bektaşinin biri demleniyormuş. o sırada sofunun teki gelip bektaşiye terslenmiş:
-neden içiyorsun? bilmiyor musun rakı haramdır.
bektaşi sofuya kafasını çevirmiş:
- kaftanın ipek değil mi? ipek te erkeğe haramdır. sofu kendini savunmuş:
-yünle karışık ipek haram olmaz. bektaşi de
-ulan teres benim kadehimin yarısından çoğunda da su vardır.
genellikle bir şahsın, çevresindekiler hakkında aşırı şüpheciliğini gösterdiği hastalığın adıdır. bu hastalığa yakalananlar aşırı endişeyi, korkuyu, mantıksız kuruntuları sergilerler.
yaşar üniversitesi’nden bu yıl mezun olan zeynep oral’ın iki trans kadının hikâyesini anlattığı belgesel. 19. uluslararası adana altın koza film festivali’nde "en iyi belgesel" ödülünü kazanmıştır. antalya altın portakalda da en iyi ilk belgesel seçilmiştir. belgeselin adı ben,sen,o... şeklinde yazılmıştır.
en kısa zamanda yazıstıgım adama söyleyeceğim kelimedir. şu cümleyle benzerlik göstermektedir; milyonlarca insan arasından seni seçtiysem beni sevmek zorundasın.
ayarsızdır ve bağ ne kadar güçlüyse ayarsızlığı artan bir sevme biçimidir*. özellikle ailede biz avucumuzu ağıza yapıştırıp sıkarda sıkarız. bu bir aile geleneği gibi. yeğenim ve kedim bu konuda benden çok çekerler. bu tür sevgi gösterilerinde en çok kullandığım kelimelerde köpeoğlu mançası, eşşoğlusu, sefa pezevengi
gey ve gay kelimelerinin karşılaştırıldığı başlık.
gay sözcüğü yanlış telaffuz edildiğinde bazen komik olabiliyordur. kulağa "sen gay mısın?" mı daha iyi geliyor yoksa "sen gey misin?" mi daha iyi geliyor?
ince harflerin kattığı incelikten olsa gerek, gey diyorum. gay yerine gey kullanmak daha güzel olabilir.
editin büdütü: gay olarak yazılıp gey olarak telaffuz edilmesinden ziyade direkt olarak gey yazsak? demek istediğim için açtığım başlıktır.