gay barda babayla karşılaşmak

babayı almak deyiminin vuku bulmuş hali.
kimin üste çıkacağı belli olmayabilir. erken davranan kazanır büyük ihtimal.

-seni buraya girerken gördüm, seslendim duymadın arkandan geldim bir de ne göreyim.
+öhmm..!

senaryo daha ilginç hale getirilebilir; barda kimlik kontrolü yapan polisin babası ile karşılaşması.
babanın gay değilim aktifim demesinin bile durumu kurtarmayacağı manzara. *
tövbe estağfurullah yazmayayım diyorum ama tutamıyorum kendimi,genelevde anneyle karşılaşmadıktan sonra hangi yakınınızla hangi gay barda karşılaşırsanız karşılaşın sorun olmayacak durum.
şimdi peder gelmiş 71 yaşına 5
ci eşiyle evli ve sevgili yaptı bir de... hayır diyemiyorsun ki benim bir tane bile yok allah sana gani gani vermiş peder bey! durduramazsak soluğu gay barda alacakmış gibi bir his var bende.. ve bu hissiyattan kurtulamıyorum ...
benim baba kıçını kaldırıp tuvalete zor gider. utanmasa gel kumandadan tv kanallarını değiştir diyebilecek bir potansiyele sahip. bir de bara falan gidecek. hem de gaybar olacak. pisuvardaki siyah kil 2nin aktif olacağına inanırım buna inanmam *
tövbe tövbee. nasıl söylenir bilmem ki. elim ayağım dolanırdı sanırım ve babama söylemem gereken en son seyi söylerdim:
-yer var mı?
sevgiliyi akşam yemeğine davet edip aileyle tanıştırmanın yolunu açan karşılaşmadır.

oğul: işte sevgilim ahmet!
anne: bayılıyorum galiba!!!
kardeş: woaww... süpermiş...
baba: öhö öhö...
anne: kemal, bir şey demeyecek misin?
baba: ne diyeyim ayşe, ben özgürlükçü bir adamım...
oğul: işte bu!!!
ahmet: size anne diyebilir miyim?
baba: bokunu çıkarmayın, tamam!!!
her iki tarafında hasssiktiiiir!!! diye haykıracağı eylem.
eşcinselliğin genetik olduğunu düşünürsek çok da büyük sürpriz olmaması gereken hadise. zira ya baba tarafından ya anne tarafından biri gey barlarda sürtüyor senden gizli.
cumartesi gecesi tekyönde başıma geldiğini sandığım hadise. babam değildi ama bir adam ancak bu kadar benzer babama. düşündüğüm ilk şey babamın orada ne işi olduğu değil "aha basıldık nasıl açıklarım lan" oldu.
sanırım avantaja çevrilebilecek bir duruma sebebiyet verir. en azından aynı çatı altında her konuda çekinmeden konuşabileceğin,dertleşebileceğin biri olur; günümüzde herşeyi çekinmeden konuşabileceğimiz kaç insan var ki etrafımızda?
paşama ilk gittiğimde başıma gelebilir diye düşünmüştüm.
yıllar yılı bir sürü konuda çatıştığın, bir sürü şeyi paylaşamadığın, evin içinde bir nevi iktidar mücadelesi verdiğin yetmezmiş gibi bir de barda aynı adamı beğenip paylaşamama olasılığını doğurabilecek hadise. ''kim daha popüler '' didişmesini de doğurabilir.*
efendim bizzat başıma gelmiştir. anlatayımda dinleyin ve dersler çıkarın.
2004 yılıydı galiba. türkiye'ye tatile gelmiştim. çok sevdiğim bir lezbiyen arkadaşımla taksimde buluştuk.
yemek yedik, bir kaç kafe gezdik, türkü bara gittik. gecenin üçüne doğru bu bana, "hadi seni gey bara götüreyim" dedi.
tek yön o zamanlar, ingiliz konsoloslugu civarinda bir yerdeydi. sarhoş kafayla arayıp bulduk, girdik içeri. sanırım hafta içiydi. içerde in, cin ve üç beş lubunya tek kale maç yapıyordu. neyse efendim, gelmişken birer bira içelim dedik, aldık biraları, bir köşede muhabbete koyulduk.
bu sırada içeriye iki kişi girdi. öndeki, uzun koyu renkli bir paltoyu omuzlarına atmış, boynunda beyaz atki, 40
yaşlarında, hafif toplu, orta boylu, bıyıklı, kısa saçlı, yüzü biraz sedat peker'i andıran bir ağır abi. arkasinda ki ise 20-25 yaşlarında, uzun, sert yüz hatlarına sahip, takım elbiseli bir genç. hareketlerinden öndeki abi'ye çok saygılı olduğu hatta çekindiği anlaşılıyor. öndekinin, kendi çapında bir baba, arkadakinin de onun koruması olduğunu hemen anlıyorum.

bu garip ikili karsimizdaki bir masanın kenarina yanastilar. garsonlar hemen viski getirdiler. baba'nin paltosu hala üstündeydi. arkadaki eleman bir sey içmiyordu. baba melül gözlerle pistte dans edenleri süzüyordu. sonra bakislari
bizi buldu ve üzerimizde sabitlendi.
önce pek takmadim. ancak bir müddet sonra bu bakislar, yüzük tasiyici frodo'nun üzerine çevrilmis sauron bakislari gibi rahatsiz etmeye basladi. ufaktan benim büzük terlemeye ve yusuf yusuf olayina girmeye baslamisti.
ama hala kezban gibi, adamin yanimdaki lezbiyen arkadastan dolayi bize baktigini düsünüyordum. arkadasim,her ne kadar, 1.50 boyunda, kisacik saçlı, ve 15 yasindaki çilli bir erkek çocuguna benzesede, 95'lik memeleriyle, dikkat çeken bir kadindi ve bu memeler karsidaki baba'nin da dikkatini çekmis olabilirdi. adam zil gibi sarhostu ve belli ki çoktan, "nefes alsin yeter" moduna girmisti.

bir tatsizlik çikmadan biralarimizi içip gitmek en iyisiydi galiba. bu arada baba, korumasina isaret etti, kulagina bir seyler fisildadi ve koruma bize dogru gelirken, kendisi tuvaletlere dogru yürüyüp gitti.
kalbim yerinden firlayacak gibiydi. bela geliyorum diyordu... neden siktirolup gitmedik diye kiziyordum kendime. bu ipsizler artik neyinkafasilabu kafasını yasiyorlarsa, yanımdakini bir afeti devran, benide herhalde onun pezevengi sanmislardi. ve simdi pazarlik için geliyorlardi. siçtigimizin resmiydi bu..

genç izbandut yanimiza geldi, kulagima egildi ve belirgin bir kürt aksaniyla, " abim seni çagiriyor" dedi.
arkadasimla birbirimize baktik. onun gözlerindeki dehseti ve çaresizligi görebiliyordum.
ama sakin olmak gerekiyordu. "merak etme, hersey yoluna girecek" dedim ve dizlerim titreyerek arkaya yöneldim.

baba beni pisuvarlarin orda bekliyordu. ben daha bir kelime etmeden, "selam aslanim, çok güzel dudaklarin var. bir alt dudak verir misin?" dedi.

ben girdigim "oha nasil yani?" sokunu atlatamadan dudaklarima yapisti ve bir yandan similyami avuçlarken, öte yandan dudaklarimi kanatircasina emdi.
sonra yüzümü avuçlarina alip bir müddet bakti.. sonra yine öptü.
"benim adim necmettin" dedi. "içerden yeni çiktim. yanımdaki arkadas ürkütmesin seni.. dost var düsman var. o yüzden tedbirli olmak lazim.yanimda çalisan, dürüst güvenilir bir çocuk. ıstersen bir otele gidelim. sevismeyi o kadar özledim ki.. sabah kadar sevisiriz" diye ekledi.
"veriyor musun?" diye sordu sonra. "hayir" dedim kekeleyerek. sonuç itibariyle tekinsiz bir herifti ve ben bir full aktif tarafindan hunharca sikilerek ölmek için çok genç ve güzeldim. hayir bunu istemiyordum.
"aferim delikanli adammissin. erkek adam vermez zaten" dedi. "bak bende vermiyorum yanlis anlama. ama istersen biraz kerkinirsin. zaten büyükmüs te senin alet. istesemde alamam.."
"abi dedim kusura bakma. arkadasimla geldim. onu birakamam. allah nasip ederse baska bir zaman insallah."
nedense çok ısrar etmedi. sanirim çok sarhostu. hülyali bakislarla bakti bir müddet. "çok ta yakisikliymissin. seni çok canim çekmisti. halbu ki... sabah kadar çılgınca sevisirdik seninle... " dedi, sirtini döndü ve yalpalayarak gitti.

yüzümü yikayip arkadasin yanina gittigimde, onlar bari terketmisti çoktan. olanları anlattigimda, korkudan yüzünün rengi atmis olan arkadas önce çok sasirdi sonra makaralari koyverdi.. epeyce güldügümüzü hatirliyorum. "olum büyük balik kaçirmissin. keske bir telefon alsaydin" dedi. evet bunu nasil da düsünememistim. barda baba'yi görmüs, ama baba'yi almistim. gerçi sin sonunda babalar'a da gelebilirdim, ancak yine de pisman olmustum. hem de adam çok güzel öpüsüyordu. ama is isten geçmis, baba kendi karanlik
dünyasini perdeleyen sis bulutunun ardindan çoktan kaybolmustu.

grup sekste karşılaşmaktan nispeten daha iyidir herhalde...

(bkz: beterin beteri)
  • /
  • 2