hayata dair iç burkan detaylar

8-9 yaşlarında bir çocuktum, bir gün birisi benden 1 yaş, diğeri de 2 yaş küçük olan kız kardeşlerimle evleri bize yakın olan halamlara gittik. köy yeri olduğundan halamların evi avlulu bir evdi, avluda kuzenlerle biraz oynadıktan sonra tekrar eve giderken tam köşeyi dönmüştük ki halamın eltisi olan kadının halama şöyle seslendiğini duydum: "senin bu kardeşinin oğlu da kız gibi abla yaa. şunun hareketlerine, konuşmalarına bak" bu sözleri yalnızca ben duymuştum, kız kardeşlerim benden önce koşarak avludan çıktıkları için duymamışlardı. halamın o an hiç sesini çıkarmadığını hatırlıyorum. bilmiyorum o an halam ne düşünmüştü. ama benim o küçücük dünyam yıkılmış, altında kalmıştım. o an anladım ki ben farkında olmasam da hareketlerim benim ne oldugumu henüz o yaşımdayken bile ele veriyordu. büyüdüm, bu anlattıgım olayın üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçti ama ben o kadını hâlâ görünce içimde ona karşı tarifini tam yapamadıgım bir duygu hissediyorum. bilemiyorum kızgınlık mı, nefret mi, açık sözlülüğünden dolayı bir takdir duygusu mu. cinsel kimliğimden dolayı ilk yaşadıgım alayla karışık aşağılanma, ömrüm boyunca unutamayacagım bir acıdır bu.
taksim'de leş gibi bir barda içiyorum. normalde damsız girilemeyen bu barın müdavimi olduğumdan kapıdaki arkadaş kolaylık gösteriyor ve tenhada bir masaya oturup içmeye başlıyorum.
genelde bu gibi yerlerde bir arayış içinde olmam. spontane olarak bir şeyler gelişirse o ayrı tabii. neyse sağ çaprazımda bir masa var. iki kadın. yaşları 25 var, yok.. belli ki lezbiyenler. arada bir utanarak öpüşüyor ve öpüştükten hemen sonra etrafa bakınıyorlar. '' acaba gören oldu mu'' sanırım bundan çekiniyorlar. arada bir bana doğru baktıklarını biliyorum. o yüzden kafamı hiç oraya çevirmiyorum. rahatsız olsunlar istemiyorum..
işte bu kaçamak öpüşmelerden, koklaşmalardan sonra zannımca daha aktif olan kadın şöyle bir şey dedi '' bir gün beni bırakacaksın değil mi''
çok üzüldüm lan o an.. her ilişki bitiyor sonuçta. ama bu farkındalıkla ilişkiyi devam ettirmek?
şöyleydi sanırım '' daha çok seven taraf, kaybetmeye yakın olan taraftır''
son bir shot yapıyorum.. bir anda göz göze geliyoruz.. meraklı gözleri var kızın.. dışarı çıkıyorum. kar yağıyor..
leş gibi bir barda bir aşk sona eriyor..
günlük dozumuzu alalım o zaman. yer hatay; işsiz olduğunu söyleyerek üzerine benzin döküp kendisini ateşe veren 42 yaşındaki vatandaş hayatını kaybetti. son sözleri "çocuklarım aç" oldu. gelelim bir diğer babaya bu olayda bugün gerçekleşiyor. lise son sınıf öğrencisi 17 yaşındaki kızını erkek arkadaşı var diye öldürüp cesedini yol kararına bırakan bir yavşakla kapatalım bugünü. malesef ülke gündemi böyle haberlerle dolu. dümeni olmayan, raydan çıkmış bir trendeyiz. kapkara, kocaman bir tren. güzelim ülkeyi şu boktan hale sokan tüm zalimler hesabını verecek. elbet rüzgarın yönü değişecek, devran dönecek. işte o zaman bu halk sevdiklerinizin ellerini tutup ölme hakkını sizden alacak. yargılacaksınız..
bir zamanlar, güz ile baharın birbirine hiç kavuşamadıklarını, çünkü ortada yaz olduğunu düşünüp hüzünlenirdim
milyonlarca üniversitelinin mezun olduğunda potansiyel işsiz olacağı gerçeği.
hususi araç. ya herkes hususiye binsin ya da herkes toplu taşımaya...
yine bir bayramda dedemlere gitmiştik her zamanki gibi. neredeyse bütün kuzenlerim, dayılarım, teyzelerim oradaydı. genelde pek görüşmediğimizden öpüşüp hasret giderme kısmı bi ayrı oluyor. tabii küçük çocuklar daha çok ilgi görüyor.

aralarında 2-3 yaş farkı olan iki kuzenim * de en küçük dayımdan ilgi bekliyorlardı. dayım içlerinden en küçük olanı kucağına alıp taşıyor, telefonundan bir şeyler gösteriyor ve şakalaşıp güldürüyor onu. büyük olan ise aynı şeylerin ona da yapılmasını isteyip bir adım atıyor dayıma. ama dayım ise onun ilgisini fark etmiyor herhalde ve geri çeviriyor tersleyerek. başından savıyor. kuzenim de yüzü düşmüş bir şekilde oturduğum kanepeye yanıma gelip kuruluyor sessizce.

bundan sonra sanırım benim için cidden yaşayabileceğim en çaresiz anlardan biri meydana geliyor. kuzenimin gözleri dolu dolu dayımları izlediğini görüyorum. konuşamıyor, ağlayamıyor, sadece gözlerinden neredeyse düşmekte olan o göz yaşları ve isteyip de alamadığı sevgi kırıntılarının kocaman yıkıntılarıyla savaştığını belli eden bakışlarla oturuyor. ben ise çaresizce ona bakıyorum. ve elimi omzuna atıp kendime yaslıyorum onu. o an ikimizin de gözlerinden yaşlar süzülüyor ama kimse fark etmiyor.

kimse küçücük bir çocuğun sevgiye aç kalbini fark etmiyor.
hayatım boyunca unutmayacağım tek bir anı var benim. 5 yıllık ilişkimin artık bitiyor ve bunu biliyoruz sadece bitti diye söylemiyoruz birbirimize. o hayalleri için bambaşka yerlere gitmek için hazırlanıyor ben bambaşka . ablasının istanbuldaki evinde valizini hazırlıyoruz uçağı sabah 8.15 de yıl 2014. o gece ikimizde sırtımızı döndük ve hayalleri ve heyecanından bahsediyor sadece dinliyorum sen neler yapacaksın dedi bana küçük bir gülümseme oldu suratımda bilmem dedim kendi hayallerimi sanırım dedim sabah oldu havaalanına gidiyoruz taksiden indik pasaport kontrolünün tam önünde ki bankta valizlerin yanında durdum ve onu izledim sadece izledim onun heyecanı tutkusu mutlu mu bilmiyordum sadece çabalıyordu sonra ben geçiyorum dedi sarıldım ayrılıyoruz biliyorsun değil mi dedim bi durdu sanırım uzakta olup herşey normal gidecek gibi düşünüyordu .nasıl dedi basbaya ayrılacağız hayallerin hayallerim başka ve bunu uzatıyoruz dedim o anda benim hayatımın en nasıl anlatılır üzücü demem bile bi az geldi şuan gözüme . tabi biraz daha uzadı ama sonunda ayrıldık çünkü eğer gerçekten seviyorsam ve aşıksam o adam yanımda olmalı uzakta değil. uzaktan yürütebilen arkadaşlara saygım sonsuz ama hayatımda ilk ve son aşkı mutluluğu hüznü kendimi bilmeyi ne olduğumu öğrendiğim o adama her zaman saygım sonsuzdur. bazen kuşaklarını çınlattığım oluyor. bazı müzikler bazı alkolller bazı espriler bunlardan bir kaçı. bende her zaman güzel kalacaksın çünkü sen benim büyüdüğüm birlikte büyüdüğümüz hayatı öğrendiğim kişisin .
farkında olmadan hayatın içindeki bazı şeyleri son kez yapmak.

bir gün son kez babamla bilgisayar oynadım ama fark etmedim,
son kez annemin beni okula götürdüğünü bilmedim,
kardeşimle son kez paten kaymışız.
bir gün son kez walkmanle müzik dinlemişim,
son kez çocuklarla sokakta oynayıp eve gelmişim..
...
son kez anne, baba ile konuşacak olmak, bunu düşünmek istemem bile.
öz savunmasını yapamayacak olan insanlara şiddet uygulayanların var olduğunu bilmek.

hayvanların yaşadığı insan zulmü.

annemin, babamın ölümünden sonraki hayatı.

kimse son gununde yalnız kalmamalı.
acılar bile önümüze servis edilirken seçiliyor, eleniyor. pek çok süzgeçten geçiyor olması.

ışid tarafından yanarak öldürülen iki asker vardı mesela. video kaldırıldı, montaj dendi sonra unutuldu gitti. çocuklar ışid üyesi dendi. dendi de aileye ne oldu? tsk bir açıklama yaptı mı?

çocuk yanarak ölürken abi diye bağırıyordu. o çocuğun abisi olmak da var bu hayatta.

şüphesiz ateş düştüğü yeri yakar fakat acıların bu şekilde kategorize edilmesi insanlardan korkmama sebep oluyor. içten bir acının bile bu kadar kontrol altına alınabilmesi korkutucu.

birileri "bir acın var ama bu bizim işimize gelmiyor, hatta tepki bile çekebiliriz o zaman sen dur kenarda" diyor. ve bu unutulup gidiyor.

edit: bu konunun iç burkan bir detay(!) başlığında kendine yer bulması da bu ülkenin bir ayıbı olsun.

kaynak: https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Fethi_%C...
gözümüzün önünde u(mutsuz) bir nesil yetişiyor. ve biz hiçbir şey yap(a)mıyoruz.
ikoncan eceme ne oldu? nerede? neler yapar?
  • /
  • 2