çocukluğunu çocuk gibi yaşamayan ayı sözlük yazarları

zor bir annenin kızı olmaktan da kaynaklanacak talihsiz durum. kızını kusursuz bir ev hanımı olacak biçimde yetiştirme takıntısı olan bir anne küçücük kızı daha ilkokul 4. sınıftan itibaren eve kapatıp ev işlerini öğretmeye başlar, çocuğun yaşıtlarıyla, gönlünce oynamasına ve çocukluğunu yaşamasına engel olur. bununla da gurur duyar. aklımın, gönlümün bir kenarında derin bir özlemle yaşıyorum. çocukluğunun tadını çıkaranlara imrenerek...
disneyland'e gidemedim çocukken. büyük yokluk çektim
çocukluğuma şöyle bir inip çıktımda galiba ben dahil değilim bu yazarlara.
ben de o yazarlardanım. ayrıntıya girmeyeceğim lakin aigai ile çok ortak yanımız varmış. mesela bende bisiklete binmeyi 18 19 yaşlarımda öğrendim.
çocukluğumun her anına lanet ettiğim, zalimce bir meseledir bu. ebeveynlerin hırsına kurban olan çocuklardandım ben. tek bir oyuncağım dahi olmamıştı, sahip olduğum tek eğlence 3 yaşımdan beri önüme konan yap-bozlardı. hep en iyisi, en birincisi olmak zorundaydım. filmlerde gordüğümüz o aşırı korumacı, idealist, acımasız aileler vardır ya o benim ailem işte. zorla klasik müzik dinletilen, 4 yaşında okuma yazma öğretilen, önüne dağ gibi kitaplar yığılan, bir evcil hayvan gibi o yarışma senin bu sınav benim koşturulan. kolu bacağı alçıda olana, sorumsuz olmaya özenirdim. bu yaşımda yaptığım çocuklukların hepsi o zamanların patlaması işte..
üzgünüm değilim. ve sevinçliyim iyi ki olmamışım. istanbul'un cennet diye tabir edilebilecek bir köşesinde doğdum büyüdüm. gerçi buraları da beton tarlası haline yakında gelir. çocuk koşacak, ağac çıkacak, o dizi koşarken kanatacak... yoksa cidden çok zor.
oraya bir kişi daha yazar mısınız?
belki çocukluğumu çocuk gibi yaşadım,evet. bir dediğimi iki etmemeye çalışan ebeveyn, gece yarılarına kadar arkadaşlarımla saklambaç oynadığım günler,dedemin elimden tutarak naz edişimi aldırmayıp beni lunaparka götürmesi, daha neler neler ama şimdi yoklar.hepsini deli gibi özledim.acaba özlem duyarak yaşamak mı yoksa ukde olarak kalması mı? bence ayrım yapmaya gerek yok,ikisi de üzüyor depreşince.
muhtemelen hayat şartları ebevenylerden birini yada hepsini kaybetme ile maruz kalınan durum. ben doya doya yaşadığımı söyleyebilirim kısa şortumla oradan oraya koşturup yapılabilecek tüm yaramazlıkları yaparak, bulduğum her boş yüzeyi pastel boyalarımla karalayarak annemin sabrını zorlayarak, mahalleye gelen dönme dolapçıdan elma ve horoz şekeri satan amcanın arkasından ağlayarak, hava kararana kadar sokakta oyun oynayarak, hergün saat 17:00'da show tv'de power rangers izleyerek babamın sürekli yurtdışında çalışmasından mütevellit babasız çocukluğun hakkını verdiğimi düşünüyorum tabi herkes şanslı doğmuyor ve hayat herkese ne yazık ki aynı fırsatları sunmayabiliyor.
çocuk gibi yaşamak teriminin arkasının doldurulması gerektiğini düşünüyorum. bahsettiğimiz çocuk mahallede top oynayan çocuk da olabilir, babasından dayak yiyen çocuk da. ya da balkon çocuğu dediğimiz evden çık(a)mayan, p2 bulamadan atari oynayan, gözü bozuk, obez ve nerd bir çocuk da* olabilir.
çocukken yaşamadım desem daha anlaşılır olur sanırım. herkesin bi durum kendi çocukluğuna inmesi lazım.
çocukluğumu çocuk gibi yaşıyamadımda bu gidişle yıllar sonra hayatını istediği gibi yaşayamamış ayısözlük yazarları başlığınada yazmak zorunda kalacağım gibi görünüyor
çocukluğumu çocuk gibi yaşıyamadımda bu gidişle yıllar sonra hayatını istediği gibi yaşayamamış ayısözlük yazarları başlığınada yazmak zorunda kalacağım gibi görünüyor