türkiye'nin 80lerde ve 90larda daha demokratik olması

kasıt 80 darbesi ve sıkıyönetim sonrası bilhassa 1985 ile 1995 arası dönemdir. evet bu 10 yıl uçlarda yaşanan örneklerle doludur.

en bariz örneği 80ler ve 90larda başbakan ve cumhurbaşkanlarına yönelik siyasi hiciv içeren tonla şov vardı ve oyuncular hapse atılmıyordu. mesela tıpa tıp şov ve o dönem başbakanı yerden yere vuran olacak o kadar.

eşcinsel içerikli sinema filmlerine dönemin kültür bakanı tonla maddi destek sunuyordu. örneğin 90larda dönemin kültür bakanlığı desteği ile çekilen kült eşcinsel filmimiz gece melek ve bizim çocuklar.

ve en can alıcı örnek. 80lerin tam ortasında dönemin başbakanı turgut özal askeri kuvvet komutanlarının ve tonla askerin karşısına şortu ve plaj terliği ile çıkarak tarihimizde ilk ve tek örnek olmuştur.

gelelim bu güne başbakan ve c.başkanına yönelik tv'de komedi şovu yapmak artık göt istiyor hemen tutuklama, kültür bakanlığının durumu zaten malum; vs vs günümüzün demokrasi anlayışını zaten yaşıyoruz buyrun siz anlatın.
kesinlikle doğru bulduğum tespit. yine içimizden pislik eksik olmuyordu derin devlet vs. ama gerçekten hem ülke çok daha demokratik, hem de halk daha toleranslıydı. politika daha dengeliydi, medya bağımsızdı, bu kadar kutuplaşma yoktu. eşcinsellere yine sapık gözüyle bakılıyordu ama bir şekilde hoş görülüydü insanlar. istanbul'da 2019, ankara'da pulse8 klüplerinin olduğu dönemdir ayrıca. belki de biz paralel evrendeydik bilemiyorum ama net olarak hissettiğim şuydu: insanlar türkiye'de yaşamaktan gurur duyardı, türkiye sevilirdi. şimdi ise herkes mutsuz, herkes bir yolunu bulup ülkeyi terk etme arzusunda ki hak vermemek elde değil.*

edit: asagidaki yaziyi okuyunca anilarim depresti, amca hakli hatta devletin alenen yaptigi madimak var daha listede. evet daha demokratik diyemeyiz belki, ama yine de daha mutluydu insanlar.. ya da biz buyuduk ve kirlendi dunya *
90lı yıllar, ağarlı çillerli o yıllar hani...
işkencede katledilen,kayıp edilen, asit kıyılarına gömülen veyahut bir karakol bahçesine gömülen insanların yakınlarına sormak gerekiyor.

neslihan uslu ( ki neslihan demezmiş çevresi hiç.. "hayat" derlermiş arkadaşları hayat dolu olmasından dolayı. gazeteci ahmet şık'ın arkadaşı neslihan usluyu anlattığı yazıya bakabilirsiniz.) 'nun kaybedilme hikayesine bakın mesela. işkenceden sonra arkadaşları ve kendisinin kolları ve bacakları kırılır. bir tekneye konur canlı olarak. seferihisar açıklarında tekneyi batırılır ve öldürülürler.
dahası manisalı çocuklar davası? chp milletvekilinin tanık olduğu ve psikolojik travma geçirdiği?(karakolun önünde bu işyerinde işkence var pankartı açmıştı.) lise çağındaki gençlere akıl almaz işkenceler yapılması, cinsel saldırı vs vs. bir ananın "benim çocuğum daha çok küçük!" çığlığı. 90lı yıllar. muhteşem demokratik ortam.
ulucanlara, bucaya, ümraniye hapishaneleri katliamına bakın.
eskişehir tabutluklarına bakın.
96 ölüm orucuna bakın.
cumartesi annelerine bakın.
birtan altunbaş'a bakın.
gazi katliamına bakın.
tuzla katliamına bakın.
perpa katliamına bakın.. geride olayın tanığı kalmasın diye öldürülen selma çıtlak'a bakın.
dahası ayhan çarkın'ın itiraflarına bakın.
gözaltı süresinin ayları bulduğu (yanlış hatırlamıyorsam 3 ay)süreçlerden bahsediyoruz. her gozaltinin tecavüzle sonuçlandığı süreçlerden bahsediyoruz.
84 ölüm orucu sürecine bakın, insanların taleplerine ve maruz kaldıkları muamelelere..
diyarbakır ve metris cezaevine bakın. "bir direniş odağı metris" kitabının yazıldığı o 80li süreçler...
gelelim 2000li yıllara...
90lı yılların işkencecisi sedat selim ay'ı sorun tecavüze uğrayan kadınlara... akp döneminde terfi almış işkenceci tecavüzcü aşağılığın biri...


dolayısıyla gereksiz bulduğum karşılaştırmadır.faşizmle yönetilen bir ülkede demokrasiğ aramak! dahası "demokratik dönem" karşılaştırması yapmayı anlamsız buluyorum. yok öyle birşey gençler.
acıdır...
utanç vericidir...
trajiktir...
hayal kırıcıdır...
umut bitiricidir...
ama, belgeli ve net bir gerçektir!
hala arkasında durduğum önerme.

devlet lisesinde öğrenim gördüğüm lise hayatım boyunca iki kızla aynı sırada oturdum, cadılar bayramında liseye cetvel uzunluğunda takma tırnaklarla gittik, okul bahçesinde sigara içmek serbestti, en efsane olan da bu denli homofobi kesinlikle yoktu. ne zamanki ülke yapı olarak muhafazakar yönetime geçti her şey sikilip atıldı.
son 10 yıl içinde ayrıştırma ve kutuplaşmanın zirvesi yaşatıldı. ama olsun adamlar yol, köprü falan yaptılar sonuçta.