babaanne

anne baskısından mı artık sebebi neyse cidden anneanne kadar sevilmezler. aksini çok az duydum. şahsen anneanne yanında büyümüş bir bebe olaraktan anneannemin çok daha ayrı yeri vardır bende.
anneanne kadar sevilmemesini anne ile arasındaki ilişkinin genelde problemli olmasına bağlı sanırım klasik gelin kaynana ilişkisinde çocuk genelde annesinin yanında babaannesine karşı bir tepki besler ister istemez. aksi halde babaanne ile ilişkiler daha güçlü olması gerekir çünkü bizim toplumda erkek çocuktan olan torun her zaman daha değerli görülür.
babamın annesidir. aram her zaman anneannemle olandan daha iyi olmuştur.
keşke ben doğduğumda yaşıyor olsaydı ve onunla tanışabilseydim dediğim insan. zira kendisine söyleyecek çok şeyim vardı.
babaannemin sadece gözlerini oynatabildiğini görmek, onunla yıllardır çok yakın olan benim içimi acıtıyor. her baktığımda 28 yıllık ömrümün son 20 yılında onunla yaptığımız her şey geliyor, bu yüzden bakmak istemiyorum onu o yatağa bağlı halde görmek istemiyorum. hadi toparlan babaanne de kalk o yataktan, mantı aç yeniden ben de kıyma koyup kapatayım...
babanın annesine yapılan hitap şeklidir.

ben babaannemi çok küçük yaşta kaybettim, hatırlamıyorum bile ama anlatılanları duyunca onu tanımayı çok isterdim.
ilkokulda doğru yazamadığım kelimelerden biridir. 8 yaşına kadar baaanne demişliğim vardır. herkesin ana kokusu farklıdır tabiri benim için babaannemde geçerlidir. babaanne kokusu cennet kokusu.
babanın annesi, nine, nene gibi yöreye göre farklı isimler verilse de en genel geçer isimdir; babaanne!
hayatım boyunca tanıdığım en hanımefendi kişilik, çocukluğumda ve sonrasında kimse için kötü bir sözüne şahit olmadım.
beş çocuk büyütmüş, bostan yapmış, manda beslemiş, babam akşamları yazlık sinemada satsın diye mükemmel un kurabiyeleri yapmış,
gülleri çok sever ve kendi güllerinden yaptığı gül recellerini,
atmışüç yıl sürmüş (benim için imkansız bir süre) evliliğe sahip,
allah inancı lekesiz bir müslüman ama hayatı boyunca onlarca hastalık çekmiş bir kere bile bu durumdan of dediğini duymadım.
dokuz yaşında aşık olduğu adamla evlenmiş, sevmeyi, sevilmeyi yaşayabilmiş benim gözümde şanslı!
1926/selanik doğumlu sarı saçlı mavi gözlü bu güzel havva, eşini kaybetmenin hüznünü çok derin yaşadı ve yası hiç son bulmadı.
yaşına, kronik hastalıklarına karşın çok iyi durumda iken altı ay gibi bir sürede bıraktı kendisini, son günleri resmen intihar gibiydi. yemedi, içmedi, gülmedi, konuşmadı, uyudu sadece, sonsuz uykusunu bekledi uyuyarak.
26 kasım sabahı hep tanrısından dilediği gibi kimselerin eline düşmeden, uyurken kavuştu sevdiğine!
şimdi yan yana yatıyorlar, içimde bir çocuk surekli birşey fısıldıyor, varsa bir tanrı ve vadettiği ebedi dünya iyi yerlerde olmalı ümmü hanım.
hayatımı şekllendiren en önemli idolüm. herşeyim, zenginlğim.
şuan annemi babama kötülemekle meşgul olan, hayatta en sevmediğim insanlardan biri. yalnız ölürsün umarım, şımarık yelloz.
tesadufe bakin. benimkinin bugun olum yildonumu. allah taksiratini affetsin. zira babami sevmezdi. dolayisiyla beni de. benim hislerimse belirsiz... onu sevip sevmedigimi anlayacak yasta degildim ama beni sevmedigini hissediyordum elbette.
ben çok düşkündüm ufakken. abim anneanneciyken ben babaanneciydim. o da sanırım torunları içinde ( 18 tane filan var) en çok bana düşkündü. hala da öyle sanırım. ama ben pek hoşlandığımı söyleyemem son 10 senedir. olan bazı olaylar konusunda arayı bulması gerekirken ateşe körükle gitmesi, babamın ve annemin canını fazla sıkması soğumama neden oldu. ömrü bol olsun.
kendisini hiç tanımadım. kocasını da. anneannemi de. anaokulunda bu sebepten ağladığımı hatırlıyorum. çocuk aklı işte. sonradan gelen çocuk olmak zor be sözlük. bazı şeyler eksik kalıyor. hissedebiliyorsun.
92 yaşında ve halen örgü örüyor.zihni açık ve zeki nasıl hiç bir şeyi unutmuyor aklım ermiyor.hala çok sinsi ve yılan ama biraz yaşlandı tabi. pek sevmem kendilerini bla bla bla
babaanne benim için varlığı özel olandır. biraz cazgır, biraz çakal, biraz zeki, biraz huysuz, biraz inatçı, biraz masum olandır. hepsinin karışımıdır. hiçbir şeyi unutmayandır. hayatının uzun yıllarını psikolojik sorunlarla geçirmiş, yine de derdini anlatmak için elinden geleni yapmıştır. zalim görünmeyen zalimlerin eline düşmüştür zavallım. mezarının başında amcam, siz yaşlı bir kadın görüyorsunuz ama ben onun dimdik yürüdüğü herkesin dönüp baktığı gençliğini hatırlıyorum, demişti. niyeyse benim aklımda da sanki görmüşüm gibi öyle kaldı babaannem.