istanbul kırmızısı

şubat 2014'te yayımlanmış ferzan özpetek 'in aslı italyanca yazılmış otobiyografik romanı.

"ferzan özpetek, doğup büyüdüğü şehir olan istanbul’u yıllardır uzaktan gözlemliyor. bu sevginin ve hüznün romanı olan istanbul kırmızısı, sanatçının sinema eğitimi için italya’ya gidişine kadarki istanbul yaşantısından izler taşıyor. mesafelerle ölçülebilen uzaklığın kişiyi bir şehre ait olmaktan alıkoyamayacağını, önemli olanın şehirde yaşamak değil, şehri yaşatmak olduğunu gösteriyor."*


“aşk. ne öğrendim aşk hakkında? aşk hakkında öğrendiğim, aşkın var olduğudur. ya da belki, daha yalın anlatımla aşk hakkında öğrendiğim ve öğrenmeyi sürdürdüğüm, filmlerimde, bütün filmlerimde anlattığımdır. yani, sevdiğimiz insanları asla unutmadığımız, onların daima bizimle kaldıklarıdır; bizi onlara artık var olmasalar bile çözülmez biçimde bağlayan bir şeyler olduğudur.
imkansız aşklar, yarım kalmış aşklar, var olabilecekken olmamış aşklar olduğunu öğrendim. yara izi bıraksa da dağlayıcı bir damganın daha iyi olduğunu öğrendim; kışı andıran bir yürektense bir yangın yeğdir. annem bu konuda haklıymış, aynı anda iki insanı sevmek mümkünmüş, bunu öğrendim. olur kimi zaman: direnmek, yadsımak ya da mücadele etmek yararsızdır.
aşkın yalnızca cinsellik olmadığını öğrendim: o çok, çok daha fazlası. aşkın ne okuma yazma bildiğini öğrendim. duygular söz konusu olunca gizemli yasalarca yönetildiğimizi, belki kader belki serap; ama kesinlikle akıl ermez, açıklanamaz bir şeylerin var olduğunu öğrendim. çünkü temelde aşık olmayı açıklayacak bir neden asla yoktur. sadece olur. bu bir gizemin içine girmek gibidir: sınırı aşmak, eşiği atlamak gerekir. ve orada, bu gizemde mümkün olduğunca uzun süre kalmayı denemektir.”*
bana hedaaye eden eski bir arkadaşımın (sözde) oyuncu dansçı sevgilisinin,okuduktan sonra yüzüne fırlattığım kitaptır efenim.
sırça köşklerde büyümüş bir zengin piçinin,derinlikten uzak,basmakalıp bir üslupla anlattığı anı roman tarzında saçma sapan kurgulu kitap demeye dilim varmıyor,işte cümleler topluluğu.
okumayın.
harcadığım iki saate yazık.
bir de üstüne para verseydim yazarın yüzüne fırlatırdım bu ne la diye.
şubat ayında vizyona girecek, baş rollerini tuba büyüküstün, halit ergenç, nejat işler, mehmet günsur ve tabi ki olmazsa olmazlardan serra yılmaz olacak...
filmi 3 mart 2017'de gösterime girmesi planlanıyormuş.

fragmanı şurada;
film bugün vizyona girdi. henüz izleme şansım olmadı fakat yazılanlara baktığımda bir çok izleyicinin filmi oldukça kötü bulduğunu falan okudum. özellikle tuba büyüküstün'ün oyunculuğuna laflar söylenmiş. aslına bakarsanız film kadrosu çok iyi. ama işte bir kadro kurarsınız, aralarında 1 kişi o role oturmaz, oynayamaz, tüm film batar insana. bakalım, ilk fırsatta izleyeceğim. izleyenler varsa da umarım yorumlarını başlıktan esirgemezler.
tuba büyüküstün'ün kadroda olması sebebiyle şimdiden 2 puanı kırdığım film. ama insan şaşırabiliyor da ve şaşırmak da isterim. misal, kirsten dunst'ı melancholia filmindeki performansına kadar hiç beğenmezdim.
izlediğim en iyi türk filmleri arasında yerini almıştır. yapılan yorumlara aldırmadan izleyiniz. oyuncu seçimlerini izledikten sonra anlayabiliyorsunuz.
"hamam"dan sonra ailece izlediğimiz üçüncü ferzan özpetek filmiydi. kitabı okuduğum için ağzımı bile açtırmadılar filmden önce. film sonrasında "gey teması olduğu için değil, cidden durağanlığından beğenmedik" tarzı yorumlara maruz kaldım - homofobiden kaçınarak yorum yapmaları bile muazzamdı. :)

özetle, en iyi ferzan özpetek filmi değildi ama yerden yere vurulmayı da hak etmiyor oyuncu kadrosu.
kitabın filmde bir karakter olarak kullanılması cidden hoş senaryo bu yönden başarılı...lakin önceki ferzan özpetek filmlerine göre farklılıkları fazlaydı...kötü olduğunu düşünmüyorum...yönetmenin kendini en fazla yansıttığı filmiydi belki de?
ferzan özpetek in en sevdigim filmi olmasa da güzeldi ama kitabini okumanızı tavsiye ederim .. kitabı daha cok hosuma gitti . tabiki bir serseri mayinlar , cahil periler , karsi pencere degil ....