istanbul'u sevmeme nedenleri

ulaşımın çok üzeri sonsuz kadar zor olması.
her yerde inşaat çalışması olması.
cevabı başka bir soruda yatan neden.
kim istanbul'un göz bebeği istiklal caddesinde görünmez kalkanının arkasında saklanmadan, telefonunu parasını elinin altında tutmadan, etrafa sert bakışlar fırlatmadan yürüyebiliyor?

eğer sadece kanyon'dan oluşan paralel evreninizde izole değil iseniz şehir hayatı güvenli değil. millet paranoyaklaşmış, zombileşmiş ve korkuyor. trafik ise çekilecek çile değil. bir de üzerine fakirliği, haksızlığı, adaletsizliği ekle. bence insanların kaba olması çok normal ama pisliği anlamıyorum, hijyen yahu.
ismi lazım değil o bir vefasız çıktı.
güvenli bir yer olmaması.
şehir kirliliği.
şehir kalabalıklığı.
insanların seviyesizliği.
tek bir sebebi olabilir bence o da pahalı olması özellikle kiraların fazla olması. onun haricindeki sebepler bana pek inandırıcı gelmiyor özellikle bir gay için. sizler insanların kabalığından, insanların seviyesizliğinden, kalabalıktan(ki bu bir şanstır en azından daha az azınlıksınız. yalnız mı kalmak istiyorsunuz cekilirsiniz odanıza olur biter.) güvenlikten, pislikten vs. yakınıyorsanız bizler özellikle türkiyenin ücra yerlerinde yaşayanlar ya da gay life kavramının g'sinin bulunmadığı şehirlerde yaşayanlar ölelim o zaman.
(bkz: eşcinsellerin hiçbir şeyden memnun olamamaları sorunsalı)
istanbul güzel bir şehir, ama bazı eksileri yüzünden sevmiyorum:

-gelecek depreme karşı herhangi bir önlem alınmamış olması. istanbul'da 5-10 yıl içerisinde çok şiddetli bir deprem olacakmış. kocaeli'nin halini gördünüz. aynı deprem, bu sefer merkez üssü istanbul'da olursa ne olacak? örneğin antalya'da gerekli önlemler biraz alınmış. ilk önce, yeni yapılan rezidanslar hariç, hiçbir bina 4. katın üstünü çıkamıyor. burada bütün evler 4 katlı. ayrıca burada tarihte, şiddetli bir deprem görülmemiş.

-terörizmin hedef alanı olması. teröristlerin hedef yeri olarak seçeceği iki yerden birisi. o yüzden çok güvenli bir yer değil. antalya o kadar turistik bir yer olmasına rağmen, hiç olay gerçekleşmedi burada. kimse psikopat değil. herkes götünü başını açıp gezebiliyor.
-çok kalabalık olması. nerede çokluk, orada bokluk derler. bir şehir çoğalınca, mal mal insanlar ürüyor. bildiğin ruh hastası insanlar. eskiden antalya'da kimse yokken o kadar mutluydum ki.

-suriyeli dolu olması. antalya'da hiç arap yok. sadece varsa arap turist var. gerçi son zamanlar biraz çoğaldılar gibi.

ayriyetten, büyük şehirlerde olduğunuz zaman rekabet de etmek zorundasınız. bu kadar yıpratıcı rekabetlere nasıl dayanabiliyorsunuz, anlamış değilim. iki üç geyle sikişmek için değer mi?

düzenleme: yeşil alan azlığını unutmuşum. burada dere kenarında oturuyorum mesela, ama istanbul'dakiler eğer çok zengin değillerse bildiğin kenar mahallelerde oturmak zorundalar. kuzenim bodrum katında oturuyordu. 5 dakika yürüsem denize ulaşıyorum, iki saniye yürüsem yoldaki papatyaları toplayıp çay yapabiliyorum, ama bu başkaları için mümkün değil maalesef. oturduğum yerde en az 3 piknik alanı var.