melankoli

hızla akıp giden hayatı yavaşlatmak, onu biraz daha sindirmek adına tercih edilen bilinçli/zorunlu dinginlik, yorgunluk halleri. hani bazen herhangi bir şeye odaklanmadan dalıp dalıp hüzünlenmek ister ya insan, işte öyledir bu kaçış, iniş, azalış tavrı. bir çeşit hayata sırt dönüş, umursamama, takmama halleridir. bozuk bir psikolojiyi de çağrıştırsa hayatın tuzla buza çevirdiği ruhun kırıklarının can acıtılığını azaltma adına az da olsa bir törpü görevi üstlenir bu sedasyon seansları. piyano darbeleriyle sakinleşen koşuşturma bir noktadan sonra karşı koyamayıp hayata kaldığı yerden devam edecektir.

(bkz: out of season)
bu duygu durum halinin her ne kadar mevsimi olmasa da en iyi yakışan hava sonbahar rüzgarlarının dallarında düşmeyi beklemekte olan sarı, donuk turuncu yaprakları dövdüğü o kasım ayıdır. hemen bir adım öncesinin depresyona benzer travmalar yaşanmasına fırsat tanıdığı böyle anlarda; eğer gözlemci bir kişiliğe de sahip biriyseniz; kanınızın içinden çıkılması zor girdaplara doğru sürüklendiğini hissetmeniz işten bile değildir. ertafınıza baktığınızda herşeyin nasıl bir hızla düzensizliğe doğru aktığını, bozulmalara uğradığını ve bir daha geri dönüşü olmayan deformasyonlara maruz kalarak eski halini tekrar alamayacağını önceden görebilmeyi başarabildiğiniz gün ilk melankoli deneyiminizi de yaşamaya başlıyorsunuz demektir. aklınızdan türlü felaket senaryoları geçirmeye başlarken artık hiçbirşeyin eski tadında olmadığının farkına varırsınız ve sürekli geçmişe doğru olan özlemler içerinde hapsolarak şunu düşünmeyi aşk edinirsiniz: ''elimde, yanımda, ötemde yada berimde olan hiçbirşeyden memnun olmuyorum, memnun olmak zorunda bırakılıyorum; çünkü şu an sahip olduğum ya da sahibi olduğumu düşündüğüm yapılar ileriki bir zamanda teker teker harabelere dönüşmeden olabildiğince keyif almak ve değerlendirmek zorundayım''
geçmiş özlemleriyle yanarken '' an''ı yaşamayı reddedip gelecek kaygısı gütmeden ölümün nefesini koklamak.

yalnızlık sarhoşu olup ona aşk duyarak kalabalık insanlar güruhunu kıskanmak.
hemen inilecek bir durak sonrasına verilen isimdir.
hüzünlü bir peppino di capri şarkısıdır.

aynı şarkıyı türkçe sözlerle de söylemiştir.
fransızca kökenli.
yüksek düzeyde hüzün ve kara sevda içerir.
dış dünyaya yönelik coşkunun üstüne ölü toprağı serilmesi, derinlere kök salmış sancılı bir elem, hayattan tat alma performansında belirgin bir azalma, etkinliğin neredeyse bütüncül bir biçimde ortadan kalkması ve özsaygının yerine kendini haksız görme, aşırı eleştirme duygularını koyarak, kuruntularla hayatı çekilmez bir hale getirme durumudur.
dünyanın sonunun gelmesine yakın melankoliye bürünen iki kadını anlatan bir lars von trier filmi.
liseli ergenlerin ve liseli ergen olmaktan vazgeçememiş bireylerin ruh hali olur bu genelde.