ayı sözlük günlük

  • /
  • 7
bugün düğündeki beyaz gömlekli, esmer, kirli sakallı, yağız delikanlı kara kaşlı kara gözlü kalbi kendinden de esmer. halay seviyormuş meğer..

maşallah bir halay bir insanda ancak bu kadar harika durabilirdi. allah afetsin kürtlüğümden sanırım "halay çeken erkek çekiciliği" diye birşey var bence. günümü güzel kıldığın için teşekkürler halaylı günler dilerim.
selam günlük. efkarlıyım biraz. yeni bir karar aldım. aşık olduğum alman adamı unutacağım yavaş yavaş, tabi o da beni. çünkü bu ilişkinin oluru yok gibi günlük, yani benim onun yaşadığı şehire taşınma imkanım yok. benim taşınma ihtimalim olan avrupa şehrine de o taşınmaz, imkanı var ama yapmaz bunu benim için biliyorum. zaten beni benim onu sevdiğim kadar sevdiğinden emin değilim. ya da soğuk bir yapısı var bilmiyorum. benim hayatımda daha önce hiç uzun süreli bir ilişkim olmamıştı ve eğer bu ilk ilişkim olursa her zaman uzak ilişki olarak kalıcak. sürekli ne yapıyor şu an acaba diye düşünmek istemiyorum. chat uygulaması kullanıyor zaten ve orda ne yaptığını asla tam olarak bilemem. evet güven çok önemli ve ben ona güvenmek istiyorum ama doğru düzgün sohbet etmiyoruz bile whatsapptan, sadece günaydın nerdesin şurdayım burdayım bu. hiç duygusal veya detaylı konulardan bahsetmiyoruz. evet sanırım ikimiz için unutmalıyım onu. biraz zaman alacak biliyorum. sürekli son görülmesine bakıyorum ama geçecek.
adi bi vürüs tarafından gerçekleştirilen üst solunum yolu enfeksiyonundan muzdaribim sözlük. ulan haftanın en güzel günleri cumartesi ve pazardır onu da yatak döşek geçirdik.
acı çekiyorum, sürekli ağlamaktan yoruldum, kendimden de bıktım. sonsuzluğa gitmek istiyorum.
işsiz olarak yine bir ankara sabahına uyanıyorum. bu sefer evden çıkmıyorum. yorganın altında dünya gürültüsünden saklanıyorum günlük. bazen uzaklara dalıyorum. ne için? ne için diyorum kendimce. neden böyle yaşayıp kendimi hayallerle avutuyorum? bulamıyorum günlük. inan cevabını bulamadığım sorularda kayboluyorum.
şu aralar kendimi hiç tanıyamıyorum. şu an yaptıklarımı geçen yıl birisi bana söylese yok artık derim o derece. belki de gerçek karakterim budur. ama doğrusunu söylemek gerekirse şimdiki ben'i hiç sevmiyorum.
merhabalar hayırlı akşamlar yeni kaydoldum uzun süredir takip ettiğim ama üye olmaya çekindiğim bir platformdu ama benimde artık açılmam sosyal olmam gerektiğini düşündüm.
beynimde saatlerdir filler skşyor.. dün tam olarak 1 saatliğine derse ara vereyim taksimde arkadaşlarla kahve içeyim diye evden çıktım fakat eve dönüşüm bi hayli geç oldu sabah 6ydı yanlış hatırlamıyorsan... kahve diye çıkıp 1.5 litre rakı ne ara içildi nasıl o masaya oturdum hatırlamıyorum tek hatırladığım dansözün beceriksiz bel kıvırmasıydı.. masada ağır abiler vardı kalkamadım, yoksa o dansöze ağzının payını verirdim. verirdim inanıyorum kendime.

xalo ahretliğim de beylikdüzünde yeni saç tasarımları derdindeydi, mavi onda huymuş bilen bilir. ben bilmiyordum bunca yıldır öğrenmiş oldum.
masal olsa...sussak. dün’e dair tüm karışık yünleri torbasında bıraksak. yavaşlamasa zaman, zaman su olsa. şarkılar duvarlarda yankılansa, masal olsa, uyusak. hiç uyanmasak, derli toplu kalmasa etraf, dağılsa. masal, masal olmasa. ürkütmese gözlerini açma hissi o anda. gözlerim açılmasa, açılmasa işte. yavaş yavaş içime işleyen ağıt olsa ellerin. çaresizliğe hükmetmesem içimde. içimde binlerce ben ölmesem, ağıt bitmese diyorum. ellerin diyorum. karanlığı sevsem aydınlıktan daha ziyade. umutlarım ağıt olmasa tenimde.uzaktan sesini duysam, masal olmasa işte. ağıt yavaşlamasa saçlarımda, yüzümde, dudaklarımda. sen olsan, yanıbaşımda diyorum. karşılaşmaları yok saysam, ihtimalleri öldürsem ne kalacak o andan. o an diyorum ne olacak? gideceğim. gitmek, gidebilmek. ya kalmak?
22.03.19
günlerdir dışarıya çıkmıyorum, pencereyi bile açmıyorum. dün gece yarısı kapının önüne çıkayım bari dedim. bahçedeki kayısı ağacı çiçek açmış, bembeyaz olmuş gelinlik giyen kızlar gibi. dolunay her tarafa aydınlıgını cömertçe saçmış, ışıldatıyordu çevreyi. bugün de annem biraz dışarıya çık, hava al bari, rengin atmış güneş görmemekten dedi. istemiyorum, istedigim tek şey ölmek artık. aylardır dua ediyorum ölmek için. olmuyor, dualarım kabul olmuyor. vermiyor allah bana istediğim hiç bir şeyi.
çok yoruldum yav böyle sipariş sevkiyat olmaz olsun arkadaş
sözlükteki ağır orospu çocuğu gelişimi çeşitli eksilemelerle kutluyor yarasın yapraağm! gel bunu da eksile!
kardeşim gitti. ağladım. sustum. gözlerim doldu yine. zorladım kendimi ağlamamak için. şu an biraz daha iyi gibiyim ama eksikliği belli oluyor. off ben napıcam onsuz? kimse benden çikolata çalmıycak mı artık?
selam tekrar ben. bugün iş çıkışı durakta otobüs beklerken önceki günlük yazılamalarımda bahsi geçen durak yoldaşlarımla karşılaştım. artık ufak tebessümler ve iyi akşamlar minvali söylemler geliştirip yoldaşlığımıza insani duygular kattık. 30'lu yaşlardaki esmer olan arkadaş büyük ihtimalle güvenlik görevlisi pazuları ve siyah kumaş pantolunu beni bu işi yaptığı yönünde düşünmeye sevk etti. bizim otobüse bindi otobüsün en yakışıklı erkeği net oydu. bugün bir şey daha oldu hatta bu yazıyı sırf o amca için yazıyorum. normalde yaşlı yolculara karşı duruşum tavrım net. fakat bu amca yer vermek isteyen gence verdiği cevapla beni utandırdı. "yok hayır evladım bütün gün yorulan, ayakta kalan sizlersiniz iş çıkışı oturmak sizin hakkınız" minvalinde bir cümle kurdu. umarım bu tavır tek durak gidip söyleyene söylene yer isteyen, ağzı çemen yemekten sarımsak şekli almış diğer yurttaşlarımıza da ulaşır.
çok yoruldum bugün gerçekten sabah 5 te evden çıkıp akşam 9.30 da dönmek çok yoruyor insanı çalışma hayatı çok zor bütün gün kafam dolu dolu çalışıyorum kimseyle konuşmadan hiçbirşey yemiyorum canım istemiyor içtiğim bir kahve vardı onu bile içemiyorum nedense telefona bakmıyorum ne arayan ne soran benim içip dertleşmeye çok ihtiyacım var yada kafamı dağıtmaya herşey gönlümüzce olsun yazarlar bu döngü umarım hep böyle gitmez
selam sözlük,

bugün istanbul t1 tramvayında karşılıklı oturduğum ortalama 28 yaşlarındaki çocuk aklımdan çıkmıyor.

olaylar şöyle gelişti: uslu uslu oturuyordum, karşımdakinin ara ara beni kestiğini fark ettim. ben de ona bakmaya çalışıyorum arada fark ettirmeden güya. hoş çocuktu. yüzü tıraşlı, altında eşofman, üstünde de öyle bir şey; hülasa spor giyinimli... ama çok da üzerinde durmadım öyle. bir anda anlamadan kısa bir ara uyuklamışım, gözümü açtığımda abov. çocuğun eşofmanının altından bana doğru kabaran, üçüncü bacak gibi, ne olduğu aşikar bir “şey” var. doğrusu bakmaya da utandım bir yandan da ilgimi çekti böyle bir şeyle karşılaşmam... çocuk mu? o da emin olmamanın verdiği ürkeklikle masum masum kaçamak bakıyordu bana. bir ara ufaktan dizlerimiz değdi...

kahretsin ki anında inmem gereken durak geldi. kaçırırsam telafisinin olmayacağı önemli bir işim olduğu için durak gelince indim mecburen. çok sevimli bir yüzü vardı, ona yanarım. aramızdaysan yaz please.
kahvaltımı yapıp giyinip kuşanıp oyumu kullanmaya gittim. tabi güneş gözlüğümü de takmayı ihmal etmedim neticede halk oylaması. yarın gazetelerde "sosyetik güzel oyunu kullandı" manşeti ile boy boy fotolarım çıkar. gazeticelerle kısa bir röportaj yapıp milletimize hayırlı olması temennisinde bulunup evimin yolunu tuttum. televizyonu açtım anadolu haber ajansının henüz açılmayan sandıkların açılmış oy oranlarını bekliyorum.

edit: artık entrylerimin altına "dikkat ironidir" notu düşücem. görüyorum ki anlaşılamıyorum.
işten ayrıldım. garip bir his yine.
yine yine yine.. sevmiyorum böyle olunca. tekrardan iş arama telaşı.. kaçmak istiyorum bu şehirden. tutturmak istiyorum bir şeyleri. öyle işte. bakalım ne olacak.
bugün kütüphanede kestiğim çocuğun ismini öğrenmeyi çok isterdim. hiç durmadan çalıştı ve sakallı olmasına rağmen çok tatlıydı. ben o sıra da kafamı çevirmekten baykuşlara döndüm tabii. off bahar ayları iyi gelmiyor yks öğrencilerine.
  • /
  • 7