ayı sözlük günlük

  • /
  • 7
bugün metrobüs ile yaptığım yolculuktan büyük keyif aldım. sanırım metrobüsü diğer toplu taşıma araçlarından daha çok seviyorum. avrupa yakasından anadolu yakasına geçtiğimiz her durakta binen yakışıklı oranı; yakışıklılık kat sayısıyla doğru orantılı bir şekilde artış göstermiş. benim anadolu yakası erkeği daha yakışıklıdır önermem ile doğru bir tespit yaptığım gerçeğini teyitlemiş oldu. kayda geçilsin lütfen! altunizada dolaylarında onlayn oldum fakat umduğumu bulamadım vize evraklarımda eksik çıktı. bahçesinde sigara içip lanet yağdırıp gerisin geri döndüm. yakışıklı oranı azala azala yaptığım yolculukta kimse yer vermedi, ellemedi, ellettirmedi.
erkek arkadaşım beni bütün arkadaşlarıyla tek tek tanıştırdı ve bu onun için çok doğal, çok rahat. onların yanında bana aşkım diyip duruyor. ben de onu kendi açıldığım bütün yakın arkadaşlarıma tanıştırdım, hatta geçen haftasonu benim evde doğum günü partimi kutladık, o dahil herkes geldi, hayatımın en güzel doğum günü oldu. insanın en büyük zenginliği etrafında ona destek olan arkadaşları, eşi dostu, ailesi.

hatta erkek arkadaşım bu gelişinde annemle de yemeğe çıktık, hem de iki kere çıktık, ikincisinde annemin işyerine gitmiştik, oradan çıkarken annem kendi işyerindekilere "ben şimdi iki oğlumu alıp yemeğe gidiyorum" bile dedi herkese. yani norveçli bir aileye dönüşmemize az kaldı. öte yandan bu eskiden rüyamda görsem inanmayacağım muhteşem açılım durumlarının temel nedeni benim açılmamdan ziyade erkek arkadaşımın dünyanın en rahat ve en tatlı ve en sempatik insanı olmasından kaynaklanıyor daha çok. allah nazarlardan saklasın, valla insan onun yanında kendini über rahat hissediyor. psikolojik sağlığı bu kadar yerinde olan başka birini tanımadım ben hayatımda.

velhasılı kelam, dün akşam da bir başka benim henüz tanışmadığım bir kadın arkadaşıyla 3 kişi whatsapp görüşmesi yaptık, kadının bana sormak istediği iş ile ilgili bir şeyler varmış. o kadar tatlı konuştuk ki üçümüz, gülmeler, kahkahalar falan, ve tabii bana aşkım diye hitap etmesi beni mest etti. onun bu rahatlığı tabii beni de hayatımın geri kalanında çok rahatlatıyor. o telefon görüşmesi bittikten sonra bir süre durdum evde kendi kendime, içimden mutluluk fışkırdı resmen. sonra geri onu aradım ve "ben seni çok seviyorum, ama cidden öyle böyle değil çok seviyorum, biliyorsun değil mi?" dedim. biraz da sesim titriyordu.

psikolojik sağlığı bu kadar yerinde, hayata bu kadar pozitif bakan eşcinsel erkeklerin var olduğunu görmek müthiş bir şey. ben de kendimi çok şanslı hissediyorum ki bu kadar harika birini çıkardı karşıma hayat. aman allah nazarlardan saklasın.

çok güzel bir arkadaş çevresi de oluşturmuşum kendime, dört koldan destek alıyorum, hayatımın kendimi en sağlam hissettiğim dönemindeyim sanırım. açılma süreçleri çok sancılı oldu ama sonunda çok iyi bir tablo çıktı, bunu da ben yarattım. aferin bana yaw.
bu sabah işten ayrılmak üzere idim cüzdanımın olmadığını fark ettim,24 saat uykusuz geçen geceden sonra kafam allak bullak idi neyse efendim baya gerildim önce bir sigara yaktım sonra soğukkanlı bir şekilde sağı solu aradım ama kimseye bir şey aradığımı belli ettirmek istemedim ama içim gidiyor bir şeyden değil haftaya yurtdışı seyahati var ve içinde kimlik olan cüzdan yok ağlamamak için kendimi zor tutuyorum neyse ki google’ye kaybolan cüzdanın bulma yolları yazdım farklı sonuçlar çıktı karşıma en son efsun’i işler yapan bir ablanın yanına vardım tılsımlarla sihirlerle bir şekilde bir şeyler yaptı ve cüzdan cebimde biti verdi shshsksksjskslak
şaka yaw şaka
baya gezdikten sonra güvenlikçiye sordum umutsuz bir şekilde ama oraya teslim etmiş bulan kişi demekki hala iyi niyetli insanlar
var....
edit;o cüzdanımı bulupta kurçalayan köpek madem kurcaladın ne diye kartlarımın yerini değiştiriyorsun.... bu saatten sonra kendime bile güvenmem
hayat gerçekten çok garip insanın bir günü bir gününü tutmuyor bir günün kötü geçiyor bir günün unutturuyor o kötü günü neyse şimdi sınav vakti inşallah bu sefer derslerden geçerimde maddi manevi verdiğim desteğe değer herkese iyi öğlenler dilerim umarım herkes istediği mutlu olduğu hayatı yaşar :)
bugün iş çıkışı otobüs ile eve dönerken cam kenarı ters koltukta kendime yer bulabildim. istanbula yağmur yakışmıyor hep derim resmen trafiq. sonra camın buğusu ile oynaşırken aklıma üniversite geldi o çamlık mahallesindeki serin orman kenarındaki patika yol. sonra çok daha alakasız bir şey geldi. 4 yıl diz çürüttüğüm o kocaman amfide neden fotoğrafım yok diye hayıflandım. tamam akıllı telefonlar yoktu o dönem ama fotoğraf makinesi icat edileli epey olmuştu. keşke benimde amfide bir fotoğrafım olsaydı.
bugün iş çıkışı otobüse doğru yol alırken merdivenin son basamağına basamayıp düştüm. direndim düşmemek için tabi ben direndikçe anlamadığım şekilde hızım yükseldi. sol tamponumda hafif ezilme var ama geçecek.
çok geçmiş olsun xalo iyisiniz dimi
hafif hasarlıyım ama iyiyim. teşekkür ederim dombili.
bu gün evden çıkma niyetim olmadığı halde arkadaş ısrarıyla çıkıp kahveye batak atalım dedik. arkadaşın bi tanesi son günlerde anlam veremediğim bir şekilde her olayıma karıştığını farkettim. daha önce de ufak tefek aramızda makara oluyordu ama bu sefer abarttığını düşünüyorum. hani bende anormal bir durum var dicem de ama öyle elestirmenin dozunu kaçırdı ki harbi canım sıkılmaya başladı.

bu konu da öyle bir konu ki direk yaptığı gibi yapsan kırıcı olursun aynı şekilde devam etsen sonu daha kötüye gider anlatıp sorun ne desen alıngan olursun. ben sevdiğim insanlari kırmayı sevmem. karşımda arkadaşımın ayağı takılsa utanmasın diye görmezden gelirim. sırf güleyim diye arkadaşımın gururu kırılılacak bi şeyi malzeme yapmam. güleceksek herkesi güldürürüm. ve bu kadar hassasiyet gösterirken karşıdakinin bunu zaaf olarak kullanması gerçekten insanın canını sıkıyor. sanırım arkadaslığımızı tekrar gözden geçirmem lazım.
dün arkadaş ortamında muhabbet sırasında bir tanesi dinlerken gözünü ayırmıyor benden. hayırdır dedim! abi kpop yıldızlarına benziyorsun tenin onlar gibi pürüzsüz dedi. ulan dedim benzetmediğiniz ünlü kalmadı bir koreli olmadığım kalmıştı. beni ben olarak yazın aklınıza kimseye benzetilmekten hoşlanmıyorum dedim. eyw dedi ama kızlarda, ulan bizim bu kadar hayranımız yok kızı erkeği ayrı yürüyor sana demezler mi. millet makara yapıyor uzatmayın dedim ama böyle bir durum sık dillendiriyor, kıllanmaya başladım bu yorumlardan.
her şey göreceli, kendinden kattığın kadarını karşıdakinden beklerken bile onun gözünden bir kere bile olsa olayı görmen gerekiyor.. bu durumda adalet anlayışımız bir miktar ıslak zemine geçebilir ama olsun, tam olarak karşılık beklemeden yaşayabilmenin özünde bu gerçekliği farketmek yatıyor bence..
sıkılıyorum sözlük, kafayı yeme raddesinde değil ama sanki bir şey oldu ve damarlarımdan çekildi her şeye koşarak gitme isteği..
bir müddet böyle devam edelim bakalım..
bu günkü vize çok zordu ya, cidden öyle böyle değil. büyük ihtimalle geçerim ama biraz gerildim. neyse, bazen düşünüyorum da yok vizeymiş yok uzak ilişkiymiş çok basit dertler bunlar ya. insanlar nelerle uğraşıyorken bunları düşünüp üzülmek hayıflanmak hata belki de.
bugün gerçekleşen ankara buluşmasına gitmeyi çok istedim
7 de uçağım vardi, gidemedim
gitseydim ne yapacaktım ve nasıl bir ortam olurdu bilmiyorum
uçuş olmasaydı da hersey musait olsaydi gitmek için ne alaka lan orda seninle mi konuşacaklar diye düşünüp kaçar mıydım bilmiyorum
halen gözlemliyorum günlük
an itibarıyla kanıma karışan yüksek doz alkolün verdiği yetkinin dışına çıkarak avaz avaz bağırarak kampüste dolaşmak istiyorum..
gerekirse rektör de gelsin..
biraz konuşuruz sonra olaysız bir şekilde dağılırız..
dağılmasına dağılırım çok fena, salya sümük.. neden böyle oldum çözemedim..
bir hal çaresine bakacağız sanırım..
bulamazsak da canımız sağolsun..
daha onca şişe votka, cin var..
yakarım bu gezegeni, size bir şey olmasın..
az önce lezce.com'da 50 yaşında lezbiyen bir kadına rastladım. ve bu durum beni inanılmaz mutlu etti ya. ne bileyim böyle umut doldu içim. genel profil oldukça genç olunca lgbti+ yaşlılığı da çok sıkıntılı olurmuş gibime geliyordu, onu arzularının peşinde bir kadın olarak görmek beni mutlu etti.
güzel bir günün berbat akşamını anlatıyorum, toplanın!!

bir arkadaşım aradı bugün yorgocum misafirim geldi eğlenmeye gidicez sende gelsene diye. şahsımın da ihtiyacı olduğundan düştüm yola.
neyse buluşuldu, alexandraya gidildi. 2 kadın ve bir adet yorgo ile terasa oturuldu. şansımıza gittiğimiz mekanda bir dans kursunun eğlence programı varmış, salsalar, çaçalar havalarda uçuyor bildiğiniz.

alkollerimizi yudumlarken arkadaşımın misafirine bir alıcı gözüyle baktım. dedim yorgo bu kadın güzel kapatsın mı falan diye düşüncelere dalıp gittim. neyse ki bu düşünceden hızlıca uzaklaşıp ortamın akışına bıraktılar kendilerini, bıraktılar diyorum ben dağıtınca kimse tutamıyor beni (evet).

eğlencenin kırıntılarını toplarken misafir olan arkadaş yanıma geldi. ''aşık oldum ulan yorgo'' dedi. aha bana yürüyor diye tam düşünecekken, kulağıma eğilip birilerini tarif etmeye başladı. tarifi tam duyamadım ama kafamı çevirdiğimde anlattığı kişiyi anladım. sayın misafire, çok istiyorsan konuş diye telkinde bulunurken yapamam, edemem diyince dedim ki gir belime.

efenim tarif ettiği kişi güzel bir kadınla dans ediyordu. ulaşıp yanlarına 1-2 dk john travolta dans figürlerimi gerçekleştirip kadehimi kaldırıp çocuğa doğrulttum. yuvarlak masa şövalyelerin ant töreni gibi 4 kişi aynı anda kadehleri tokuşturup, dans etmeye başladık.

asıl nihai planım anlayacağınız üzere (kim okudu buraya kadar yeşillendirin) benim karşısında ki kadını kapatıp, arkadaşımla çocuğu shiplemek. ortamları kaşarı olan ben- bu planı eksiksiz yerine getirdim ki diğer kadını da ben kapattım. neyse efenim ben biraz gaza gelip epey unuttum herkesi ve epey bir aramızda çekim oldu kızla. tabii dans ederken çocuğun sadece arkadaşı olduğunu öğrendim.

bu güzel ortam çok sürmeden ensemde soğuk bir el hissettim. bizim misafir arkadaş çekti beni kenara diyalog şu (x:arkadaş)

x: yorgo amk senin!!
yorgo: ne oluyor kızım ben ne yaptım?
x: ulan gittin çocuğu bana saldın, kızı sen kaptın!
yorgo: sen istemedin mi?
x: ulan ben dans ettiğin kızı kast ediyordum amk!!

ufak bi fatal error hatası verip, kısa süreli lal taklidi yaptım. hemen özür diledim arkadaştan. tutup kolundan ayrıldık onların yanından diğer arkadaşım zaten herkese salça oluyor onu alma bahanesiyle yanına gidip '' ulan arkadaşının lezbiyen olduğunu söyelesene'' dedim.. demez olaydım ''oha lezbiyen mi o'' tepkisi alınca aha yorgo sıçıp, anka kuşunun bulunmaz tüyünü de muntazam bir şekilde diktin dedim kendime.

ya bilmediğini bilmiyordum, sakın söyleme falan dedim, tamam dedi ve 5 dk sonra söyledi bir de neden bana söylemedin tribine girdi. bildiğiniz ortama demet akalın zehri saldım istemeden. neyse efenim biraz konuşup, durulduk derken dans ettiğim kadın gideceklerini belirtmeye geldi yanıma. yani gidiyorum numaramı al dedi, isteyemedim..
istesem hande ataizi ye ne dedin sen tokatı minvalinde bir tokat yemekten korktum..

velhasıl kelam dostlarım kızı istemeden ifşa ettim, beğendiği hatunu istemeden kapadım ve gününü zehir ettim. güne puanım 1...

tüm bunlarla birlikte bu entry votka yudumlarken girildi.
bugün dayı oldum sözlük :) küçük çirkin bi ördek yavrusu doğdu:)
yaşadığım şeye hayat demeye dilim varmıyor
sıkılıyorum sözlük çıkıp dışarı gezmek kahve içmek vakit geçirmek istiyorum ama tek başına da olmuyo be
  • /
  • 7