cinsel tacize maruz kalan çocukların eşcinsel olma ihtimali

kimliğini çözememiş sapık karakterlerin çocuklara tecavüzü ya da tacizi sonrasında, o genç bedenin ilerleyen dönemde eşcinsel olabilmesi sürekli gündeme getirilen bir şey. alakası var mıdır bunu tıp yanıtlasın.
bu konuda yazılmış güzel bir eserde vardır. perihan madenin ramazan ile ali adlı kitabınının başlıca konusudur.
(bkz: eşcinsel olmakla ilgili bilinen yanlışlar)

ara ara gündeme getirilen bir durumdur, tecavüze ugrayıp ilerleyen hayatlarında eşcinsel olmamış olan bireyler bunun çökertilmesi için yeterlidir. tıpkı eşcisel kadın gibi olandır, kadınsıdır tabirinin ayılar tarafından bariz bir şekilde çökertilmiş oluşu gibi. ancak ayı kavramını bilmeyen toplum için eşcinsel = kadınsı erkek tanımı günümüzde de geçerliliğini korumaktadır.

tecavüz travmatik bir sürece yol açan bir durum olduğundan her yaş için sorunludur, özelliklede genç bir bedense buna maruz kalan daha sorunlu durumlar ortaya çıkabilmektedir. iş bu nedenle öncelikli olarak çocuk sahibi olanların çocuklarını koruması, ancak bunu yaparken de onlarında bir birey oldugunu unutmaması gerekmektedir. çocuk sahibi olmayanlar ise etraflarındaki çocuklara karşı tehdit unsuru olabilecek durumlarda dikkatli olması gerekmektedir.
ben uğradım. çok ciddi bir şey değildi ancak ben küçüktüm. çok da dert etmedim sanırım. kim bilir belkide derin yaralar açmıştır.
dunyadaki en kötu olaylardan biriside bu
eşcinsel olma ihtimalinin yüksekliğini bilemem, ama eğer cinsel tacizi aile farkedemezse, farkeder ama doğru yönetemez ise, çocuk yalnız bırakılır ya da öyle hissettirilirse sağlıklı bir cinsel hayatı olamayacağı kesindir, gay ya da hetero olarak, hiç farketmez.



psikolojik sorunlarımın başlangıç noktası olduğunu düşündüğüm zamanlarda bu sorunların başlangıç sebebi olarak küçük yaşta (6 yasında) tacize ugradıgım için oldugunu düşünüyordum...ama zaman içinde bu düşüncenin çok aptalca oldugunu düşündüm ve kendi tercihimi yaptım.tecavüz sonucu eşcinsel olmadım ...öyle olmasını istediğim için bu çizgide devam ettim ve pişman değilim...hala çeşitli zorluklar yaşasamda gay hayatımı seviyorum...ve aileme bana tacizde bulunan kişiye de söyledim başta biraz tepki gosterdiler ama sonradan düzeldiler.olan olmuştu zaten..
başlıktaki durum yüzdesel açıdan düşük bir oran kapsar.
her gay, çocuk yaşta uğradığı tacizler sonucu gay olur diye bir kaide yok.
bu sadece varsayım dan ibaret.
kimileri gay kimliğinin farkına, 30 - 40 yaşında varıyor.kimisi ise daha erken yaşlarda bu durumu anlamaya başlıyor.

gelelim çocuk yaşta uğranılan tacizlere.

bazı çocuklar vardır daha küçük yaşlarda başlar, erkeklere ilgi duymaya ve bunu karşısındakine hissettirmeye.
bu durumu anlayan insan, (bu akrabada olur komşuda olur) fırsattan istifade diyerek erkeklerden hoşlanan o çocuğa birşeylerin yaptırımına başlar. bir nevi alan razı satan razı modudur.

çok düşük oranda da taciz / tecavüze uğrayanlar var.

lakin her gay olanın kökeninde taciz yada türevi bir durum yatmamaktadır.
duğuştan bir kulağa, göze, buruna sahipisek. gay olmak ta böyle birşey doğarken bizle.
nefes alsın yeter modunda olan bir çok kişi olduğundan bunu çocuk yaşta yaşayıp sonrasında bozuk bir psikolojiyle yaşamak zorunda kalan bir çok insan tanıyorum.
eğer sözlük yazarları bu konuda bilimsel araştırma yapmış bilim insanları değilse ya da akademik kabul görmüş bir makale okumamışlarsa verebilecekleri cevaplar sanmıyorum ve olabilir den ibarettir. aksi takdirde eşcinsellerin hormon dengesizliğinden eşcinsel olduğunu iddia eden, ancan ve ancak ciddi araştırmalar sonucu varılabilecek iddiaları işkembesinden yazan "kitle" ile bir farkımız kalmaz.

ben kendi adıma sanmıyorumdan öte bir şey diyemem bu konuda. gerekçem de şu: evet çocukluğunda tecavüze uğramış insanlar yetişkinlik dönemlerinde ciddi ruhsal sıkıntılar yaşıyor olabilirler ama eşcinselliğin bunlardan biri olduğunu gerçekten sanmıyorum. çünkü ben hala cinsel yönelimin sosyal faktörler tarafından şekillenmediği çocuğun aklının ermediği yaşta bile hep eşcinsel olduğunu düşünüyorum. ayrıca tecavüze uğramış eşcinseller üzerinde de araştırma yapılırsa onların tecavüze uğramadan önceki dönemlerinde eşcinsel olacağına dair sinyalleri çoktan vermiş olduğunu da sanıyorum. bu konuda söylenecek çok şey var ama bunlar kanıdan öteye geçemez bizler için.
kurban bayramında gözünün önünde hayvan kesilen çocukların büyüyünce katil olmasıyla aynı orandadır. yani varsayımdır.
efendim yapılan araştırmalara göre pek çok sonuçlar her gün her yerde açıklanır.

çocukken istismar edilen kişilerin ileride başka çocukları istismar etme oranları, ileride şiddete meyletme oranları, ileride psikoseksüel bozukluk yaşama oranları, vesaire vesaire.

bunlardan en yüksek yüzde psikoseksüel bozukluk yaşama yüzdesidir. başka çocukları istismar etme, ilişki sirasında şiddete meyletme, ilişki sırasında mazoşist tutumlar, vesaire pek çok psikoseksüel bozukluklar vardır bu yüzdenin içinde. ve ileride, sırf tacize uğradı diye kendini cezalandırmak için, ya da öyle olması gerektiğine inandığı için eşcinsel olanların oranı devede kulaktır.

olayın bilimsel yanını bir tarafa bırakırsak, bu tarz önermeler eşcinselliği sadece fiziksel aktiviteye indirgeyen saçma sapan şeylerdir gibi geliyor bana.

diyelim ki yaşadığın alengirli psikoloji nedeniyle erkeklerle beraber oluyorsun, onlarla beraber olmaktan haz alıyorsun. peki, hangi travmadan ötürü erkeklere aşık oluyorsun? travma sonucu bir erkeğin bir erkeğe aşık olduğunu ispatlayan kapsamlı bir açıklama bile okusam inanmayabilirim. zira bilim insanları şimdi ak dediklerine 10 sene sonra ay bu lilaymış pardon diyebiliyorlar.
cinsel tacize uğrayan kız çocuklarının erkeklerden uzaklaşıp kadınlara yönelmesi bir nebze de olsun anlaşılabilir ama kurbanına bağlanmak aynı düşünceyle açıklanamaz. ama eşcinselliğini kabul edememiş ya da eşcinsel olan ama türlü nedenlerle inkar felsefesini benimsemiş ve heteroseksüel bir portre çizerek hayatına devam etmeye çalışan ve içten içe eşcinsellere kin besleyenlerin durumu belki bu şekilde açıklanabilir. iddianın eşcinsellik değil eşcinselliğin bir hastalık olarak görülmesi üzerinden yürütüldüğü açık. o zaman zaten üzerinde düşünmeye gerek yok.

eğer erkeklerle duygusal ya da cinsel bazda (ya da ikisi bir arada her neyse) beraber oluyorken ya da onları hayal ederken zevk alıyorsanız burada bir travma arayıp huzurlu giden farklı hayatımıza gölge düşürmek boşuna.

(bkz: eşcinsel terapi)
ortantasyonun açıklanmasında en gelecek vaadeden disiplinin epigenetik olduğunu düşündüğüm için yüzümde hafif bir gülümsemeyle terk ettiğim başlık. *

ingilizce okur yazarlar için genel bir bilgi edinmeleri adına şöyle bir link verilebilinir: http://ayisozluk.com/lnk/a02f35
dünyadaki en saçma ve tutarsız önermedir. şöyle ki erkeklerin cinsel tacizine uğrayan erkek çocuklarının gey olduğu iddia edilir. bu durumda kadınların cinsel tacizine maruz kalan kız çocuklarının da lezbiyen olması gerekir ama tam aksine yine erkeklerin cinsel tacizine uğrayan kız çocuklarının lezbiyen olduğu söylenir.
(bkz: similyanın fazilet-i hikmetleri)
(bkz: ne similyaymış be!)
(bkz: similya değil eşcinsellik geni mübarek)
bununla birlikte ben çocukluğumda hiç cinsel tacize uğramadım. (bkz: aşırı korumacı annenin faydaları) ama bir eşcinselim. bu durumda tez çürür, dağılın.
bir insanın eşcinsel olarak doğma ihtimali ile aynıdır*
eşcinselliğin sonradan da olabileceği söylendiğine göre küçük yaşta cinsel istismara uğramış çocuklar dış etkiler nedeniyle eşcinsel ilişkilerine devam edebilir ve bunu benimseyebilirler.
eşcinsellik için 2 temel unsuru baz alır bilim*. bunlar genetik ve çevresel etkenlerdir. çocukken cinsel istismara uğramak bu çevresel etkenler içerisinde sayılabilir ancak alt kümesi değil kesiştiği bir alandır. ha bunlara ayrıyeten istismar psikoseksüel problemlere yol açabilir ancak bunu da alıp çarpıtıp "aha bak, rahatsızlıkmış" demek denyoluk olur. başlığın önerisi üzerine "ihtimali"ne gelecek olursak, elbette piyangonun bana çıkmasıyla aynı oranda; %50-%50. *
yakin zamanda yapilan bazi arastirmalarda bu onermenin tersinin dogru oldugu hipotezi guclenmistir.

yani evet bunlar arasinda bir korelasyon**** olabilir. fakat bu bir neden-sonuc iliskisi belirtmez. ozellikle bunu tek yonlu yorumlamak yanlistir. oturup uydurulmus bir neden-sonuc iliskisini kabullenmek yerine adam akilli dusununce cok mantikli seyler bulunabiliyor.

sonuc olarak ileride escinsel oldugunun farkina varan cocuklarin (o donemde farkinda olmasalar bile) digerlerinden farkli olmalarindan oturu tacize ugrama ihtimallerinin daha yuksek oldugunu soyluyorlar. adamlar ne guzel sorgulamis ve bir sonuca varmislar. mantikli da duruyor.

bu da slogan olsun: gotumuzden hipotez uydurmayalim, uyduranlari sorgulayalim!
küçükken tacize ya da tecavüze uğramadım eşcinselim. bu durum bile bu ihtimalin ne kadar geçersiz olduğunu düşündürüyor o yüzden bence olmayan ihtimaldir ama bu konuda bilim ne diyor araştırmak lazım yine de. asıl merak ettiğim: "cinsel tacize uğrayan kişilerin aseksüel olma ihtimali"
  • /
  • 2