fransızca

bir erkeğe en çok yakışan diller arasında şampiyonluğu almayı kesinlikle hakeden dildir. bir de o erkek bu dilde şarkı söylüyorsa üstüne atl.. öhöm öhöm tebrik edebilirsiniz yani.
bana biri fransızca konuşarak yaklaşsa 'acaba birazdan kaç puan alacağım' diye kendi kendime sorarım. hadi diyelim bu tür bir erovizyon havasına girmedim; mutlaka götüme başıma tencere tava bağlar 'acaba skicek mi' diye düşünürüm. nasıl bir dilse artık, allah cezasını vermesin.
konuşabilmeyi en çok istediğim diller arasında diğeri de italyanca
the weeknd'ın montreal parçasında yer yer kullanarak dinleyici orgazm ettiği dil.
gerekli olan birkaç kelime ve cümleyi bildiğim sevişmeden önce abartılı bir aksan ve derin sesle süsleyerek sevgilimi yoldan çıkardığım dildir. genelde ise pek sevmem.
bir sike derman olmayan bir başka dil. zaten sıradan şekilde takılacaksanız ingilizce'den başka birşey öğrenmenize gerek olmadığını düşünüyorum. ama ingilizceyi kesinlikle öğrenmelisiniz. hele de geyseniz. fransızca (veya başka herhangi bir dilde) bulabileceğiniz her türlü kaynağın alasını ve feriştahını ingilizcede bulabilirsiniz.

iş olanakları açısından da, sektör spesifik olmazsak, kesinlikle ingilizceden sonra almanca öğrenmek daha avantajlı. sektör spesifik olursak da bence gene fransızcayı geçen başka diller olur, mesela çince, arapça, rusça gibi.

öte yandan bu tür pratik faydalarını bir kenara koyarsak, sırf bir dil öğrenmek için bir dil öğrenecekseniz, fransızca, müthiş güzel fonetiği, şiirselliği, başdöndürücü edebi ihtişamı, bir zamanlarki krem tabakanın dili olması, konuşurken ve yazarken yarattığı zevk nedeni ile bir numaralı diliniz olabilir. son derece keyifli bir dildir bence. bunun dışında ingilizcedeki pek çok kelime fransızca kökenli olduğundan, öğrenmesi ingilizcenize de yarar. bir de eğer ingilizce biliyorsanız, öğrenmesi almanca'ya nazaran çok daha kolaydır. zaten rusçaya, arapçaya, çinceye nazaran hayli hayli kolaydır. bir de bir latin dili olduğundan, italyanca ve ispanyolca'yı öğrenmeyi de kolaylaştıran bir dildir.

yazımı ve okunuşu aslına bakarsanız biraz içine girildiğinde fazla zor da değildir ve son derece de kurallıdır, ingilizce gibi okunuşu sıkıntılı bir dil değildir. sadece ortografisi hiç bilmeyenlere korkutucu görünür. türkçede de çok fazla fransızca kelime olduğundan, yine rahat ederseniz kelime öğrenmekte.

aşkın dili olduğuna da valla çok klişe olacak ama katılıyorum, bana da acaip romantik geliyor. gerçi pigalle'deki zenci abilerin ağzından duyduğunuzda bu fikriniz ne kadar değişir orası ayrı mesele de, yine de tatlı.

yine de şu şekilde bitireyim, bu tür işe yaramayan diller öğreneceğinize oturun adam gibi ingilizce öğrenin kesinlikle.
maskülen feminen kelimeleri ezberlerken küfür ettiren ama kulağa bence çok güzel gelen bir dil.
le soleil est pres de moi'den öteye gidemediğim dil.
öğrendikçe seksiliğini yitiren dil, bence. mesela bilmeyen birine, je suis en train de manger une souris, est-ce que vous vouliez en manger une si vous seriez ici? desek belki hallere girer, lakin bir fare yiyorum, burada olsaydınız siz de bir tane yemek ister miydiniz? anlamına geliyor. yav ama tabii, okuması ve dinlemesi büyük zevk veriyor sonuçta aşkın dili.
yazıldığı gibi okunmaması cidden sıkıntı verebiliyor başlarda, dev harf israfı var dilde mesela örnek verirsek, kimse de vermemiş: ils riaient**. bu hede il riye diye okunur. eril 3. çoğul şahısta gülüyorlardı, gülerlerdi**** ya da gülüyorlarsa anlamına geliyor. ne gerek var .s birde ben fransızların ingilizce öğrenmemelerini destekliyorum abi çünkü fransızca öğrenmek ingilizce konuşan bir fransızı anlamaktan daha kolay.
maskülen ve feminen kelimeler bir zaman sonra biraz da olsa oturuyor, hissediyorsunuz falan ne olacağını. benim canımı sıkan hayvan gibi ulama olması, onların birleşmesi falan. mesela que ve emre yan yana gelirse qu'emre oluyor o da kemre diye okunuyor. okunması da zor bence. mesela nous préférerions derken acı çekiyorum ben.* grameri de okunmasından hallice. ben de öyle çok biliyor değilim ama istediğinizi sorabilirsiniz, yardımcı olmaya çalışırım en azından hocalarıma sorabilirim. au revoir
şiddetle homofobik bir italyan'nın fransızca için yorumu; ibne dili. asla konuşmam.*
her ne kadar okunuşundan yakınılsa da bence ingilizceye nazaran çok daha kurallı bir dil. keza ingilizcede fransızcadan ödünç alınmış bazı kelimeler hala fransızca telaffuz edilir. (bkz: rendezvous )
geçenlerde çok hırbo olan bir arkadaşımın fransızca öğretmeni olduğunu öğrendim. şaka gibi. hiç beklemediğimiz insanlar fransızca bilebiliyor.
çok kaba bir dil diye duydum.
pazarcı konuşsa tahrik oluyorum neden böyle ya :(

evet haberlerde fransızca konuşan pazarcı gördüm
seksi bir dil kanımca.
öğrendikçe her şeyin anlam kazandığı dil. türkçe'nin yarısı fransızca kelimelerden oluşmakta. insan şaşırıp kalıyor. kanımca osmanlı zamanında fransa ile olan iyi ilişkiler sebebi ile fransa'ya gönderilen bir çok aydının daha sonra modern türk edebiyatına yaptıkları katkılar sonucu böyle bir paylaşımın olmuş olması.

elbette ki kulağa hoş geldiği kadar hoş değil öğrenmesi. çok sancılı bir süreç. özellikle telaffuz ve kelimelerin nereden itibaren biteceğini anlamanız zaman alıyor.bir sürü örnek verilmiş ama meşhur 'mademoiselle' mesela. 'monsieur' bildiğiniz mösyö. garip yani. genel olarak giysi, kıyafet, moda, evlerin bölümleri ile ilgili kelimeler fransızca kelimelerdir.
erotik filmlerdeki beni benden aliyor bu dil
  • /
  • 2