padre

Durum: 269 - 0 - 0 - 0 - 10.02.2016 22:10

Puan: 4206 - Sözlük Kezbanı

4 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 14

sevgililer gününe çare yıldız tilbe

sabun mabun lafları ederek ırkçı göndermeler yapmış. çok yakışıksız, düşüncesiz bir hareket. bu neyin nefreti anlamak zor. kendisi gibi nefretten, ırkçılıktan beslenen insanlara hitap ediyor. gerçi altı üstü yıldız tilbe işte ne beklersin. kalite yerlerde.

kürt

kürt=insan, türk= insan, arap= insan, alman=insan........ insan, insan, insan....

self suck

"self fuck" (özsikim diyelim buna) da vardır. ancak bunu yapabilmek için gerekli kıvraklığa ve uzun bir alete sahip olmalı.

kırmızı saçlı kadın

orhan pamuk'un son romanı. kısa br roman olduğu söylenebilir. 195 sayfa. kitapta baba-oğul ilişkisi ve bu ilişki üzerinden doğu ve batı kültüründe birey-otorite ilişkisi tartışılıyor. özellikle babasını öldürüp annesiyle evlenen oedipus'un ve oğlu sührab'ı öldüren şehyname'nin baş kahramanı rüstem'in hikayeleri üzerinden bu tartışma yürütülüyor.

aşağıda kitap'tan kendimce çarpıcı bulduğum bazı ifadeleri verdim.

"nedir senin için baba?"
" annenin karnına düşürdükten sonra oğlunu hayatının sonuna kadar koruup sahiplenen, güçlü, şefkatli kişidir baba. dünyanın başlangıcı ve merkezidir o. bir baban olduğuna inanıyorsan, onu görmesen bile kendini iyi hisseder, onun orda olduğunu, gelip seni şefkatle koruyacağını bilirsin. benim öyle bir babam olmadı.

"benim de öyle bir babam olmadı ne yazık ki" dedim soğukkanlılıkla. "ama olsaydı o da benden ona itaat etmemi bekler, gücü ve şefkatiyle benim bireyliğimi ezerdi.!"

"acaba babama itaat etsem mutlu biri olur muydum?" diye yüksek sesle düşünmeye devam ettim." belki iyi bir oğul olurdum ama iyi bir birey olamazdım."

ayrıca baba katilliği ya da devlete isyan bizde değil, avrupa'da şerefli bir iştir. anandan başka kimse sevmez seni.

keyifli okumalar.

nalınlar

necati cumalı'nın yazdığı ve volkan benli'nin yönettiği vasat tiyatro oyunu. şu sırlar altındağ tiyatrosu'nda sahnelenmektedir. rengin samurçay (esma) ve aysın işımer'in (döndü) oyunculuklarını beğendim. ancak espriler bazen gerçekten berbattı. arada güzel espriler var ancak bazen öyle vasat öyle kötü diyaloglar var ki tüm o iyi tarafları unutuveriyorsunuz. bir de salonu dolduran ergen grubun olur olmaz her şeye gülmeleri de sinir bozucuydu benim için. 10 üzerinden puan verecek olursam puanım 4.

sultanlar devrinde oğlanlar

halit erdem okşacan tarafından hazırlanan ve agora kitaplığı'ndan çıkan kitap.
kitapta ilk olarak bizans ve hıristiyan gelenği ile iran ve islam (ortadoğu geleneği) başlıkları altında oğlancılık konuları işleniyor. bu medeniyetlerin oğlancılığa bakışları çeşitli örnekler üzerinden veriliyor. daha sonra saray ve toplum hayatında eşcinsellik başlığı altında özellikle osmanlı sutanları, onların maiyetindekilerin arasında oğlancılığın yeri ve boyutları çeşitli kaynaklardan örneklerle aktarılıyor. son dönem osmanlı toplumunda eşcinsellik başlığı altında ise aşçı dede'nin hatıraları, aşçı dede ve şeyh fehmi efendi aşkı, aşçı dede ve aziz efendi aşkı gibi kişiler arasında cereyan eden eşcinsel aşklar inceleniyor.

kitap ele aldığı konularla ilgili dönemin kaynaklarına başvurması, zengin örnekler sunması ve tarihe farklı bir açıdan bakması yönleriyle okunmaya değer bir eser. keyifle okuyacağınızdan eminim. şanlı ecdadımıza bir de bu gözden bakmalı diyorum.

deli birader

mehmed gazali tarafında kaleme alınan ve şehzade korkud'a armağan edilen kitap. kitapta, oğlancılık ve oğlanlarla ilişki açıkça savunulmuş; oğlanlarla cinsel ilişkiye giren, onlarla cinsel doyuma ulaşan kişileri konu alan öyküler anlatılarak "gamlar defedilmeye" çalışılmıştır. kitabın sadece kurmaca değildir. kitap 16. yüzyılın cinsel hayatını, oğlancılığı ve toplumun bunlara bakışını yansıtmaktadır. kitaptan örnek anekdotlar:

bir adam, bir oğlan ile sözleşmişler; sürtmek on akçe, girmeye bir akçe tayin etmişler. adam oğlana, hangisini seçersen seç demiş. oğlan bakmış ki sürttürmek daha kolay ve hem de parası daha çok, onu seçmiş. adam işe koyulmuş, oğlanın götüne bol tükürük sürmüş ve şeyini sürttürürken birden oğlanın içine sokmuş. oğlan dönüp ne yapıyorsun? demiş. adam, fakirim benim on akçe vermeye gücüm yetmez, bana bir akçelik yeter, demiş.



yine bir adam bir oğlanla sürtüştürmek üzere anlaşmışlar. ama adam oğlanın içine girmiş, dibine kadar yerleştirmiş. oğlan, anlaşmamız sürttürmeye idi, sokmaya değildi demiş. adam, benim söylediğim içine sürttürmekti demiş.

(kaynak: sultanlar devrinde oğlanlar, halit erdem oksaçan)

döngele

yaşar kemal'in orta direk adlı eşsiz romanı

döngele geldi kapıya dayandı. al götür döngeleyi. yok dedi kendi kendine, yok. bu döngele şaşkın döngele. çukurovada pamuğun açmasına daha çok var. bu yıl döngelelerin kökünde birşey var. köklerini kurt yemesin zıkkımların? sıçan yemesin? kopup kopup geliyorlar....

cümleleriyle yani döngele ile başlar. romanda koca halil adlı kocamış karakter yıllardır pamuğun açma zamanını köylülere döngeleye bakarak haber vermektedir. ancak o yıl koca halil yanılacak mıdır? merak eden okusun. tam bir başyapıt. bu eserle ilgili murat belge'nin yaşar kemal'in üçlüsü üzerine adlı bir yazısı var. gayet nefis. döngelenin ne olduğu ise bir önceki entry'de çok güzel anlatılmış. döngele bir anlamda anadolu'nun kendisi, nuri bilge'nin tabiriyle yalnız ve güzel ülke...

homofobi

homofobi sözcüğü ilk defa 1971 yılında george weinberg tarafından kullanılıp bilinen anlamıyla geliştirilmiştir. weinberg homofobiyi " eşcinsellerle yakın veya aynı ortamlarda bulunmaktan duyulan korku" şeklinde tanımlamıştır. lezbiyen ve aynı zamanda aktivist audre lord ise homofobiyi "kişinin kendi cinsine aşık olmaktan korkması ve başkalarında bu türden duygu ve davranışlara karşı geliştirdiği öfke" olarak tanımlamıştır.

ünlü alman felsefeci ve toplumbilimci thedore adorno ise homofobinin altında şiddet ve yansıtma olgularının olduğunu dile getirmiştir.

"sert erkekler sonuçta onlar gibi olduklarını kabul etmemek için güçsüz kurbanlara ihtiyacı olan, asıl efemine kişilerdir. güçlü erkeğin ve uysal gençliğin karşıtları eril egemenlik ilkesini katıksız bir biçimde dışavuran bir düzende bir araya gelir."

son olarak adorno'nun bu sözleri aklıma amerikan güzeli filmindeki asker emeklisi katı babanın oğlunu eşcinsel olmakla suçlaması ama aslında kendi içinde eşcinsel yönelimler taşıması ve sonunda bu yönelimlerini yanlış kişiye yansıtması aklıma geliyor.

yukarıda homofobi ile ilgili yazdıklarımı ise eşcinsellikle ilgili agora kitaplığı'ndan çıkan bir kitaptan aldım.

sevişirken dinlenecek şarkılar

ülkelere göre tuvalet sonrası el yıkama yüzdeleri

hem kıçlarını hem ellerini yıkamıyorlar. avrupaya bakış açım değişti ahahahaha.

bahçelievler

ankara'nın ve bence türkiye'nin en güzel semtlerinden. gazi üniversitesine ve milli kütüphane'ye çok yakın. bildiğim kadarıyla üç tane sahafı çok sayıda bar ve kafesi var. bu semt ile ilgili söylenen bir şey var o da hem sakin hem de cıvıl cıvıl olması. ikisi bu arada bu semtte.

hdp nin baraj altında kalması

kalır mı kalmaz mı daha belli değil ama içinden bir ses oh olsun, beter olun diyor. tabi mantıklı yanım da keşke baraj altında kalmasalar diyor. teröre ve pkk'ya mesafe koyamazsan, sağda solda özerklik ilan edilmesine göz yumarsan, katliamlardan oy devşirmeye uğraşırsan ve daha bir sürü şey, olacağı bu.

sevgilisine sapına kadar güvenen eşcinsel

bu cümleyi duyunca aklıma american beauty filminde annenin kızına söylediği "because you are old enough now to learn the most important lesson in life: you cannot count on anyone except yourself" yani " hayattaki en önemli dersi öğrenecek kadar büyüksün: kendinden başka kimseye güvenemezsin" sözleri geliyor. çok mu klişe? evet, ama bir o kadar da doğru mu ne?

sevgiliyle korunmadan ilişkiye girmek

sevgilinize sonuna/sapına/tamamen artık ne derseniz diyin güveniyorsanız olması gerekendir. prezervatif seksten alınan keyfi çok çok azaltıyor bana göre. ancak sevgilnize güvenmiyorsanız asla korunmadan ilişkiye girmeyin. güvenmediğiniz, güvenemediğiniz bir insana da nasıl sevgili dersiniz o da ayrı mevzu. mesele sevgililerin başkalarıyla seks yapmalarından aldatmalarından ziyade partnerlerinin/ eşlerinin sağlığını tehlikeye atabilecek kadar acımasız, düşüncesiz olmalarıdır. eğer sevgilinizin sizi riske atmayacağından eminseniz varsın başkalarıylla yatsın bence çok da önemli değil.

goodbye

dinlemeye doyamadığım bir feder şarkısı. klibini de çok beğendim.

now, living, my own life
got you out of my (mind)
have, me wasting, too much time
gonna leave you far behind



apartman üniversiteler

aslı vatansever ve meral gezici yalçın tarafından kaleme alınan ne ders olsa veririz "akademisyenin vasıfsız işçiye dönüşümü" adlı eserde bu üniversitelere yönelik esaslı bir eleştiri var. konuyla ilgilenenlere tavsiye olunur.

yemek yapan erkek

oyyyyy ölürüm ben ya böyle erkeğe.

fransız erkeklerinin ekseriyetle çekici olması

valla benim gördüklerim hiç de çekici değillerdi. hatta kibirli, gıcık, çalı çırpı gibi adamlardı.

kıllı kaslı ama ince sesli erkek

tanrı fırçayı eline almış ve tuvalini boyamaya başlamıştır. boyar , boyar, boyar... tam o harika resim bitmek üzereyken tanrının dikkati dağılır* ve resme yanlış bir fırça darbesi iner. işte " kıllı kaslı ama ince sesli erkek" adlı tablonun hikayesi de budur.
  • /
  • 14
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 269

kadın memesiyle ilgili kavramsal dizin

ampul; ayva; balkon; bodoslama; bomba; cephe; cucu; çakıl; çan; çıban; çıngırak; çunçun; elma; far; füze; füze gibi; güğüm; güverte; hepsi senin mi?; ikizler; kaçak inşaat; kristal lamba; küre; küskün; mal; mihrap; portakal; protez; şanzıman; şeftali; tampon; taret; titi; vaşington; vitrin; yedek parçalar. (kaynak: hulki aktunç,büyük argo sözlük).

türkiye'nin en gereksiz kurumu

diyanet işleri başkanlığıdır. inansın inanmasın bütün halkın vergisinin sadece tek bir dinin tek bir kolunu temsil eden bu kokuşmuş kuruma verilmesi tam bir şaçmalıktır, haksızlıktır. hiristiyan, alevi, ateist vs.. vatandaşın vergisiyle cahiller ve yobazlar ordusunu finanse etmek de nedir? bu kurumun kendisi bizzat islama aykırıdır zaten. din hizmeti parayla satılır mı? gerçi allahın kitabı dedikleri kuranı da parayla satıyor bunlar. resmen kâr elde ediyorlar. bir de cami çıkışlarında milletten para toplamazlar mı. falanca yere yardım filanca yere yardım diye. daha bir tane okula, eğitim kurumuna yardım toplanıldığını görmedim. varsa yoksa kimsenin gitmediği camiler, kuran kursları yapılsın. birileri şu kurumu kapatsa da milletçe rahat etsek.

hung up

melodi abba'nın gimme gimme gimme adlı şarkısından alınmış. abba'nınki de çok güzel.

insanın kendi olabilmesi

çok ünlü yazarlarımızdan birinin kitabında bir bölüme konu ediliyor "insanın kendi olabilmesi" anlatım oldukça çarpıcı. kendi gibi olmak ne zor dedirtiyor.
.......
askerliğimin ilk gününde silah arkadaşlarım benim öyle biri olduğuma karar verdiler diye, bütün askerliğimi ' en zor durumda şaka yapmaktan vazgeçmeyen biri' olarak geçirdiğimi hatırladım. vakit geçirmekten çok serin bir karanlıkta yalnız başına oturmak için gittiğim kötü filmlerin 'beş dakika ara'larında sigara içen işsiz güçsüz kalabalığın bakışlarından beni 'çok anlamlı işler yapmaya aday değerli bir genç' olarak gördüklerine karar verdiğim için 'çok anlamlı hatta ulvi düşüncelere boğulmuş bir dalgın' gibi davrandığımı hatırladım. bir askeri darbenin hazırlık planlarına ve iktidarı ele geçireceğimiz günlerin hayallerine gömüldüğümüz sıralarda, askeri darbe bir gecikir de, milletimin çektiği sıkıntılar daha da uzar korkusuyla, geceleri uyuyamayacak kadar milletini seven biriymiş gibi davrandığımı hatırladım. kimselere gözükmeden gittiğim randevu evlerinde, orospular öyle daha iyi davranıyorlar diye, yakın geçmişte başımdan korkunç ve umutsuz bir aşk macerası geçmiş bir umutsuz gibi yaptığımı hatırladım. kaldırım değiştirecek vaktim yoksa, polis karakollarının önünden iyi uslu bir vatandaş gibi gözükmeye çalışarak geçtiğimi hatırladım. sırf yılbaşı denilen o korkunç geceyi tek başıma geçirecek cesaretim olmadığı için gittiğim babaannemlerin evinde, herkese katılmak için tombala oynarken çok eğleniyormuş gibi yaptığımı hatırladım. hoşuma giden kadınların yanında kendim gibi olmayıp da onların hoşuna böylesi gider diye, kimine evlilikten, hayat mücadelesinden başka bir şey düşünmeyen biri gibi, kimine memleketin kurtuluşundan başka hiçbir şeye vakit ayırmayan kararlı biri gibi, kimine de ülkemizdeki yaygın duyarsızlıklardan ve anlayışsızlıktan bıkmış duygulu biri gibi, hatta bayağı bir deyişle 'gizli şair' gibi gözükmeye çalıştığımı hatırladım.....

uzun bir günün, hatta akşamın ardından insanın yalnız başına kalıp, kendi koltuğuna oturup kendisi olabilmesi, yıllar süren uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra yolcunun kendi evine dönmesine benziyor.

sevgilisine sapına kadar güvenen eşcinsel

bu cümleyi duyunca aklıma american beauty filminde annenin kızına söylediği "because you are old enough now to learn the most important lesson in life: you cannot count on anyone except yourself" yani " hayattaki en önemli dersi öğrenecek kadar büyüksün: kendinden başka kimseye güvenemezsin" sözleri geliyor. çok mu klişe? evet, ama bir o kadar da doğru mu ne?

osmanlı'da tellaklar

dellakname-i dilküşa - ( gönüller açan tellaklar kitabı)

seyis ali ile ilgili bölümü veriyorum daha ayrıntılı bilgi için: http://turandursunkutuphanesi.files.word...

biri dahi seyis ali'dir. bir tüvana (güçlü) nev-hat (sakalı yeni çıkmış) oğlan olup kendi kadr-ü kıymetini (değerini) bilmeyip boğazı tokluğuna tersane haytalarına uçkur çözerken hamam çıplağı olmuş, az zamanda şöhret bulup hammam-ı piyalepaşa'da (piyalepaşa hamamı'nda) kibar ve rical (önde gelen kişilerin) tokmakçısı idi. dellak kalyoncu süleyman'ın oğlanı ve şakirdi (öğrencisi) ve ortağıdır ki bir günde kırk göt tokmaklayıp kırk sefer fişek attığı hamam siciline kaydolunmuştur. ricalden (üst düzeydeki yöneticilerden) bir efendinin oğluna alâka edip oğlanı kalafat yerine çekip cebren (zorla) gemi içine sokup livata etmekle (etmesi üzerine), hamamdan peştemalı ile çıkarmışlar ve o çıplak halinde kalafat yerinde salbeylemişlerdir (asmışlardır). amma pek yazık olmuştur. elhak (allah için) erkek güzeli serbaz (cesur), şahbaz (yiğit), dilbaz (gönül eğlendiren), civanbaz (gençlere meraklıların) hizmetinde çâlâk (çevik) dellak-i pak (temiz tellak) idi.

hdp nin baraj altında kalması

kalır mı kalmaz mı daha belli değil ama içinden bir ses oh olsun, beter olun diyor. tabi mantıklı yanım da keşke baraj altında kalmasalar diyor. teröre ve pkk'ya mesafe koyamazsan, sağda solda özerklik ilan edilmesine göz yumarsan, katliamlardan oy devşirmeye uğraşırsan ve daha bir sürü şey, olacağı bu.

kolalı gömlek giyen zengin fit ve kültürlü erkek

iğrenilen, tiksinilen, öğğğğk dedirten başlıklar. zengin, yakışıklı, kültürlü, anlayışlı, ...boyunda, esmer, kıllı gibi bir kaç kelimenin kombinasyonlarından kurulmuş başlıklardan gına geldi.

zengin, yakışıklı ve seksi erkek
zengin, yakışıklı ve anlayışlı erkek
1.90 boyunda, zengin ve kültürlü erkek
yakışıklı, kültürlü ve güzel gülen erkek

bitin artık lütfen...

azeri sevgiliden duyulabilecek sözler

eğer bir azeri sevgiliniz varsa cinsel ilşki sırasında ya da günlük hayatta komik ve sempatik söz ve iltifatlarla karşılaşabilirsiniz. benim duyduklarımdan bazıları şöyle:

sana inanabilmirem*

uy uy uy canim yaniir*

sen menim erimsen*

men senin avradınam*

sesen gurban*

cinsel seks yaparken belini inciten acemi erkek seksiliği

başlık açarken başlığın kafasını gözünü yaran yazar seksiliği gibi değildir *

keskinoğlu fileto fit

piyasada yiyebileceğiniz en berbat gıda maddeleri arasındadır. tıpkı ton balığı gibi piliç göğsünü konserve halinde tüketiciye sunmuşlar. ancak insan piyasaya sürmeden önce tadına bakmaz mı ya!?
Henüz takip eden biri yok.