birlikteyken her daim açık olan facebook una bakmaya tenezzül etmezsiniz de güveniniz sarsılınca, başa gelen kötülüklerin sorumlusu o mu acaba, arkamdan iş mi çeviriyo diye fellik fellik şifre ararsınız, bulamazsınız..kırılmıyor bu şifre.
bütün ömrü boyunca yiyip yiyip kilo almayan, herkesin gıptayla baktığı o insanlar bile 28 yaş civarı metabolizmanın yavaşlamasıyla kilo almaya başlıyor. ben kilo almıyorum nasılsa diye her istediğini yemeye alışmış bünyeyi terbiye etmek de zor oluyor haliyle. ekmeği, şekeri, alkolü azaltın, fast food ve kebapçılara nadiren uğrayın, bol sebze meyve tüketin hemen toparlarsınız.
arama fonksiyonunun geliştirilmesini istiyorum. mesela istediğim zaman bir yazarın bütün entrylerini görebileyim, yada entry aradığım zaman eğer yazarını hatırlıyorsam onu filtre edebileyim. aman anlatamadım işte ekşideki gibi yahu.
edit** böyle bir şey zaten varmış da ben bilmiyormuşum.
iki türlüdür: birincisinde taraflar birbirinden çok kopuktur, her fırsatta ikisi de birbirini aldatır, her önüne gelene yazar, güya birliktedirler ama iki tarafta daha iyisini bulsa topukları kıçına vura vura kaçacak gibidir. ikincisinde ise ilişkide şiddetli geçimsizlik, birbirlerine tekme tokat dalma, telefon email ne varsa karıştırma, kıskançlıktan gözünün hiçbirşey görmemesi gibi belirtiler baş gösterir ki bunu bazıları tutku bazıları ise hastalık olarak adlandırır.
her iki tür ilişki de sona yakındır. birincisi bittimi biter, ikincisinin bitmesi yıllar alabilir..
bildiğimiz bel çantasının omza atılmak suretiyle kullanılmasına biz ailecek ibne çantası deriz. bizden başka bu lafı kullanan var mı, biz neden kullanıyoruz emin değilim.
başta güney amerika olmak üzere bütün dünyayı gezebildiğim kadar gezmek, bungee jumping ve yamaç paraşütü, dalga sörfü yapmak, hiç tanımadığım konuşmadığım sadece yolda yürürken göz göze gelip beğendiğim birini sorgusuz sualsiz öpmek (verilecek tepkiyi merak ediyorum - tacizci değilim.)
geçenlerde kendi yazdığı bir şiirini enry olarak girip beni ağlatan hatta dağıtan, yaratıcı adam. link vermek isterdim ama şiir sözlük sularında kayıplara karıştı malesef...
tüm zamanların en iyi 3 filmi listemde mutlaka yer alır. biz çocukken üniversiteye giden bir akrabamız bu filme gitmiş gelip filmi bize anlatmıştı. kanımız donmuştu resmen. öyle güzel anlatmışki yıllar sonra filmi izlediğimde sahneler aynen çocukken gözümde canlandırdığım gibiydi.
ortaokuldayım. beden dersi öncesi soyunma odasında üstümüzü değiştiriyoruz. sınıfın ergenleri de 2 meme görecek diye soyunma odasının kapısına basketbol topuyla hayvan gibi hızlı şutlar çekerek kapıyı aralamaya çalışıyorlar. odadaki memeleri benden başkasının görmesine tahamül edemeyen bendeniz kapıyı açıp ''napıyosunuz lan'' diye çemkirmeyi planlarken kapıyı açmamla o basketbol topunu laaapss diye boğazımın üstüne yemem bir oldu. bırak itlere bağırmayı nefesim kesildi kapıyı kapatıp yığıldım olduğum yere. aynaya baktığımda basketbol topunun tırtıklarını boğazımda gördüm.
fight club, survivor, choke gibi eserlerin yazarı. choke u okumaya yeltendim de boğuluyordum. tarzı bana göre değil. ama yarattığı karakterleri, eserleri bir bütün olarak taktir ediyorum.
hiç nefret ettiğim bir yazar olmadı, sevmediğim bir insanın yazdığını neden okuyayım ki? yarım bırakırım en kötü, okumam. bir kere chuck palahniuk ı denedim büyük heveslerle. tarzı çok sıkıcı geldi sevmedim.
onu bırak da en son ne zaman aşık oldun ondan haber. ne zaman aklın başından gitti, böyle deli gibi aşık oldun?
en hafif (blonde roast) kahvesi bile mideyi haşat edecek kadar koyu olan, özellikle türkiye şubelerinde kahve kokusu alamadığım, kahverengi suyu kahve diye satan ama her daim güzel kokan kahve zinciri. türkiye de türk kahvesinin dışındaki kahvelere pek talep olmadığı için, filtre kahve istediğinizde sütlü nescafeyi yada 3 ü biraradayı 5-7tl ye dayadıkları için starbucks türkiye de iyi iş yapar. bir de wireless interneti de hasaba katarsak karşı koymak zor gibi duruyor.
nasıl oluyor da bu kadar görünmez olabiliyorlar dedirten kadınlardır. eşcinsel erkekler bile bihaberse varlıklarından toplumun geri kalanı ne yapsın. genelde kendi aralarında gruplaşıp beraber takılıyorlar. lezbiyen oldukları çok bariz olanların dışındakiler heteroseksüel erkeklerin lezbiyen sevdası yüzünden kendilerini gizler genelde. taciz edilme ihtimalleri lezbiyen olduklarında daha yüksektir çünkü.
seyrettikleri pornolardan olacak heteroseksüel erkekler konu lezbiyenlere gelince birden homoseksüel hakları savunucusu kesilirler. ama aynı hoşgörüyü asla eşcinsel erkeklere göstermezler. ikiyüzlüdürler. psikoloji okumuş, bilen bir arkadaşım lezbiyenlerin birbiriyle yakınlaşmasından zevk alan erkeklerin gizli eşcinsel olabileceklerini, duygularını bu şekilde dışa vurduklarını söylemişti. eğer öyleyse ayı sözlük bayram ilan etsin zira dünyadaki erkeklerin nerdeyse tamamı gizli eşcinsel.
özellikle türkiye de çok yaygın olarak lezbiyenlerin kendini aktif ve pasif diye ayırmasıdır. yılların lezbiyeni olan ben bu konuya hala bir anlam yükleyememekle birlikte pasif lezbiyenin ne işe yaradığını ya da aktif lezbiyenin neden aktif olduğunu anlayabilmiş değilim. eğer sadece aktif lezbiyense bütün işi yapan bu kadın nasıl zevk alıyor? neyi yaptırıyor neyi yaptırmıyor ben gerçekten anlamıyorum, bilen varsa anlatsın lütfen. sekste makbül olan iki tarafında tatmin olması değil midir? neden iki kadın da vazifelerini yapmıyor? neden herşey gibi bu da kadın erkek ilişkisi üzerine oturtulmuş?
bir kadın için belli etmek daha zordur çünkü kadınlar sürekli birbirlerine yakın temas içindedirler. genelde ''erkeklerden hoşlanmıyorum'' ya da ''erkeklerle ilgilenmiyorum'' cümlelerini yeterli görürdüm ta ki şu diyaloğu yaşayana kadar:
kadın: erkek arkadaşın var mı?
ben: yok erkeklerden hoşlanmıyorum ben.
kadın: ayy ben de
ben: lezbiyen misin?
kadın: şaka yaptığımı zannederek ''haha öyle gibi geldi kulağa dimi? yok ayol allah korusun, erkeklerin hepsi hayvan ama yine de onlarsız yapamıyoruz kikiki''
ben: ''geldiim geldiimm''
biri beni çağırıyomuş numarası yapıp götüm götüm uzaklaştım hayvandan.
19 yaşımda artık kabak tadı aldığım yazlığımızda sahilde bir türlü gözümü alamadığım benden 6 yaş büyük, evli hatta 6 yaşında çocuğu olan, hayatımda gördüğüm en güzel gözlerin sahibi olan kadına seve seve teslim olmuştum. sahildeki fingirdeşmelerimiz sonrasında nihayet akşam beni evine davet etmişti,düşünmeden gittim.hiçbir pişmanlık ya da suçluluk duymadım. uğrunda herşeyi göze alacak kadar sevdim ama onun mantığı ağır bastı ve ailesiyle kaldı. bir insanın gözleri o kadar mavi olabilir mi yoksa ben aşkımın acısından mı etrafı mavi görüyordum hala bilmiyorum. ilk deneyimini aşık olduğu biriyle yaşayan şanslılardanım.
bir kadın için belli etmek daha zordur çünkü kadınlar sürekli birbirlerine yakın temas içindedirler. genelde ''erkeklerden hoşlanmıyorum'' ya da ''erkeklerle ilgilenmiyorum'' cümlelerini yeterli görürdüm ta ki şu diyaloğu yaşayana kadar:
kadın: erkek arkadaşın var mı?
ben: yok erkeklerden hoşlanmıyorum ben.
kadın: ayy ben de
ben: lezbiyen misin?
kadın: şaka yaptığımı zannederek ''haha öyle gibi geldi kulağa dimi? yok ayol allah korusun, erkeklerin hepsi hayvan ama yine de onlarsız yapamıyoruz kikiki''
ben: ''geldiim geldiimm''
biri beni çağırıyomuş numarası yapıp götüm götüm uzaklaştım hayvandan.
eşcinsel kadın. arama motoruna yazdığımızda karşılaştığımız barbi kılıklı, uzun tırnaklı birbirine lolipop muamelesi yapan kadınların aksine birçoğu maskülendir ki biz aramızda bunlara kamyoncu lezbiyen de deriz. bir kilometre öteden lezbiyen oldukları anlaşılır. sosyal çevrelerine göre ya yağız bir delikanlı gibi davranırlar yada daha avrupai bir genç adam. kılıkları ve tarzları da buna göre değişir ama yandan cepli kargo pantalon her daim vazgeçilmezleridir. straight erkeklerin kankalarıdır, sanırsam geyleri sevmeyenler de bu lezbiyenlerdir.
kamyoncuların bir model daha feminenleri vardır ki lezbiyen olduklarını anlamak biraz daha zordur, gaydarınızı biraz kullanmanız gerekebilir. kılık kıyafet daha feminendir, makyaj yapanları da vardır ama yinede bir maskülenlik sezilir. tanıdığım lezbiyenlerin çoğunluğu bu gruptandır. feminenlik maskülenlik yüzdeleri kişiden kişiye oynar. erkeklerle pek işleri olmaz, çevreleri genelde kadınlardan oluşur. geneli goldstar dır.
bir de femme dediklerimiz vardır ki bunların gerçekten lezbiyen olanları az bulunur ama bulununca da tadından yenmez. geylerin kadim dostlarıdır. genel yargı çok feminen lezbiyenlerin aslında biseksüel olduğu yönündedir. bana göre görünürde straight kızlardan hiçbir farkı olmayan bu kızlarımız erkeklerin ilgilerini fazlaca çektikleri için illaki erkeklerle tecrübeleri olur. kendilerini keşfedene kadar da erkek arkadaşları olması muhtemeldir. femmelerin lezbiyen olduğunu anlamak için ya çok güçlü bir gaydarınızın yada sağlam cazibeniz olması gerekir aksi taktirde femmeleri straigh kadınlardan ayıramazsınız. femme lezbiyenlerle biseksüelleri ayırmaksa bana göre imkansızdır. her kadın birlikte olduğu kadına %100 lezbiyenim nutuğunu atar ama iki sene sonra karşınıza kocasıyla çıkabilir.
gay clublara gay arkadaşlarıyla giden, nasılsa erkeklerin hepsi gay diye gardlarını indirip içkileri ardı ardına yuvarlayıp deli gibi dans eden kızcağızlardır. ama hesaba katmadıkları, avlanmaya hazır sinsi bir tehlike onları beklemektedir: lezbiyenler
katılımcıların maskülenlik feminenliklerine göre dengesi değişebilecek yarışma. lipstick lezbiyenlerle maço ayıların mücadelesi pek rekabet içermez belki ama kamyoncu butch lezbiyenlerle feminen ayıların yarışı çekişmeli olur, ben seyretmek isterim şahsen.
sevmek zorunda da değilsin ama madem nefret edecek kadar karşısındasın gerçekten neden onun kurduğu, insanlarının ona sonsuz saygı beslediği bir ülkede yaşamak istiyorsun? madem sana fikirleri ters, madem laiklik hoşuna gitmiyor, neden dini kurallarla yönetilen müslüman bir ülkeye göç etmiyorsun? neden bu ülkeyi nefret ettiğin bu adamı sevenlere bırakamıyorsun?
askerlik yaparken görev sırasında trafik kazasında bile ölünse ölen kişi şehit ilan edilmelidir bence. ne şekilde ölürse ölsün adam oraya tatile gitmemişki görev için orda.
akp nin kitlesinin cahilliği ve bağnazlığı belli. internet kullanabilen kesim bile nicklerinden hemen belli ediyor ne olduğunu. kadın başbakanın götünün kılıyım diyor daha ne desin? tayyip açıp ağızlarına sıçsa bunlar sadece adamın kıçını siler, o kadar körü körüne bir bağlılık bu. hırsızlıklarının artık aşikar olması malesef ne seçimleri büyük ölçüde etkileyecek ne de akp li lerin görüşünü değiştirecek. zaten bu kesim iktidarı getirerek bir şekilde suça ortak olmuştur, suçlarını kabul ederler mi hiç?