leblebi tozu

ben küçükken mahalle bakkallarında satılırdı.genellikle markasız olurdu paket lastiğiyle paketlenirdi.içinden çekiliş kağıdıgı çıkardı.çekilişten de %90 bilye çıkardı.ama en güzeli kamişla leblebi tozunu çektikten sonra birbirimize bakarak yusuf yusuf demekti.
http://www.itusozluk.com/gorseller/leblebi+tozu/121825
pipet kullanmak suretiyle içeri doğru çekme hareketi yapıldığında boğaza kaçması muhtemel, 90ların ortalarında kaldırılan eğlenceli gıda.
ıslık çalmak için bire bir....
çocukluk nostaljisi yaparken akla ilk gelenlerden biri.

sabahçı * olduğumuz dönemde okula gitmek için evden çıkmadan önce babalarımızdan aldığımız harçlığın en az 4'te 1'ini buna harcadığımız tüketim maddesi yada ağız alışkanlığı.
etrafa sis bombası atmak için yapılması gerekenler:

bir paket leblebi tozu
bir adet piç mahalle veledi

leblebi tozunun hepsi ağza bocalandıktan sonra yusuf, osman yada küçük ünlü uyumuna uyarken içinde se rt sessizleri de barındırabilen kelime veyahut sözcükleri söylemek *
bu çılgınlığın sonlarına yetişebildiğimden günümüzde leblebi suyu altı tozundan yapılan helvası ile bu kültür ben tarafından hala yaşatıllmaktadır.
hala gordukce aldigim cocuklugumun guuuuduuusu...bide orelete benzer bisi vardi takir tukur yedigim oda guzeldi
yanık lekeleri olan tuzsuz leblebiye şeker yada baharat * katılarak öğütülmesiyle oluşmuş, küçük paketlerde, plastik tüplerde satılmış, şimdilerde kırsal semtler haricinde pek rastlayamadığımız ama evde de yapılabilen seksenler jenerasyonunun çocukluğunun enfes gıdası. *
küçükken nefret ederdim bu tozdan ama yine de alırdım zira içinden küçük oyuncaklar falan çıkıyordu, o kadar para veriyorum diyerek yiyordum ama yine de.
holosko holosko diye dolandığım seneleri anımsatıyor
ablamın ilkokula gidip benim henüz başlamadığım zamanlarda ablam okuldan gelirken arada bir bundan bir tane alırdı. bir karne gününde benimde artık yiyebileceğim kanaatine varmış olsa gerek, bana da almıştı. o gün ortalıkta karne lafı o kadar çok dönmüştü ki bu meretin adını karne zannetmiştim*. o günden itibaren içimde bitmek tükenmek bilmeyen bir leblebi tozu aşkı başlamıştı. hemen okula başlamalıydım ve bana da karne* vermeliydi öğretmenler. tabi daha sonra ben okula başladım karne günü geldi. bir baktım aaa benim bildiğim karne yok. herkese bir kağıt parçası veriyorlar. o gün acı gerçeği öğrenmiştim ve eğitim hayatımın geri kalan 14 yılı işkence gibi geçmişti. bileydim okula başlamadan bizimkilere aldırırdım ben karnemi.
orta bire yeni başlamıştım.
kravat ceket (koyu lacivert) 0 km gıcır...
son zil çalmıştır paldır küldür okuldan kendimizi atmıştık büyük sürgülü demir kapıdan dışarı.
karşı bakkala girdik arkadaşlarla mini bir poşet içinde leblebi tozu vardı canım çekti aldım.
tepine oynaya eve giderken yemeye başladım. hem nefes nefese kalmışım hemde yürüyorum. bir an durdum ve paketin içinde kalan yarım leblebi tozunu
kafama dikerek yerken bir arkadaş beni gıdıkladı bütün leblebi tozları; burnuma, genzime, boğazıma kaçarken bir öksürük eşliğinde ağzımda ne kadar leblebi tozu var ise hepsini 0 km olan koyu renkli çeketimin üstüne püskürttüm.
leblebi'nin keyfine varamadığımamı yanayım. genzime, burnuma kaçan leblebi tozunu püskürttüğüm ceketemi, yoksa eve gittiğimde yiyeceğim fırçalaramı yanayım. 90' lar
bakkalarda görmeyi özlediğim şey.

geçen arkadaşım bulmuş getirmiş nereden bulduysa ben rastlamadım hiç. bir sevda, bir tutku ile yedim. daha sonra boğuldum zaten. güldüm her yer toz oldu. damağıma yapıştı felan.
ah çocukluk, dedirtir.
zevkle alıp yediğimiz birşeydi.
lisedeyken, kızkardeşimle birlikte kendimiz üretip yemeye başlamıştık.
çok kolaydı.
önce bir kuruyemişçiden sarı leblebi satın alınır. sonra, evdeki havan kullanılarak, istediğiniz incelikte kıvama gelinceye dek dövülerek öğütülür.
son aşamada ise, yine zevkinize uygun miktarda toz şeker eklenerek karıştırıldıktan sonra, afiyetle yenilir.

*
ne saçma şeydi rahmetli. bir kez yedim herhalde en fazla. nostaljik pınarlar çağlatmış yazarlara. ****