alttaki yazara soracaklarım var
yok.bunun suçlusu biraz da benim , kendimi anlatmayi seven bi insan olmadım.yanimda olup destekleyen çok fazla insan var ailem dahil olmak üzere , ama beni tamamiyle tanıyan yok.
en büyük hayalin nedir aşağıdaki ?
30-35 yaşına kadar özel sektör. sonra kamuya geçilebilir. ondan önce kamuda olunca insanın ruhu memur kafasına girip monotonluğun dibine vuruyor.
hey sen, aşağıdaki! hayatınla ilgili bir kavşağa geldiğinde önünde birçok yol varsa hangi yoldan gideceğini nasıl seçersin?
türkiyeye 106 olarak gelip 108 olarak dönüyorum.
etrafa yüz on falan diyorum ama kimse inanmıyo. 85-90 falan görünüyorum taş çatlasa. hani şu efsanevi kemikleri iri olanlar varya. o benim
hiç diyet yapmadım ama bi yaz yüz yirmiden doksana düştüm. sonra kilonun bana yakıştığını düşünüp gönüllü olarak kilo aldım falan filan...
(bkz:
kara murat benim)
alttaki ne yaptın o işi?
işlerimin hepsini erteliyorum. sonum hayrolsun.
aşağıdaki yazar bir kadında mayo mu, bikini mi yoksa mayokini mi?
çok adam kaybettim. kararsızlık hep sonu getiren. ama sonradan çoğu tırt çıktı. önceden sevdim hep sanırım.
kazancım ise çok samimi içten dostlarım oldu.
alttaki ruj olarak mat mı yoksa parlak ve ıslak mı?
afedersin ama sülalesi gelse gözüme bisey sokamaz.
gözlük iz betır.
alttaki bearhairyi işe alsam hangi pozisyonda caliştirmam gerekir sence?
hatta elin degmişken maaşı falan da sorusalım sana insan evladi
bence kordinasyon şefi olsun.
parayı yarı yarıya bölüşün
ayrıca haftada üç gün istifa ederek eve gidip aynı gün telefonla arayıp geri dönme şansı olsun. dört olursa maaşından kesilsin.
sınırsız yemek.
her iş çıkışı kahve dünyasına gidip sohbet etmek falan da yaparsan tamam oldu bu iş
(bkz:
fırsatı değerlendirmek)
(bkz:
kendi sorup kendi cevaplamak)
alttaki kafana göre takıl ya. hep soru hep soru nereye kadar yani
first person shooter olurdu kesinlikle. ancak ultra gelişmiş bir bilgisayar oyunu. dev gibi bir uçak hangarı düşün. içinde bazı objeler var. oyuncunun gözünde de saydam ekrandan yapılmış gözlük. hem ekranı hem çevreni görebiliyorsun yani. bu objelerin üstüne levele göre yerleştirmeler yapılıyor ekran üzerinde. paintball benzeri biraz işte. soğuk, sıcak, yağmur vb. efektler. işte oyunun kralı.
alttaki, hani hiç böyle bir şey başına gelmesin ama hayatının dönüm noktasına gelsen ve önünde bir çok yol olsa gideceğin yolu nasıl seçersin?
herhalde hepsini kafamda tartar, bir artı-eksi listesi yapar ve o ana en uygun olanı seçerdim, sonuca göre içimden geçenini yani.
sence kaç yaşından sonra yalnızlık için endişelenilmeli ? yaşlılık vs gibi sebeplerle değili gerçekten yalnız olmak yüzünden telaşa kapınılmalı ?
annemi tek geçerim tabi ki.
alttaki, sence dünya kupasındaki en yakışıklı futbolcu kim tatlım?
dünya kupasında futbolcu olduğum paralel evrende ben tabi ki.
bana aşık olmanı istiyorum.tamam mıyız?
tabi ki lord of the rings serisi. daha iyi bir şey olmadığı için öneremiyorum.
balzac dışında (mission completed) en beğendiğin klasiklerden bir kitap sorabilir miyim ben de?
seni do'ya koyar gelir gider öttürürdüm
söyle bakim alttaki hiç ömrünü tek bi kişiyle geçirmeyi düşündün mü
evli değilim, ama olabilir ilerde eşcinsellerin evlenmesine imkan olan bir ülkede yaşadığımdan dolayı. bunu da muhtemelen çocuk sahibi olmaya karar verirsem yaparım gibi duruyor.
alttaki, ülken için ölmeyi göze alır mısın?
hollanda inşallah . maşallah hocam
son zamanlarda replay tuşuna tecavüz ettiren şarkın nedir can ?
bendeniz-tövbe de ve gülşen-irgalamaz.
altımdaki mutlu musun?
*
mutluluğu nasıl tanımladığımıza bağlı ama genel olarak mutsuzum: hiçbir şeyden zevk almıyor, her günüm birbirinin aynısı ve boş geçiyor kanaatindeyim, kısacası baya mutsuzum. alıştım bile denebilir artık.
gerçekten asla asla yapmam diyip de yaptığın/yapmak zorunda kaldığın şey var mıdır, varsa nedir ?
ne mi düşünüyorum? hayatın dine göre değil toplumsal kurallara göre düzene girdiği. kimsenin kimseyi dininden, dinsizliğinden, küpesinden şortundan,yöneliminden renginden, yadırgamayacağı bi ülke düşlüyorum. var böyle yerler. yalnız bu yadırgayıcılar sözlükte bile bir sürü olunca ümitli de değilim valla. ama tabi bir süre daha bekleyeceğim.
hey altta ki! her aşk bitermiş diyorlar doğru mu?
şirin küçük bi ege kasabasında ressam olmak isterdim. ama yaşadığım ülke değişsin italya gibi bir türkiye mesela..
peki, kıskanmak güven eksikliği mi? sevgi fazlalığı mı?
benim nezlimde evlenene kadar her şey mübah,yani kız arkadaşlarıma da dediğim gibi evlenene kadar hiçkimse birbirine tam olarak bağlı değil bence, ama burada bahsettiğimiz hetero bir kişi ise açıkcası vicdan azabı çekeceksem duygusal boşluğu doldurdum diye çekerim yani gidip de nişanlısı için üzülmem. yanındakine hakim olamıyor ve yanındaki kendine sahip olamayacak bir tipse beraber olmasın bu benim derdim olmazdı.
şu hayatta kimseye güvenmemek, bi kendine bi de arkana güvenmek sence bir sorun mu ? ( psikolojik veya sosyal olarak)