ayı sözlük itiraf

  • /
  • 89
henüz eve döneli iki gün oldu, iki gündür salondaki kanepede yatıyorum. bu gece dayanamayıp anne artık odana gider misin yalnız kalmak istiyorum dedim. gözlerime bakıp daha çok yalnız kalacaksın dedi. bu güne kadar hiçbir şey bu kadar canımı yakmamıştı.
abim iphone'un videoyu yavaşlatma özelliğini gösterdi. benim ilk düşündüğüm şey, "sperm çıkarken yavaşlatsak nasıl olur acaba" oldu. ne kadar iğrencim.
10 gün önce bir adamla tanıştım. tanışma şeklim de bana göre özel ve beklenmedik anda oldu. şu an birbirimizi tanıma aşamasındayız. el ele bile tutuşmadık. dışardan göründüğüne ve söylediklerine göre aklı oynaşta falan değil. uzun zamandır fiziksel ve duygusal olarak gerçekten yakınlık hissettiğim biri çıktı karşıma. onunla birşeyler olsun, güzel olsun istiyorum. bir yandan ümitliyim, bir yandan da ödüm patlıyor ya olmazsa diye. ben artık çok yoruldum, tükendim. yine de insanlara karşı güvenimi kaybetmemek için direniyorum. yine de korkuyorum, tırsıyorum olmazsa diye. 10 gün bulunduğumuz durum için uzun mu, kısa mı bilmiyorum. öyle farklı insanlar tanıdım ki sürecin nasıl olması gerektiğini bilemiyorum artık. içimden tut adamı sarılıp öpmek geliyor. bir çuval inciri de berbat etmek istemiyorum. pazar sabahı olmasına ragmen erken kalktım, dışarı çıktım. bir garip oldum bu aralar. allah yardımcım olsun.
bugün yürüyüşe başlayayım dedim, gittim bir yürüyüş parkuruna yürümeye başladım emekli amcalar gibi. emekli amca demişken üç-dört tur attıktan sonra eşofmanlı bir amca jet hızıyla yürüyerek yanımdan geçti. ben de gaza geldim tabi, kaç yaşında amca bana parkurun tozunu attırıyor. hızlandım, deli gibi yürümeye başladım ve sonunda yetiştim amcaya. bi yan gözle baktı bana ve "hmpf"* efektiyle bastı yine gaza. iyice dellendim bu sefer, ride the lightning'i açarak yürüyüş atletine bağladım hemen. evet amcayı geçtim baya fakat vücudumu hissetmiyorum sözlük.
özet: spordan nefret ediyorum.
türkiyede yaşamaktan tiksiniyorum ve sosyolog adayıyım.
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
son sevgilimi beraber olmaya başladığımızın 3. günü aldattım. üzgün müyüm? hayır. o adamı kaçırsaydım oturur ağlardım. *
24 saat "koli" ve "seks" dışında bir şey konuşamayan ibneleri sevmiyorum. iticiler, gereksizler, anlamsızlar, bunaltıcılar, dövülesiler, hadi sonra görüşürükcüler. *
bir anka kuşu misali, duygularımın sönen ateşinin ardında bıraktığı küllerinden yeniden doğmasına vesile olan biriyle tanıştım.

duygusuzluk içinden geçen tam üç koca yılın ardından...
güneşli havada sokağa çıksan tek benim üstüme yağmur yağar. karamsarlıktan demiyorum, var olan şey bu.

sanki murphy kanunları benim üstümden değerlendiriliyor, ar-ge çalışmasında kullanılan fare miyim ben aq.
( murphy kanunları için http://tr.wikipedia.org/wiki/murphy_kanu... )

- sınavda hangi seceneği işaretliyorsam, o seçenek yanlıştır hacı. vallaha bak. üniversite 5 şıkkında 4 ü doğru olan 10 soruluk, test yapıldı. hayır idiot, angut, salak veya aptal değilim ama gittim ilk beş sorudaki yanlışları sectim. koyuyazarın ilk seçtiği şık elbet yanlıştır.

şöyle bir diyalog vardı sınıfta

arkadaki eleman: koyuyazar, kaçı işaretledin abi
koyuyazar: a şıkkı abi
arkadaki eleman: arkadaş a şıkkı yanlıştır, kaçın
sınıf kopar...


- eski sevgilim olmadan eski sevgili acısı çekerim.

- ne zaman bir şeye niyetlensem, o şey ya bozulur ya da iptal olur bir şekilde.

- en kaşar kızı elimle koymuş gibi bulurum.

- safımdır, aynı zamanda.

- üniversitede kız arkadaşım olmuştu. * kız benden abazyan çıktı, namusumu, iffeti mi zor korudum.

- ne zaman iki kişinin arasını yapmaya çalıştıysam, kişileri birbirine düşürmüşümdür ve hatta hatta aralarını yapıcam diye yakın davranılınca bana sulanılmıştır. *

- cebanette gezmiyorum ama gökten bear yağsa, bana lubunya düşer.
yaşımın iki katı birine aktif olunca saygıda kusur ediyormuş gibi hissediyorum*
bugün akşam üzeri, asla yapmayacağım bir şey yaptım, hayatımda ilk defa sadece fotosunu gördüğüm ve toplamda dört cümle yazıştığım biriyle tanıştım. -selamlar, -avm'nin üst katında x yerde yemek yiyorum, -yalnız? -evet, gelsene... bu kadar. ne olacak ki, diyip bindim asansöre, çıktım yemek katına.
plansız bir durum ve önceden verilmiş başka bir sözüm olmasından dolayı kısa bir sohbet oldu ama nasıl güzel, nasıl tatlı adamın teki namussuz. şu kadarını söyleyeyim, elimden tutup -hadi deseydi, gitmiştim adamla. o an bu hissettiğimi ne belli ettim, ne de söyledim. eğer iletişim sürerse bir gün zaten anlatırım ona da, benim pek içimde kalmaz. ama o güne kadar ne siz okudunuz ne de ben anlattım ona göre...
şimdi düşündüm de, ister misin adam sözlük yazarlarından biri olsun, rezilliğe gel
sadece iki gün önce bir avrupa ülkesinde, etrafımda beş yüz tane gey lesbiyen trans interseks falan takılıp, havuz kenarında entellik seviyesi arşa çıkmış, bol fularlı konuşmalar yapıyorken, şu anda kendimi doğu anadolu'nun ücra bir köşesindeki bir otel odasında, az önce bir grup inşaatçının birbirlerine anlamadığım bir dilde (sanırım zazaca) küfrettiği hararetli bir toplantıdan beyin amcıklaması yaşayarak çıkmış dinlenmeye çalışırken buldum. yaşadığım kültür şoku öyle böyle değil. mimarlığı fularlı bir iş olur diye seçtiydik oysaki, peh...
dün gece kendimi aştım ve bugüne kadar birlikte olduğum en güzel kadınla birlikte oldum. insan bir gecelik ilişkisiyle gurur duyar mı? ben duyuyorum sözlük...nasıl oldu ben de anlamadım ama çok güzel oldu.
2 saat uyuyup işe gelmeme rağmen enerji doluyum, yere göğe sığamıyorum. bir de gözüm sürekli telefonda mesaj atar mı diye, atsa da mutluyum atmasa da..
edit: mesaj attı, buluştuk filan ama olaylar olaylar..atmasa daha mı iyiydi acaba bilemedim.
sol-frame'de bu başlığı görünce içimden cartman gene otobüste kimi taciz etmiş ve babası bugün cartmana ne yapmış konulu bir entry ile karşılacağım hissi geçiyor ve gitmiyor.
gelmiş bana resitatif operadan çok keyif alırım diyor. bu sırada ben evde rakı içip linet dinliyorum. ay ölmelerceğğğ.*
ruh halim: herkes birbiriyle yiyişirken atölyeye gidip tahta çakan adnan ziyagil.
tanıdığım, bildiğim insanlar arasında en boş beleş, işe yaramaz insan olabilirim. ne savunduğum bir şey var, ne bir amacım. genelde insanların bir 'duruşu' vardır. bende o bile yok. olsa olsa 'yatış' vardır. niye böyle, normal bir şey mi, sorunsa çaresi nedir, işsizlik artı depresyonun olağan sonucu mu gibi türlü sorular kafamda 10000 metre yarışındalar. olimpiyat yarışı da değil, diamond league, bir süreklilik arz ediyor yani. mistik bir takım olaylar gelişsin diye bekliyom sanırım. o da bize denk gelir mi, gelse de fark eder miyim? antidepresanları bıraktıktan sonra kafamdaki fay hareketlendi sanırım. resmen kafamın içindekileri akıttım buraya. okurzedelerden özür dilerim. ilk cümleden sonra okumamanız gerekiyordu ya, neyse. otobüs kalkıyor, entry biter.
sevdiğin şarkı eşliğinde kek yapmak kadar mutluluk veren bir şey varsa, o da sevdiğin kişinin yanında olup sana eşlik etmesidir sözlük.
psikolojik-travmatik-problemli kişilerden haz etmiyorum. hiçbir şey-durum-olay sizi mutlu etmediği gibi karşıdaki kişinin de hayat enerjisini emiyorsunuz. mutlu olmaya çalışın. hayat kısa koliler uçuyor.
  • /
  • 89
devark.cloud tarafından geliştirildi.