çocukken yapılan anlamsız deneyler

büyümenin getirdiği öğrenme duygusuyla yapılan deneylerdir.
-böceklerin içini çıkarmak.
-kasaptan özellikle yürek, böbrek, ciğer gibi organlar isteyip incelemek.
-böcekleri iki ayrı kavanoza bırakıp, birine hava deliği açıp diğerini tamamen oksijenden muaf tutarak ne kadar sürede öldüklerini gözlemlemek.
-sabahtan akşama kadar makarna yiyip boşalmak. ertesi gün sadece et yiyip boşalmak ve bunların tadını kıyaslamak.
-şeffaf poşetin arasına boşalıp, meniyi bilgisayar ekranına tutarak meniyi incelemeye çalışmak.
-çocukların sperm ve yumurtadan meydana geldiklerini öğrendikten sonra sınıftaki kız arkadaşlarının resimleri ile kendi resmini paint'te birleştirmek. ece'den kaş, mor kalemden göz falan filan. o değil de orta okulda sınıftaki kızlarla ilgili en kirli sırrım bu sanırım. ha bir de 6-b'de orospuluk yapan bir kız vardı. neyse o ayrı bir konu.
-kendi kendine slow motion çizgi film yapmaya çalışmak. projeye bilgisayar oyunu olarak başlamıştım.
kola ile fantayı karıştırıp muhteşem içeceği elde etmeye çalışmak.sanırım bir çok kişi bunu denemeden büyümemiştir
+mahalledeki boş arsaya, çukur kazıp, içine yumurta, çilek, peynir koyup karıştırıp, ne olacağını oturup 8-9 gerzekle izlemek. *
+acaba bu taşı çocuğun kafasına atsam acır mı? diyip, kafasının yarılıp dikiş atılması ve benim günlerce evde saklanmam.
+ cheetos u, kolaya banıp yersem harika bir şey elde eder miyim? *
+televizyonda biri denize dalınca, onunla birlikte nefesini tutmaya başlayıp, ne kadar süre dayanabileceğini ölçmek.
+bir yanağıma sıradan sabun, diğer yanağıma dove sabun sürüp, aradaki farkı anlamak.
+yüzükoyu yatınca sakızı şişirip patlatabilir miyim?
-"ünlü oluçan peen yaaah" diyip televizyonun üstüne çıkıp pat diye yere kafa üstü çakışırken televizyonu üstüne düşürmek. televizyonda nah bu kadar götü olan bişiydi.
-helikopter dediğimiz minyatür uçan ejdarhaları yakalayıp kuyruklarına ip bağlayıp mal mal dolaştırmak.
-bahçedeki minik şirin yavru kedilere ip sarkıtıp yukarı çekerken ipi hepsinin boynuna dolayıp boğmak.
-bisikletin frenlerini kopartıp ayaklarımla durdurmaya çalışırken ayakkabımı ve ayağımı parçalamak. bir kaç kere de önüme kız atıp onun ayağını parçalamak.

(bkz: psikopat yazar)

bu bağlamda en kötüsü denek olmaktır.
- kuşakla boynu sıkınca insan gerçekten ölür mü?
- havuzda kollukları ayağa takarsan ne olur?
gibi soruların cevabı için denek olmak gerçekten bilinçaltında kalıcı sekeller bırakmaktadır.
market poşetinin paraşüt olacağina inanip sirtina takmak ve kanepelerden atlamak
karincalari ameliyat etmek
karincalara havuz yapip yüzdürmek
karincayla örümceği yakalayip evlendirmek
civcivler büyüyünce güçlü olsunlar diye onlara suyun altında nefes tutma ve havaya atarak uçma egzersizleri yaptırmak

farklı yerlerden alınan toprakları birleştirip süper dayanıklı çiçek yetiştirmeye çalışmak

"en yüksek nereye tırmanabilirim" sorusunun cevabını bulmak için ağaçlara hatta düz duvara tırmanmaya çalışmak

karıncaları kavga ettirmek ve mağlup olan karıncayı önce parçalarına ayırıp incelemek ardından arkadaşına yedirtip tadını öğrenmek

bir çomakla en fazla ne kadar derinlikte bir çukur kazabileceğini test etmek ve bunun sonucunda çıkan solucanları bölüp ya da suyun altına koyup ne kadar yaşayabileceklerini incelemek

su dolu küvetin altına girip hunharca bağırıp sesin ne kadar uzağa gidebileceğini anlamaya çalışmak

puding tabağına su doldurup üzerine karabiber serpip, işaret parmağımı sabunlayıp suyun içine batırıp karabiberlerin kenarlara doğru çekilmesini sağlamak.
*toprak solucanlarını nerelerinden kesince ölüp, nereden keserseniz yaşamaya devam ettiklerini incelemek.
*kurbağaları saatlerce elinde tutup ehlileştirmeye çalışmak,
*kola-fanta ve çay-süt karışımı ile gurmelik denemeleri,
*kümeste saatlerce tavukları izleyip bir türlü yumurtlama anına denk gelememek
banaannenin o çok kıymetli beyaz van kedisinin bir patisini kırmızı mürekkebe batırmak ve kağıda pati izi çıkarmaya çalışmak. amaç tom ve jerry çizgi filmindeki gibi izlerin olup olmadığını anlamak. tabii bunu yapmaya çalışırken kedinin huysuzlaşıp eli ısırıp kendini kurtarması ve tüylerini kırmızı mürekkebe bulaması. sonra boyalı kediyi yakalayıp boyalı yerleri limon kolonyasıyla silmeye çalışmak. çırpınan kedinin gözüne kolonya damlaması. kedinin odada dört dönmesi. oraya buraya çarpıp miyavlayarak bağırması. sonra kedinin tekrar yakalanması. kolonya damlayan göze zorla su damlatılması. uzar gider.

buradan ne öğrendim? kedinin seneler sonra bir bayram sabahı her zamanki yerinde yatarken kolonya şişesinin sesini duyduğunda kendini pencereden sokağa atabildiğini. demekki kediler de öğrenebiliyor. pavlov haklıymış.
deney midir bu bilemedim ama denedim nihayetinde. ilkokul sonu ortaokul başı yıllar cinsellikle tanıştığım zamanlar ve yasin diye bir çocuk vardı , biz bunla opusuyorduk ders çalışcaz diye buluştuğumuzda. bir keresinde evde kimse yokken sevismistik ve o sex yapmak isteyince ben bakireyim demiştim ( ay bunu entry girerken çok utanıyorum çok komik o yıllar için çok heyecanlıydı ama ) neyse
ayrildiktan sonra ben tek olan deligime kalem sokmustum acaba bekaret zarim var mi diye ? yokmuş yani onu anladim o an ve nedense buna cok üzüldüğümü hatırlıyorum hatta yasinle bile kusmustum sonra ayça diye bir kız vardı o onla yakın arkadaş olmuştu sonra lise yıllarımda vibratorle bekaretimi kendim alırken bir kere daha anladim ki biz de bekaret zarı yokmuş ( biliyorum anuste olamayacağını zaten ama ışte çocukluk ) içimde ne yaparsam yapayım ölmeyen kezbana bir kere ateş etmek ıstiyorum !