gölgelerin gücü adına. zaman tüneli.... dön geriye...he-man ve atılgan. spastik korkak prens adam ve tırsak kaplanı büyülü bir kılıç sayesinde he-man yani evrenin en güçlü adamına ve atılgan diye fırlak bir kaplana dönüşür. baş düşmanları muscle biri olan iskeletor dur. gülüşü çok komiktir. birde havada uçan orka diye ayrı bir spastik te vardı. vay be ne seyrederdik. sonradan she-ra diye dişi versiyonunuda çıkardılar.
salak prens adam dan kainatın koruyucusu he man edönüşün hikayesi olan çizgi dizi ülkemizde trt sayesinde yayınlanmıştı. daha sonra özel televizyonlarda defalarce gösterilen çizgifilmin en ölümsüz sahnesi; diğer kanallarda gölgelerin gücü adınaaaa güç bende artıkkk diye bağırarak heman e dönüşen prens adam'ın o zamanlar muhafazakar yayın yayın yapan tgrt'de yüce yaradanın gücü adınaaaaa güççç bende artıkkk şeklinde çevirisi olmuştur. rocky-4te ivan drago rolüyle izlediğimiz dolph lundgren tarafından beyaz perdede canlandırılmıştır. en büyük düşmanı iskeletor olup; sırrını sadece br kaç arkadaşı bilmektedir. bunlar sırasıyla büyücü; general ve orko'ydu.
bunu vakt-i zamanında muhafazakâr bir televizyon kanalı da gösteriyordu yeni bir seslendirme ile. he-man "gölgelerin gücü adına!" deyip level 666'ya ulaşıyordu ya... bu dindar kanalın seslendirmesinde "allah'ım bana güç ver!" olmuştu he-man'in nidası. komedi.
koyu sarı saçlı, kara kaşlı, kürk donlu, steroidle şişmiş gibi duran vücutlu eternialı çizgi film kahramanı. her zaman general duncan ile aralarında bir ilişki olduğundan şüphe etmişimdir. iste he-manin gayliginin ispati
http://www.cracked.com/article_15668_the...
kılıcı bir dönemin oyuncakçılarının vazgeçilmez parçasıydı. mahalleden çocuklarla cenk ederdik resmen. hoş herkes he-man olur kimse iskeletor olmaya yanaşmazdı. güzel günlerin güzel bir çizgi filmiydi.
bir düğüne gittik istanbul içinde. sanırım fatih taraflarında her zaman gittiğimiz bir yerdi. dükkanlar filan kapanıyor gibiydi biz de düğüne geç kalmıştık. kırtasiye gibi bir şeyin önünden geçerken he-man'in kılıcını gördüm. o yıllarda oyuncakçı filan pek yoktu. büyük kırtasiyeler bu çeşit oyuncakları getirirdi. kılıcı görünce aklım gitti. yapıştım anneme ' alalım da alalım' diye. düğüne zaten geç kalmışlar bir de he-man'in kılıcıyla mı uğraşacaklar. neyse biraz abartınca birkaç ufak tokat yedim. mütemadiyen dayak yediğim için umursamadım. düğün başlamıştı. ufaktan ufaktan dışarıya çıktık çocuklarla. kırtasiye kapanmıştı. ama kılıç camekanda duruyordu. güzelce baktık süper hayaller kurdum. ah çocukluk. güzeldi.