500 days of summer

aşk ve inancı anlatan anti-romantik mükemmel bir film. joseph gordon-levitt ve zoey deschanel var, daha ne olsun? insanların özel günleri için kartlar hazırlayan tom hansen abimiz ofisin yeni kızı summer finn’e tutulur. tom abimiz depresif ingiliz müzikleriyle büyümüştür. tek istediği hayatının kadınını bulmaktır. summer kahpesi ise aşka falan inanmaz. bunun en büyük nedeni ise çocukluğunda şahit olduğu ebeveyn kavgalarıdır. yaşadıkları ilişki fuck buddy ilişkisinden hallicedir. summer kaltağı gün geçtikçe tom abimizden soğur. olaylar gelişir. 300 küsür kez sonuna kadar izlemişliğim, 100 küsür kez ise yarısında uyuyaka kalmışlığım vardır.

film boyunca the smiths, doves, regina spektor ve the temper trap şarkıları izleyiciyi çoşturur. karaoke sahneleri mükemmeldir.

this is not a love story. this is a story about love....
yurtta kaldığım zamanlarda izlemiştim bu filmi.parkta geçen penis diye bağırma sahnesi gecenin bi vakti bütün millet uyurken güme krizine sokmuştu beni.yorganı dişleyerek falan tutmaya çalışmıştım kendimi.hoş filmdi.
defalarca izlenebilecek bir film. romantik komedilerden nefret ederim ama bu film başka ya. aşkı en güzel anlatan filmlerden biri. ben hastasıyım.
bir de 5 seconds of summer versiyonunu yapmışlar. film başlamadan nasıl biterdi sorusunun cevabı.

mutlu sonla bitmeyen ama umutsuz da olmayan aşk filmi. her erkeğin bir kez olsun yaşadığı aşkı, hüzünlü-komik ve en yalın haliyle anlatmıştır. hayatımızın baharında, işte aradığım adam/kadın yanılgısını müthiş resmetmiştir. müzik,oyunculuk ve yönetmenlik açısından birinci sınıftır. romantik-komedilerin yılışık ve yalan dünyasından sıkılanlara şiddetle tavsiye ederim.

(bkz: olmayınca olmuyor )
(bkz: aşk acısı)
aşkı en güzel anlatan film. bana göre içinde komik öğeler barındırsa da romantik komedi değil de dram filmidir.
ergenliğim bunun soundtracklerini dinleyerek ve djarum black içerek geçti. bazen özlüyorum.