aşık olunan kişinin uzakta olması

çok zordur çok. eşi benzeri yoktur o buluşma anlarında hissedilenlerin ama ayrılık da bir o kadar koyar. hele de yanında olmasını istediğin bazı özel anlarda yanında olmaması daha da bir zordur. güzel bir şey görürsün, ya da bir etkinliğe katılırsın ve bunu onunla yapıyor olmalıydım dersin ya o an hissedilen o duygunun ekşiliği insanı yakar.
"keşke sadece madden uzakta olsaydı", dediğimdir.
sevgili dediğin üşüdüğünde seni ısıtacak; ağlarken omuzunu verecek; sevindiğinde seni saracak; nefesini nefesine hissettirecek yakınlıkta olmalıdır. gözden uzak olan gönülden de uzaklaşmaktadır.
sevmek sevilmek önemli olan mesafeler bahanee
her halukarda mesafe olsa da sevilir. istanbuldaki!!! seviyorum lan seni! öğle yemeğine çık benle! *

budur,yürütebilene helal olsundur.
yollar vardır uzaklıkları bitiren der castlevania.
güzelleri görüp sizi unutmuş olması muhtemel kişiyle paylaştığınız durumdur.

(bkz: yarim istanbulu mesken mi tuttun)
çekilir dert değil ama insan gelene kadar bekler onu. gelse de gelmese de
uzakta olmasının yanına bir de 10 saat zaman farkı koyun...işte o zaman tadından yenmez. tek güzel tarafı özlemdir. ama o özlem ve uykusuzluk seni kemirir ve en sonunda illaki bir taraf sevmekten vazgeçer.
sürekli yolculuğa sebep olan sevgilidir. ama şu da var ki uzaktaki sevgili adam gibi adamsa çekilir o yol da, özlem de*
hümeyra'dan 'kördüğüm' dinlenir
bir de bunun internette tanışılıp, gelişen türü vardır ki hiç çekilir dert değil. bir süre sonra 'why do all the cute guys have to live that far away from where i live?' şeklinde serzenişlerde bulunmanıza ve bunu da o kişiye zaman zaman belirtmenize sebepte olabiliyor. her şeye rağmen belirli bir süreden sonra etkisini kaybedebiliyor tabii.

ülke sınırlamız içinde de ginger chubby'ler istiyorum, isveçli bilim adamları genlerimizle oynarlar mı ki acaba rica etsek?
durumunda, aylık tüm geliriniz uçak masrafları, telefon faturaları ve özel günlerde yolladığınız hediyelere gidecektir. bu ayrıldıktan sonra hatırladığınız ilk şey olacağından ilk yazdım. ulan zordur da ha... üzülürsür, sarılmak istersin: yok. sevinirsin, sarılmak istersin: yok. okulu sırf 1 yıl erken bitirir mezuniyetin onur konuşmacısı olursun: yok.... ama var. saçma salak. netbook'da sömestre ve yaz tatillerinde geçirilen ve her ay rutin 2-3günlük görüşmelerin fotoğrafları, videoları... sonra yurt dışında kaybolmamak için yüklenen haritalar... ayrıldıktan sonra üniden eve taşındığımda yıllar sonra açılan kutudan çıkan o diyarların metro jetonları, kartlar, yemek fişleri... zordur zor. yani, sonunda beraber olacağınız bir planınız yoksa hiç birleşme çabasına girmyein. duygusalsanız, üzülürsünüz.
her yakışıklı şarkıcıya, oyuncuya, porno yıldızına aşık olunduğu düşünüldüğünde fotoğraflarla avunulacak durumdur. e insanoğlu bu hep imkansızı ister.
mesafeyi bahane edene yollar girsin. belki yakın ilişki gibi sağlıklı değildir ama olsundur. onun bi gülüşü yeter.
hayatımda birkez yaşadığım ilk başlarda güzel olan bir süre sonra gerçekten dayanılamayan bir durum.

onun kokusunu özler parfümünü koklarsın, nereye kadar?
yüzünü, ellerini, dudaklarını özlersin fotoğrafına bakarsın, nereye kadar?
ikiniz de çalışıyorsanız hele ki taraflardan biri cumartesi de çalışıyorsa senede bir gün şarkısını arka fonda duyar gibi olursunuz, nereye kadar?

güzeldir, hoştur ama türkiyenin bir ucunda ki kişiyle bu ilişki çeşidini yaşamayın. ben ettim, siz etmeyin.
  • /
  • 3
devark.cloud tarafından geliştirildi.