ağlamak

bir insanın yapabileceği en doğal ve duygusal eylemdir. en özgür, en bağımsız, en rahat. ota boka ağlayan * ve hiçbir şeye ağlamayan * vardır. he bi de dengeyi kurabilenler vardır, zamanında ve yerinde ağlayanlar. insan diyoruz onlara da.
içinde biriktirdiğinin farkında bile olmadığın duyguların olabilecek en masum şekilde dışa vurumudur. bazen bir filmde yakalar seni bu duygu patlaması, bazen bir şarkıyı duyduğunda, bazen eski bir dostu gördüğünde.. yaklaşıyor ağlama zamanım hissediyorum ama ne zaman gelecek bilmiyorum, dur bakalım..
uzun bir kahkahadan sonra geleni makbul olmayan.
normal bir ağlamanın bin katı büyüklüğünde olup psikolojinizi yerle bir eder.
ben böyle bir duygu karmaşası görmedim. yani uzun zamandır görmüyorum.
ömrümün geri kalan kısmında da görmeyeyim mümkünse.
ruhu arındırmanın en iyi yoludur. her babayiğidin harcı değildir. abartmamak şartıyla ara sıra gözleri ve ruhu temizlemek için damlalar süzülmelidir yanaklardan.
unutmak kadar kolaydır özdemir asaf'ın gözünde.

ağlamak
unutmak kadar kolaydır inan
sevin ağlayabiliyorsan
sevin ağlıyorsan
gül ağlayabiliyorum diye
gül ağlıyorum ağlıyorum diye
sana bir şey yapamam
ağlayamıyorsan

*
bazen çaresizlik karşısında sığınılacak tek kapı.

bazen de mutluluk belirtisi. aslında o mutluluk belirtisi falan değil. kavuşulduğunda gözyaşı dökülen şey her ne ise, ona olan hasretin şiddetinin bir göstergesidir. *
son zamanlarda duzenli olarak yaptigim eylem.
göz yaşları ile ruhu arındırmaktır.
pasif direniştir
(bkz: gülmek ) aktif direniş
hele ki benimki gibi anksiyete sıkıntınız varsa haftada en az iki kez karanlık ve boş odalarda yapılan eylem. genellikle mutlu olunan anların ardından gelir o içindeki boşluk hissi o yalnızlık o kaybolup hiç varolmamış gibi yok olma isteği...
masumiyetin ilk hecesidir belkide ağlamak. utanmalar pişmanlıklar barındırır içinde. utanma baksana bulutlar bile ağlar hergece biryerlerde. ve hiç pişman olmadan bilmem kaç binyıldır devam ettirir bunu. ulu orta yapmasına aldırmaz kimse. o duygularını döker sen bereket dersin. iz bıraktığı topraktaki kokusuna bir kahve bir sigara yakıştırırsın. olsun sen ağlama. ne o ilk sevişme denemelerin nede şanssız sevgi denemelerin. hiçbirinin bir önemi olmadığı kesin. istersen ağla. vahşice ağla hatta. hatırlattığın öpüşmeler gibi. ama dur unutma masumiyetini. şimdi ağlamayı bırakıp benimle tekrar et. kalkmadı sevişmeler ve bitmeyen sevmeler yürürlükten. dudaklarımızın dudaklarımıza değdiği kadar umut var hala bulutlarda
eskiden çok yaptığım şimdi pek yapmadığımdır. 6 aydır sadece 2 kez ağladım * onlar da bir kaç damlaydı *.
ağlamayan çocuğa meme verilmez sözünü yanlış anlamış, kuralsızlığın hakim olduğu toplumumuzda işini müsait olmayan koşullarda gördürmek isteyen insanların her fırsatta yaptığı. bir de üstüne ısrar ve acındırma eklendi mi o yaşlar tam bir silah olup sıvı bir şiddet doğurur.
son zamanlarda 80'ler öncesi türk filmlerini izlerken başıma gelen, gözyaşını dökmektir. tabii ki saçma sapan acıklı senaryolara ağlamıyorum ama bazen filmin konusundan bağımsız öyle bir sahne geliyor ki dayanamıyorum ve aynı anda kendi halime gülerek ağlıyorum. belki çocukluğumdaki bir hissi yakalıyorumdur. belki de eski artistlere üzülüyorumdur. * tam bilmiyorum ama nedeni masumiyet hissi. galiba masumiyetimi kaybettim. *

bir de, (bkz: ağlamak abdest bozar mı)
ağlarsan kıyamam, kıyamam ki küçüğüm... :)
ağlamak güzeldir.
  • /
  • 2