masa tenisi

iki ya da dört kişiyle oynanabilen, refleksleri açık tutan, eğlenceli bir spor/oyun. bir tür raket cambazlığı.
ping-pong yada pinpon adıylada bilinen 20. yüzyıl da ingiltere doğumlu kapalı salon oyunu.
göbeğim yüzünden çok sevip oynayamadığım oyun
lise döneminde derece aldığım spor. sonra basketbol ağır bastı, bıraktım. şimdilerde kortlarda devam ediyorum. var mı benimle maç yapacak olan?
oynamasından futboldan sonra en zevk aldığım oyun.
hocasıyla aldatması normal tenise göre daha katlanılabilir olandır.

st
alan küçük olduğu için daha az kas çalıştıran, fakat reflekslerinizi kedi kıvamına getiren spordur.
bir işi yapabilme potansiyelimi en net gördüğüm spordur. ne kadar oynasam da belirli bir seviyenin üstüne çıkamıyorum. aynı hataları yapmaktan kurtulamıyorum. ne yaparsam yapayım olmadı. benim gibi acemiyken oynamaya devam eden arkadaşlarım ustalaştılar hatta falsolu toplar atıyorlar, ilginç servisler kullanıyorlar. ben ise başladığım noktadan çok uzak değilim. teşekkürler masa tenisi bana kendi sınırlarımı gösterdin.
sol elimle oynayabildiğim oyundur*. sağ elim kadar sert vuruşlar yapamasam da daha teknik oynayarak sayı, hatta set alabiliyorum. gerçi uzun süredir oynamıyorum, muhtemelen hamladım ama biraz antrenmanla toparlarım herhalde.
oynamayı en sevdiğim ve bir 12 sene civarı profesyonel oynadığım spor,okul vs derken unutuldu gitti tabi,sonrasında takım arkadaşları dağıldı falan denk birisiyle antreman yapmayı arada çok özlüyorum işlerimi düzene sokunca yeniden başlayasım var
iyi oynayanlar olduğunda izlemesi heyecan dalgası yaratan salon sporu. kendi beceremediğim şeyleri yapan insanları hep hayranlıkla izlerim. böyle şakada şukada oynayanları da var bunun topu takip edemezsin, yetenek işte.