bohemian rhapsody

freddie mercury ve queenin ustalık eseridir. freddie** şarkıyı 1975 senesinde kendi evinde yazmıştır*. freddie mercury şarkının piano introsunu yapımcılarına çaldıktan sonra işte opera bu kısımda başlıyor demiştir.

şarkı 6 kısımdan oluşur.******

is this the real life?
is this just fantasy?
caught in a landslide,
no escape from reality
open your eyes, look up to the skies and see,
im just a poor boy, i need no sympathy,
because im easy come, easy go, little high, little low,
any way the wind blows doesn really matter to me, to me

mama just killed a man,
put a gun against his head, pulled my trigger, now hes dead
mama, life had just begun,
but now ive gone and thrown it all away
mama, ooh, didn mean to make you cry,
if im not back again this time tomorrow,
carry on, carry on as if nothing really matters

too late, my time has come,
sends shivers down my spine, bodys aching all the time
goodbye, ev
ybody, ive got to go,
gotta leave you all behind and face the truth
mama, ooh, i don want to die,
i sometimes wish id never been born at all

i see a little silhouetto of a man,
scaramouche, scaramouche, will you do the fandango
thunderbolt and lightning, very, very fright
ing me
(galileo) galileo (galileo) galileo, galileo figaro
magnifico im just a poor boy and nobody loves me
hes just a poor boy from a poor family,
spare him his life from this monstrosity
easy come, easy go, will you let me go
bismillah! no we will not let you go
(let him go!) bismillah! we will not let you go
(let him go!) bismillah! we will not let you go
(let me go) will not let you go
(let me go) will not let you go (let me go) ah
no, no, no, no, no, no, no
(oh mama mia, mama mia) mama mia, let me go
beelzebub has a devil put aside for me, for me, for me

so you think you can stone me and spit in my eye
so you think you can love me and leave me to die
oh, baby, can do this to me, baby,
just gotta get out, just gotta get right outta here

nothing really matters, anyone can see,
nothing really matters,
nothing really matters to me

any way the wind blows
p!nkin capıscanlı coverıda pek eğlencelidir, hakkını da verir şarkının, ben verdim.
freddie mercury e karşı olan sempatimin artmasını sağlayan en büyük eseridir.
güldürüp ağlatan * gerçek bir şarkıdır
bisssmilllahhh derken ister istemez içim bir fena oluyor. lan lan nooluyor??!
abimin guitar hero oynarken söylememi yasakladığı parça.
oysa gerçekten çok eğleniyordum.
gözlerim de doluyordu yeri gelince.
ve sanırım parçanın en sevdiğiml kısmı da şuraları:

"mama, just killed a man
put a gun against his head
pulled my trigger, now he's dead
mama, life had just begun
but now i've gone and thrown it all away
mama, ooo
didn't mean to make you cry
if i'm not back again this time tomorrow
carry on, carry on, as if nothing really matters

too late, my time has come
sends shivers down my spine
body's aching all the time
goodbye everybody - i've got to go
gotta leave you all behind and face the truth
mama, ooo - (anyway the wind blows)
i don't want to die
i sometimes wish i'd never been born at all"
queen'in müzik için ne kadar önemli bir grup olduğunu yüzümüze çarpan şarkı. 10 yıl önce, 10 yıl sonra fark etmez. bu şarkının değeri değişmez. kafiyeye gel. sanırım kusucam.
freddie mercury'nin hayatını anlatan ve gösterim için 25 aralık 2018 tarihi verilen filmin çekimleri şuan için durmuş. sebep ise filmin yönetmeni bryan singer’ın kayıplara karışması.
filmin ilk fragmanı geldi.

yeni fragmanda eşcinselliğine de dokunulmuş.

2 kasım itibariyle sinemalarda vizyona girdi. öncelikle oyuncular gerçek karakterlere öyle çok benzemişler ki, sanki tüm grup mary austin, freddie mercury'nin anne babası. bu kadar olur, çok hoş. kostümler de çok başarılı, çekimler de öyle. rami malek bu rolü kıvıramayacak, çok göze batacak diye düşünüyordum ama rolün üstesinden gelmiş. film live aid konseri ile son buluyor. bunun sebebi de sanırım sonrasındaki kilo kaybı ve çöküşü göstererek konuyu ajite etmemek istediler. çünkü film bu haliyle freddie mercury'e daha bir yakıştı. filmde duygu yoğunluğu yaşanmasın istenmiş belli ki, eğlence katılmış, fakat ben durmadım yine de bol bol ağladım tabi ki.
izledim ve güzel de buldum. sevgilisi jim hutton’ı oynayan elemanı da oldukça beğendim. mercury, aids’ten ölmüş. ve sevgilisi de hiv taşıyıcısıymış ama başka bir hastalıktan ölmüş.

jim, mercury’nin hayatının son döneminde karşısına çıkıyor aslında ve oldukça da sadık biri. mercury’nin çevresindekiler de onu çok sevmiş. zaten mercury ölünce de onun anısına yaptığı ettiği şeyler var. adeta bi “rüya sevgili” gibi birşey.

mercury, aids olduğunu ona söylemiş aslında ve “istersen git” de demiş. o da “hiçbir yere gitmiyorum” demiş. jim’in de hiv taşıyıcısı olduğunu okudum film çıkışından sonra nette. bile bile sevişmiş olmalarını düşünmedim değil. belki de mercury’den kaptı hastalığı.

gerçek hayattaki jim:
mary austin için hayatındaki tek arkadaşım dediğini biliyordum ve filmde bu bağ çok iyi yansıtılmış. sevgilisi jim hutton'a çok az yer verilmiş. oysa ki hayatının son döneminde en büyük destekçisiydi. belki de hayatının son dönemini filme katmadıkları için jim'e ancak bu kadar yer verebildiler. kedilere bol bol yer verilmesi çok hoşuma giden bir diğer nokta oldu. zaman zaman onlarla konuşması, onlar için büyük bir ev alıp rahat etmelerini sağlamaya çalışması. en sıkıntılı veya mutlu olduğu anları onlarla paylaşması, konserlerini izlemeleri için evden çıkarken onlara televizyonu açıp evden çıkması falan cidden hoştu.