kibir

kibir bir canavar gibi bekliyor pusuda, tıpkı bir volkan gibi uykusuda, kalbini kurban veriyor. sen aşkın talibi, o galibi olmaya tutkun, yok korkusuda. bir tek bir hayat var biliyor....
burnu havadalık, götün yerden yükselmiş olma durumu.
en büyük günah derler.
hande yener şarkısıdır.


harcadım, hırpaladım çok
çok zarar verdim, beni affet
insan tuhaf, ne hoyrat
ne şaheser ve nasıl ilkel hayret

kibir bir canavar gibi bekliyor pusuda
tıpkı bir volkan gibi uykusu da, kalbini kurban veriyor
sen aşkın talibi o galibi olmaya tutkun, yok korkusu da
ki tek bir hayat var biliyor

yan yan yan yanmam lazım
daha yol almam lazım
kendimden caymam lazım, zor!
aşağılama şeklinde eyleme dönüşür. kibirin keskin bir ifadesi olduğundan etkili sözler için de popüler bir kelimedir.

"zeka kibiri yenemez. "kibir" (vanity) sözcüğünün "boş" (void) sözcüğünden gelmesi tesadüf değildir."
leszeck kolakowski

"kemikleri, eti, bağırsağı ve kan damarlarını toplayan deri, nasıl insanın görünümünü katlanılır hale getiriyorsa, ruhun ajitasyonu ve ihtirası da kibirle kaplanmıştır. kibir, ruhu kaplayan deridir.."
(bkz: nietzsche ağladığında)

" kibir nedir? kendinden habersizliktir ! güneştan haberi olmayışı gibi buzun"
mevlana
nihat doğanın yorumuylada dinleyebileceğimiz sezen aksu eseri.

ayrıca kibir dünyanın kiridir derler.
insanlık tarihindeki bütün felaketlerin ateşleyicisidir. vucut bulduğu sahibinin gücüyle felaketin boyutu da büyür.. zenginlik ve kudreti sever kibir. bu yüzden fakirde kibir olmaz, çünkü yarı aç bir karın bilinmese de , yamalı çorap görünmese de kibir e dokunur.
sahibinin sesinden mantığıyla hazırlanan sezen aksu albümünün en güzel düzenlenmiş şarkısıdır.
heryerde bulunabilir böyleleri. çok uzaklarda aramaya gerek yoktur. kendini üst görüp anlamsızca diğerlerini aşağılamak şeklinde hissettirirler kendilerini ortamda.*
zayıflık ve aşağılık kompleksinden muzdarip insanların bu eksiklerini sahip oldukları konum, güç ve arkasıyla hoyratça parlatma işlemi. yoksa alt gelir grubundan kibirli insan görmek çok da mümkün değil. ya makam koltuğu fazla gelir, ya silah, ya testosteron. neyse ki polis ve konuşabilme yetisi onların güçsüzlüğünü gölgeler gibi yapıyor.
arapça kökenli, kebir(büyük) manasından türemiştir. kendini büyük görmek, yüce görmek anlamını taşır, islam dininde en büyük olarak görünen allah için kullanılır, aynı dine mensup güç sahipleride aynı sıfat ile zulümlere devam eder... (bkz: kibirlenme erdoğan senden büyük allahın var)
tayyip erdoğanda ilk siyasi sahneye çıkışından günümüze kadar geçen sürede artan şeydir.*
kibirli olduğunu söylediğinizde ‘ben kibirli biri değilim ki’ cevabını almanız yüzdedoksandokuzdur.
sezen aksudan dinlemeyi sevdiğim parça. bu parça çalarken sevdiğiniz adamı karşınıza alın, sarılın ve nakaratı beraber haykıra haykıra söyleyin.