hiçbir yere ait olamamak

bana nilüferleri hatırlatan duygudur. bir çeşit köksüzlük. hiç bir yere kök salmadan/salamadan öylece göl suları üzerinde salınan güzel ve bir o kadar narin nilüferleri.
ama her ne kadar kök salmasalar da, işte gidip gidecekleri yer gölün hacmiyle sınırlıdır. hep aynı sularda dolanıp dururlar hiçbir yere bağlanmadan
kulağa garip gelse de bir insan açısından aslında doğru olan şeydir.insan ağaç değildir.kökleri de yoktur.sadece bunu düşünmek bile yeterli.
öte yandan bir yere ait hissetseydiniz , bu sefer de oradan kaçmak isteyecektiniz.sıkıntıdan.insan doğası bu.özgürlük isteği her zaman ağır basar.
o yüzden siz siz olun, bir yere ait olmayın efendim.ama bir yerler size ait olabilir.onda sakınca yok.
"her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir." demiş charles baudelaire.

"herkesin bir hayatı var kendine ait olmayan; elinde kalemi yazıp duruyor hikayesini... " bu da benden*
yoktur. en azından diğer hiçbir yere ait olamayanlar kulübüne ait olunur.
kisilik yapisina gore etkisi degisen bir durum.

kimi insan icin aidiyetsizlik duygusu bir ozgurluk simgesi iken, bazilari icin bu olumden zor bir isdiraba donusebilir.
dünya vatandaşı olmaktır.
kişinin huzur bulmayı umduğu bir yurt arayışında olduğunu gösteren his. freudyen açıdan sebebi ailevi şeyler olabilir.
kimeleri için zordur aidiyetsizlik. huzur,stabil hayat arayan insanlar onun eksikliği ile askıda yaşamaya her an gidecekmiş gibi bir süre sonra bu hayatlarının birçok kısmına yansır. insanlar, ne kadar özgürlüklerine düşkün olsalar da kendileri için güvenli alan arar. aidiyetsizlik hissinin olduğu yerde o güvenli alanı oluşturamadığı sürece hayatı kendisine zindan olur.
ait olmasanız da mutlu olabilmek adına aitmiş gibi yapmak pek zor değil. hayatın kanunları bazen bunu gerektiriyor.
maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi'nin üçüncü basamağının gerçekleştirilememesi ya da eksik gerçekleştirilmesidir. bu da üst basamağa geçmekte sıkıntı yaratır. teorik olarak mümkün değildir. bir yerde nefes alıyor olmanız oraya ait olduğunuz anlamına gelir. en basit anlamda hepimiz birer dünyalıyız ve dünyaya aitiz. pratikte ise işler değişiyor ve mahremiyet, aile ve arkadaşlık ilişkileri işin içine giriyor.
yaşamım boyunca aradığım şey. belki çok taşınmaktan kaynaklanan kaybolmuşluk hissidir bunun sebebi. sıfır noktama, doğduğum şehire taşındığımda doldururum içimi dedim fakat işe pek yaramadı. oturup ağlıyorum sadece.
hiçbir yere ait degilsen ait oldugun yeri kendin yap ! yatak odanin duvarlarını o sekilde susle , ciz , resmettir. balkonuna çiçekler al kaktus seversen kaktus gül seversen gül. okyanusta yaşamak istiyorsan büyük akvaryum al evine . her gece aşık oldugun biri olsun sarılıp uyumak istersen ve yoksa git oyuncakciya kocaman ayi al yatağın sol tarafını ona ver ve sarıl uyu . bak ben öyle yaptım. beni cok seven aşkım olsun istedim toysrus ta satıyorlar dediler gittim ve aldım. yatagimda uyuyan kocaman ayım var artik ! beraber dizi izliyoruz dün gece sense8 izledik mesela . o yuzden pozitif düşünelim pozitif olsun illaki bir yerlere aidiz yoksa kendimiz inşa etmeliyiz
kendi içinde, gerçek seni ararken çıktığın yolculukta göçebe olmak...