kim inandırabilir? sen inandıramazsın. burası dar da olsa iki burun deliğim, bir ağızım var. hayaller de var.

benim hayallerim de seni hiç ilgilendirmez. gey olmakla gurur duyduğunu babana söylediğin gün babanın aslında hayatta olmadığını gelip bana anlatmanı senden ben istemedim. bağıra bağıra söyleyemediğin, böyle loş köşelerde fısıldadığın şeylerle gurur duyduğunu söyleyemezsin diyen de ben değilim.
onuru zedeleyen şey bu bok kültür aslında. gerçekten kutlanacak bir şeyi herkese mal etmeye çalışırken yapışan dikenleri tırmalayıp sökemeyenlerin alışverişi.

hepsi de gurursuzluk için. onuru için ölmek, bir hiç uğruna yaşamak demek değil mi. bence öyle. sonra ingiltereye tatile gidersem dönüp beni sırtımdan bıçaklayacak kişiler en yakın komşularımdan çıkmayacak olsa böyle yazmam.

gizliliğin; alt metinlerle konuşmanın, ima etmenin görünmez kural sayıldığı vakitlerde
rezillik, pislik, başkaldırı var oluyor. bunlar güzel tarafları. kötü yönü, kimsenin altına imza atmadığı bir yaşama mücadelesi oyununda en zor karakterlerden biriyle, istesen de istemesen de bir mücadeleye, savaşa girmeye zorlanmak.

aileye yavaş yavaş çaktırmak, hafif hafif açılmak, boy vermek, dolabın kapağını gıcırdatmak bu gibi sebeplerden ötürü önemli. en azından burada açıkça yazabilmekle de olsa gurur duymaya, kendi benliğinizde bulduklarınızla mutlu olduğunuzu saklamak zorunda olmadığınızı belli etmeye alışmalı mısınız?

full ap

söylemesi biraz aptalca* bir tanımlama, tamlama. her lafın altında bir anlam arama ekibinden biri olarak buna da kendimce bir yorum getirmeyi düşüneceksem,
full ap, yalnızca ap olan kişilerle görüşmeyi tercih eden ap'dir
olsa olsa, derim.
kendim de ap'yim gerçi ama full olanı değil. a ağırlıklı ap'yim. kişisel deneyimler kısmına girmeden, yüzeysel hayaller, ütopik umutlar kısmından konuşuyorum. yoksa zaten yalnızca a oldum şimdiye kadar. ağız ap'siyim sanırım. iyi ki şişkindim o gün, yoksa tekrar görüşmeyeceğim biriyle ötekini denemek isteyebilirdim fırsatını bulmuşken. yine sadık sevgili arayan yalnız kovboy profilimi çizdiğime göre

digimon

bir zamanlar televizyonda dublajlı verilen animelerden biri. olay kurguları, gösterilmek istenen duygular falan tek seferde paketlenmiş, görselleri cirlop gibiydi. devimon'la az uğraşmadılar, sonra dişi devimon çıktı. zihin açan yönleri var.

geçen sene 3. sezonunu yine* izlemeye başlamıştım. 20-30 bölüm falan izledikten sonra başka şeylerle kaynadı, gerisini getiremedim. geri mi dönsem izlemeye?

kaşındıran tişört etiketi

keyif kaçıran, huzur bırakmayan, en yakınımızda, ense kökümüzde duran etiket.

agnostisizm

dinsizliğin en mantıklı türüdür. bir agnostik olarak bu konuda birinci ağızdan görüş bildirmenin kayırıcılıkla ilgisi olmadığını herkesin anlayabileceği dilde anlatmanın zorluğunu, ilk aklıma gelen sözlerle anlattığım an, "şurada burada okuduklarını gelip orada yazıyorsun" diyenlerin büyümüş gözleri altında ezilen ergenlerin bile "ahahaha ateistim ben agnostik neymiş hahahaha" dediği günler geride kaldıktan sonra herkesin birbirine vermesi gereken zararı verdiğinin lafı bile edilmese de öğrenilmiş olan gerçeğin şüpheye açık olduğu kanısını destekler nitelikte bir düşünce akımıdır agnostisizm.

tanrı varsa bile, ulaşılamaz yerdeki görünmez domateslerin dokusunda vardır. uçan patateslerin görünmez olmadığını söylemek ilk kez benim aklıma geldi, diyebilecek bir insan evladına "tanrı" diyenlerin, din dedikleri kitapların gerçekte dil ile yazıldığı; kafaların kalınlığından değil de böceklerin bacaklarını sayanların boş kuruntularından ötürü anlamazdan geliniyor. çünkü çok güzel oluyormuş öylesi, ona sorarsın. çoğunlukla çoğalma eğilimindeki kişilerin pis kalıntıları ne renkmiş ki?

eşeğe de yeni isim bulup ulamayı tersten gösterene başparmak yüzüğü takmak gibi düşünceleri yaşama sevinci ile karıştıran yazarlara agnostik denemez. kendileri babalarını henüz öldürmemiş* birer balıkçı gibidir çünkü.
  • /
  • 9

alttaki yazara soracaklarım var

dışarı çık hiç gidemediğin yeni mekanlar keşfet. fotoğraf da çek anılar biriksin.

götümde çıban çıktı sanırım nasıl geçer bu meret? adsfadfs.

an

galiba eski türkçede vahşi hayvanları belirtmek için kullanılan bir yapım ekiydi. örneğin yılan, kaplan, aslan, sıçan.

Toplam entry sayısı: 170

rimming

çok keyifli bir deneyim. bu yöntemi uyguladığımda alttan çeşmem açılmıştı, yerde birikmişti. yatağa uzanırken, eğilip, serbestçe duran ürperip titrememeye alışmış deliğine önce parmaklarımı batırdım. mmmh. sonra yalamağa başladım.
benden önce odanın tuvaletine girdiği için olsa gerek (belki de işin tekniğini o yaşa geldiği için bildiğinden) tadı nefisti. iyice emip sömürdüm.
partnerim de çok zevk almıştı bu ön sevişmeden.

(bkz:göt yemek)

twitterda sürekli lady gaga beyonce vs konuşan gay

mainstream'dir. stereotipik geydir.
(bkz: gay stereotipi)

edit: o değil de ana akımdan öğrenecek bişeyler bulmuşum galiba geçen gün. buraya geri dönünce farkına vardım

ayı sözlük

internetin en güzel köşelerinden biri.
uzun süredir uğramıyordum. burası bana güzel şeyler hatırlatmıştı, şimdi de hatırlatıyor. gardrobumun içini artık yadırgamadığımı anladığımı kendime gösteren aynaya bakma kısmını çoktan geçtiğim anı anladığımda burada önceden yazıp bıraktığım, sonra da unutup gittiğim şeylere bakıyordum. çoğu hypertext gibi çember çizerek beni başa döndüren, yolda topladıklarımı eteklerimden döktüren, döktükten sonra da dönüp baktığımda ayaklarımın altında sürüklenip ezilenleri gösteren bir yer oldu. anlayışım kıtmış biraz, hâlâ anlayamadığım noktalar yok değil

ayı sözlük yazarlarına tavsiyeler

yöneticilerle fazla dalaşmayın. arkadaş olamazsanız birbirinizi üzecek şeyler yapabilirsiniz. o noktada karşılıklı iki kişinin birbirinin özel hayatlarını yargılaması/yadırgaması falan başlıyor. kimin haklı olduğunun bir önemi yok. kimse kimsenin yaşamına girmek zorunda değil. bence önemli olan benzer yönlerimiz, bu yönlerin bizi buraya getirmiş olması, burada birbirimizi anlamamız, desteklememiz. bir de on sekiz yaşından büyük olun bir zahmet.

cartoon network

tv'de en sevdiğim iki kanaldan biri. bu sene adventure time'ı bitirmesiyle üzmüştür. finalini daha hiçbir yerde göremedim gerçi. çıkmadı mı diye wikiye bakmıştım, çıkmamıştı, şimdi yine bakıcam.
baktım, daha vakti varmış. keşke hiç bitmese.

fantezi tadında orgazm forumu içerikli başlıklar

ayı sözlük yazarlarının burçları

ayı sözlük itiraf

burada coşup kudurmak isterdim. kendime itiraf edemediğim şey şimdi, şu zamanlarda yaşanan mutsuzluk. böylelikle itiraf etmiş de oldum. her gün mutlu olunamaz. bugün de, bugünler de mutsuzluğun günlerjnden. yaşanan aksamanın, yetişmemenin sebebi bu; kabullenmeyiş, mutsuz olunamayacağı inancı. oysa günler, bu günler her ikisini de getiriyor sırayla. bunu kabullenmek zor şimdi, kabullenmek çözüm. günün sonundan bir şey ummak en çok uykusuz bırakıyor, kafa karıştırıyor. mutsuzum. iyi gitmedi. karman çorman şimdi her şey. gerisini getirmek istememeliyim. gerisi daha da uykusuz kalmaktan fazlası değil.

iyi değil. kötü de değil. umulan gibi değil. oruç günleri bunlar, tükenmiş zula günleri. yoksunluk var. özlem var. net değil. netleştirmek akıllıca değil şimdi. yalnız beklemek, uyumak, zamanı, yaşanan zamanın anlamını doldurmak gerek.

alttaki yazara soracaklarım var

bugün izledim, ben esas ilk sezondaki taksimli sarışın kadını görmek istiyodum bu programda. onun olduğu zamanlar hiç bakmamıştım, programın varlığından haberim yoktu. tim burton karakteri yapan kız sempatik.

ben yazana kadar ikinci soru gelmiş onu da cevaplıyım.
daha ergenliğe girmeden önce, osbir dönemleri başlamadan ufak bir çocukken yatağa yüzüstü yatıp sürtünerek zevk aldığımı keşfetmiştim. bi gün tarkanı hayal ederek yaptım bunu. ama esas kendimin ne olduğunu anlamam lise 1de gerçekleşti sanırım. ilk aşık olmamla.
edit: lise birdeki de sanal, internet aşkıydı (ertesi sene daha gerçek olanı olmasa da gözle görünür olanı geldiyse bile). o internet aşkı da -fikirlerimi çalıp başkalarına satarak- beni trene bindirmiş aslında.

alttaki naber?

ayı sözlük itiraf

uludağ sözlük

eskiden beri yazdığım bir sözlük.
şimdilerde ise nostalji olsun diye ara sıra uğrayıp belki bir-iki şey yazdığım bir sözlük oldu.

ayı sözlük itiraf

tavuk büzüğü ile ayı ayağı arasındaki fark üzerine düşünüyorum. şişman olmadığım aklıma geliyor. saç boyası reklamı izlerken daha ırkçıyım.
dün otobüste yanıma oturdu. nefsimi tuttum. sonra dayadı.
oh ne güzeldi. gözlerim kapalıydı. sürtündükçe yumuşadı.

ayı sözlük'te ayı olmayan yazarların dışlanması

ben dışlamadım, dışlayanı da görmedim henüz.
(bkz:chaser)
(bkz:cub)
(bkz:butch)
(bkz:lezbiyen)
bir de trans bireyler var. onlar kendilerine ayı diyemez mi? burası hayvanat bahçesi kafesiyse...

ille de "kendi adına konuş" diye düşünenlere düşüncemi söylemem lazımmış gibi anlatayım bir de. burası "ayı/bear" temalı olabilir. yalnız gerçekten "ayı" olanlar girsin dersek, aynı mantıkla buranın porno sitesi olduğunu da düşünebiliriz. e ayı sevenler de girsin madem, dediğin zaman da kendin gibi olmayan*, ama aynı senin gibi toplumda dışlanan cinsel yönelimdeki/oluştaki/durumdaki insanları dışlamış sayılırsın. o sebeple kadını, erkeği ayırmadan her tür ibne olarak birbirimize destek çıkmak gerektiği düşüncesinin yeni bulunmuş bir şey olduğunu sanmıyorum.
ayı ağırlıklı bir sözlük olduğu gerçeğinin yadsınamayacağı gibi konuşmalar yapacak olsam burayı lezbiyenler basar zaten. ki varlar da, görmezden gelmiyorum.
peki bu başlığı niye açtık biz diyecek kişilerle düşüncelerimi paylaşmak için yazı yazarken ağırlık olarak zayıf*, gey, kıllı bir erkek olduğumu da hatırlatmam gerekirmiş. öyle dedin.

benden söz açmışken, ha benim de dışladıklarım olur. ama onları tüm sözlüğe kural diye getirecek halim yok. herkesle sevişecek halim de yok. biseksüelleri sevmiyorum. evli erkekleri sevmiyorum. heteroları sevmiyorum.
yaş olarak genç geyleri hele hiç sevmiyorum.

kedi kokusu

kitap kokusu, kahve kokusu, ter kokusu, çiş kokusu, odunlu parfüm kokusu, ekşi koku, sigara kokusu, meşrubat kokusu, ayak kokusu, ağız kokusu, balık kokusu, yağmur kokusu, çamur kokusu, deniz taşı kokusu, yanık saç kokusu, soba bacası kokusu, çürük meyve kokusu, helyum kokusu, osuruk kokusu, çatapat kokusu, ten kokusu, mürekkep kokusu, badana kokusu, yeni yıkanmış yastık kılıfı kokusu,
Henüz takip eden biri yok.