çevremdeki insanlara gizlice küçük hediyeler yollarım, ya da bulacakları bir yere bırakırım, sonra onları izlerim, çoğunlukla kişisel kitap ayraçları, güzel defterler, çiçekler gibi gibi. bu da böyle bir zevk, böyle bir keyif işte.
ilkokulu gören bir bankta oturup teneffüse çıkmış çocukları izlemek. çocukların zil çaldığında merdivenlerden koşarak inmeleri, bir oraya bir buraya durdurak bilmeyen koşuşları. o kaos ortamı inanılmaz huzurlu geliyor insana, bir daha dönemeyeceği çocukluğunu anımsamak iyi geliyor insana belki de..
herkesin ortam kaşarı diye tabir ettiği tipler vardır; hani öyle acınası gelir ya bazen. kimse de yatmak istemez bunlarla. ucuzdur, basittir, yüzeyseldir. tamamen sosyolojik araştırmacı niyetlerle, bu tipleri bulup, hatta tek tek vakit de ayırmayıp üclu ikili gruplar halinde alt alta üst üste götürmeyi zevk edindim. sonra onları tanıyınca aslında ne büyük haksızlık ettiğimizi anladım. ulan o orospu dediğimiz, etiketledigimiz adamlar var ya, olm aşk acısı cekmisler bildigin. bildigin üzülmüşler de bu hale gelmişler. biraz kabuklarını kırınca böyle seyler anlatıyorlar. aslında ne kadar masum olduklarını düşünüyorsun, sonra işine gücüne dönünce, aman bee klasik kaşar iste diyorsun.
böyle. evet. sosyolojik araştırma vs yapmanıza gerek yok. şu kesin, bu tipler, taze, amatör, piyasanın periferisinde kalan tiplere göre daha iyi sevisiyor. muameleleri daha iyi. hepsi bu. yine de ben sık yalamayi bilmeyen birinin amatör ama gerçek duygularla ve heyecanla örülü tepkilerini yeğlerim.
benim bütün zevklerim ucuz ki; çocuk kitapları toplamak, okumak, koleksiyonlarım, vapur gezisi, dost sohbeti ve gülüşleri; sarılmak, koklamak (hatta bunlar bedava)