incir reçeli

yıllar yıllar önce yaz dönemi köyde yaşadığımız yıllarda evin erkeği olarak ağaca çıkıp çok olmuş incirleri toplayıp annemin reçel yaptığı ve bizim de kahvaltılarda afiyetle yediğimiz reçel çeşididir.
filmini ise efetur'un otobüsünde koltuk arkasında olan küçük ekranda izlemiş olmamın keyfini sürdüğüm, daha da bir önem arzetmeyen filmdir.
başrol oyuncusu bi defa çok gay. yani devran çağların erkek hallerini anımsatıyor. hetero bi ilişkiye yabancılaştırıyor insan görünce. ayrıca birçok sahnenin çekim şekli apartılmış. fight club ve requiem for a dream filmlerini izleyenler "siktir ln" moduna girmiştir kesin. kamera açısını ya da kullanılış biçimine eyvallah. ama duygular da aynı be arkadaş. (merdivenden iniş, eve kapanıştaki aynı şeylerin sürekli tekrarı) senaryo ise aids yönünden zaten zıçılmış bi hadise. "nasıl bi konu buluruz daha önce yapılmayan ve ucuza mal olacak" diye çıkan bi senaryo belliki. aşk! çok suni. metazoriyle şekillenmiş gibi, adamın acısının inandırıcılığı yok yani. evde arkadaşınızla bira içerken ses yapsın mantığıyla götünüzle izleyeceğiniz bir film.
başrolündeki kızın aids olduğu film. yersen! aq hollywood'undaki en yeteneksiz oyuncu bile aidsli'yı canlandırmak için 30 kiloya düşüyo, bu kızı makyajla biraz solgunlastirmişlar o kadr. nesinden etkilenmişlerse bu filmin. bide ağlatmayı amaçlıyor yanı ağlatmayıdjhjsjdhsd
  • /
  • 2