bu akşam açtığı başlıklarla, girdiği entrylerle geçemi şenlendiren, parmaklarımı yoran, sesli güldüren güzel yazar. klavyene sağlık dostum. bol hoşlu entryler seninle olsun.*
yüksek sadakatin 2006 çıkışlı yüksek sadakat albümünün en kral şarkılarından biridir. aynı zamanda grubun gitaristi serkan özgen in saçlarını savura savura solo attığı parçadır.
" kim bilir sen benim halimde, sakinliğimde ne buldun
bense yorgundum kendi kendime sokuldum
uyuyakaldım, aklımın iplerini saldım
o giderken, bir an durup peşinden baktım
ne dersin? umarım beni affedersin
ne dersin? belki de terkedip gidersin
gider misin?"
sözlerine dikkatle bakarsak, insanların maalesef sadece çalışmak üzerine kurulu olan yaşamını ve büyükbaşların bundan nasıl istifade ettiğini anlatan güzel bir şarkıdır. deli gibi çalışmak zorunda kalan; ama buna rağmen yıkılmayan, belki de birgün greve gidecek olan çalışanların şarkısı diyebilirim.*
gömlek yapmada kullanılan pamuklu bir kumaş türüdür. mor ve ötesi, güneye giderken parçasında " zefir radyoları var ya" derken " bu tarz gömleklerin reklamını yapan radyolar var ya" demek istemiştir.
sabunu sizden önce kıllı bir ayının kullandığının işaretidir. ''insan bir suya sokar o sabunu. sabunu maymun penisine çevirmenin anlamı ne? ayrıca nerende kullandın o sabunu da bu kadar kıl oldu üzerinde?'' sorularını da akıllara getirir.
anlamadığım bir sebepten ötürü günümüz ergen gençliğinin* marjinal olma çabası çemberine girmiş bir durumdur. zamane gençlerine bakarsak neredeyse hepsi;
1- vejetaryenim
2- metal müzikten başka dinlemem
3- ateist
4- süt mü iğğğkk mottosuyla yaşamaktadırlar. **