insanlara hakettiğinden fazla değer vermek

insanların bir yerlerini kaldırtıp ağzıma sıçtıran davranış biçimi
insan bir aynadır. karşınızdaki kişiden nasıl bir değer görmek istiyorsanız ona göre davranırsınız. sizin dışınızdaki insanların sizin vereceğiniz değerlendirmeye ya da hak ettiğini düşündüğünüz bir değerleri yoktur aslında. sizin onlara biçtiğiniz değer yargılarınız vardır. iki kişinin anlaşabilme durumuna göre verdiğiniz bu değer yükselir veya alçalır. hayatınıza kötü gelmiş tüm insanlardan öğrendiğiniz şeyler vardır. 2020 yılının değerlendirme kriteriyle:

insanlara hak ettiğinden fazla değer vermekten kaçınmanın bir yolu var;
"kimseyi değerlendirmemek."
mevzu karşı tarafın hakedişi değil, senin karşı taraf için biçtiğin değer.

bence bunun kâr-zarar hesabını yapmamak gerek, değerli görmek istediğin karşı tarafı göklere çıkarmak da yerin dibine sokmak da senin elinde.

kendi kontrolümüzde olan bu durum için olaydan belki de hiç habersiz karşı tarafı suçlamak yersiz ve yetersiz.
bir kişiye hakettiğinden daha fazla değer verdiğinizi düşünüyorsanız o kişi sizin için bitmiştir. ona verdiğiniz tüm değer ve algılarınız altüst olmuştur. üzerinde tartışmaya dahi gerek yoktur.
bir insana hak ettiği kadar değer vermek zaten imkansızdır. matematiğiniz buna yetmez. çok bilinmeyenli bir denklemdir. verilen değerin miktarı sonucu hak edilen değer kendini durmadan güncelleyerek kalibrasyonu imkansız hale getirecektir. en iyisi bu hesabı yapmamak.
bi yerden sonra sizi değersiz olarak görür. kimseyi şımartmamak gerek.
insanlara çok fazla bir şey vermemeyi kendime öğütlüyorum bu günlerde. çünkü insanlar çok fazla bir şey beklenebilecek varlıklar değil. karşılık beklemeden bir şey veremiyor musun? diye sorabilirsiniz. açıkçası yapamıyorum. bunu çıkarcılık olarak görmeyin lütfen. verdiğimi istiyorum çünkü aksi bana kendimi kullanılmış hissettiriyor.

diğer yandan, "insanlar çok fazla bir şey beklenebilecek varlıklar değil" ama ben bunu kötü olduklarına da yormuyorum. önce, herkesin değer verdiği şey farklı. siz verdiğiniz şeye büyük değer biçiyor olabilirsiniz ama karşınızdaki insan için bu olağan bir şey olabilir. dahası aynı şeye aynı değeri biçseniz bile, karşınızdaki insanın size bir şey vermek için kafasında kurguladığı program sizin tasavvur ettiğinizden farklı olabilir. sonuçta o insanın çevresinde başka insanlar da var. onlar için de bir şeyler yapması gerekiyor ve hepsini bir programa koyuyor, belki de bu programa yetişemiyor. siz bunların çoğundan habersizsiniz.

dolayısıyla ne kendimi verdiğini bekleyen bir insan olarak çıkarcılıkla suçluyorum ne de verdiğimi alamadığım insanları kullanıcılıkla. sınırını iyi çiz diyorum kendime, vereceğin insanı da vermeyeceğin insanı da iyi tanı. yoksa bu gerçekleri, insanın kapasitesini göz ardı ederek hareket ettiğinde ortaya çıkan sonuçlardan ötürü boşuna kimseyi suçlama.
(bkz:kendini tanımak)
(bkz:insanın kapasitesini tanımak)
(bkz:insan doğası)
(bkz:iletişim kopukluklarını göz önünde bulundurarak hareket etmek)
(bkz:iletişim kopukluğu)
kimse deger gormeyi hak etmiyor, siz bile! o yuzden size deger veren bi enayi bulun ve ona sadik olun. mutlulugun formulu budur.
burada yazan şeylerin çoğu bir bakıma doğru ancak aşık olduktan sonra buradaki şeyleri yapamaz hale geliyorsunuz yani beyninizin mantık kısmı devre dışı kalıyor o yüzden pek de işe yaramayan tavsiyelerdir(en azından bana)
  • /
  • 3