yalnızlığın anlaşıldığı anlar

bir kahvaltılık olsan hangi kahvaltılık olurdun testini çözdüğüm an.
özgürce sigara içebildiğinizi anladığınız anlardır bir de, sanırım.
ameliyata gideceğiniz gün, yanınızda kalacak kimsenin olmadığını anladığınız andır. bir annem, bi de bi tane arkadaşım var o aklıma geldi. onlar da kalabilirse.
kapının yanlışlıkla çalındığını anlayıp kapıya bakmadığın an.
ayı sözlük ün alıp da kaçılası yazarları başlığında adımı göremediğim o an.. hiçbir ayının beni dağa/ormana kaçırmak istememesi..
gece uyurken yatağındaki iki yastıktan birine sarıldığında.

metroya, otobüse hemen hemen her gün tek başına bindiğinde.

kışın kar yağarken sevdiğin insanla dışarıda yürümek varken yağan karı tek başına camdan izlediğinde.
şarkılara sarıldığın anlardır. uzun zamandır şarkılarımla seviyeli bir ilişki içerisindeyim lan.
evde bilgisayar karşısında 31 çekmek
evde bağıra bağıra şarkı söylediğim andır.
sabah uyandığınızda yapacağınız hiçbir şeyinizin olmaması ve sıkıntıdan oturup ağladığınız andır.
yastık/yorgan kılıfı değiştirmeye çalışırken pes edip bir sigara yaktığım andır. hayatta en nefret ettiğim işlerin başında gelir, sevgili isteğimi depreştirir.
sevgilinin sesindeki o değişikliği hissettiğinde anladığın gerçeklik,hep yalnız olmuşsun aslında
önceki gün evinizde hatta, odanızda misafir ettiğiniz; gece yarılarına kadar oturup güldüğünüz dostunuzun ertesi gün "odam ne kadar sessiz" dediğiniz andır.
carl sagan okuduğum anlardır.
yalnızlığın anlaşılmadığı tek bir an var mıdır ki...

içindeki yaz doymuşluğunun sıcaklığıyla cebindeki çakıl taşlarına dönen yalancı tanışmışlıklarını havanın serinlemeye başladığı şu günlerde birer birer denize attığın an; işte tam da o soğukluktaki an; gerçek yalnızlığı esas o zamanlarda yaşamış olduğunu kavradığın ana evrilir ve artık taşımak zorunda olmadığın o ağırlıkların yalnızlığında daha bir sen olur ve de ''tamam''lanırsın.
  • /
  • 5
devark.cloud tarafından geliştirildi.