istanbul sözleşmesi

11 mayıs 2011'de istanbul'da imzalanmış olan kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin avrupa konseyi sözleşmesi... lgbt+ bireylerin özgürleşmesi kadının özgürleşmesine de bağlıdır. önemlidir.
akpli kadınlar sözleşme üzerinden yine lgbtilere sataşmış.

"istanbul sözleşmesi'nin uygulanması gerektiğini ifade eden (akpli) kadın ve demokrasi derneği (kadem), eleştirilere yanıt verirken sözleşmede lgbti+'lara ilişkin kısmı "tehdit" olarak niteledi."

https://www.gazeteduvar.com.tr/kadin/202...
atalarının 170 yıllık anayasa ve cumhuriyet mücadelesini hiçe sayarak, parlamenter demokrasiden vazgeçip yeniden monarşiye evrilen gafil milletimize yakışmayacak düzeyde ütopik geliyor.
bu ülkedeki kadınların kurtuluşu, yine kendilerinden geçiyor. onları erkeklerin özgürleştirmesini veya kurtarmasını beklemeleri büyük bir hata.
bugün ülkenin dört bir yanında gerçekleşen yürüyüşlerin sebebidir. bu yürüyüşlerde kadın polislerin orada bulunmalarına bir şey diyemem açıkçası sonuçta emir kulular ve bir aileleri, bakmalarından sorumlu oldukları insanlar vardır ancak yürüyüşteki kadınlara saldıran, vahşice saçlarından tutup çeken kadın polislerin var olması cidden acı verici. oysa orada yürüyen kadınlar, akşam o kadın polis eve gidip eşi şiddet uyguladığında ya da öldürdüğünde onun sesin olmak için yürüyen kadınlardı.
kazanılmış hakların, geri alınma çabasıdır, ama o kadar ki ses ve tepki gelmiş olmalı ki , sadece o da değil, zaten kendi aralarında da bölünmüş durumdalar, oğlu istanbul sözleşmesini reddederken, kızı istanbul sözleşmesine sahip çıkmaktadır. dikkat çekmek istediğim nokta istanbul sözleşmesidir.
aydın diye geçinen kesimden iyice tiksinmemi sağlayan sözleşme.
biliyorsunuz bir süredir tartışılıp duruyor. geri kafalılar tarafından nasıl eleştirildiği ortada ama sözleşmeyi savunanların argümanlarına baktıkça deliriyorum.
sözleşmenin sadece kadına şiddete yaptırımı olduğunu, lgbti bireyleri kapsamadığını söyleyip duruyorlar. resmen hep bir ağızdan lgbti bireylere uygulanan şiddeti normalleştiriyorlar ve bir allahın kulu da kalkıp demiyor kardeşim olay şiddete karşı korunmaksa neden lgbti leri kapsamasın diye. hepsi hemfikir olmuş lgbti bireylere şiddet uygulanabileceği konusunda.
günümüz itibari ile kaldırılmıştır. her fırsatta lgbyi en fazla ucundan bucağından kapsayan bir anlaşmayı kullanarak lgbye saldıranlar kına yakabilir.

"çocuklar şakadan taşlıyor kurbağaları,
kurbağalar gerçekten ölüyor."

erich fried
yani cumhurbaşkanı diyor ki "meclis benim. benim imzam yeter bir uluslararasi sözleşmeyi kaldırmaya."

demokrasi mi? hukuk mu? o da ne?
birgün 20 milyonluk kitlesi olan partiyi kapatır. milletvekilinin vekilliğini düşürür. diğer gün istanbul sözleşmesini iptal ettirir. parti kapatılınca ses etmeyenler buna da ses etmesinler adalet böyle birşey herkese lazım oluyor.
insanlar aylardır uygulansın diye savaş verirken bir gecede kökünden kazıdılar.

komik bir ülkede yaşıyoruz. pardon yaşamaya çalışıyoruz.
sabah gazetesinin haberine gore "lgbt sapkinligina" neden oluyomus
bundan sonra istanbul sözleşmesine güvenipte öyle tavşanlar gibi sabah, öğle, akşam hallenmek yok.
herkes türk aile yapısının korunması için evlenip barklanıp, en az üç çocuk sahibi olacak, ona göre...
üstteki yazarlardan biri söylemiş ama ben de söylemek istiyorum. bazı aydınlar sözleşmenin lgbt'lere yönelik şiddetle ilgili olmadığını, bazıları da lgbt'lerle ilgili yerlerin çoğunluğu müslüman olan bir toplumun tepkisine yol açtığını ve bunun da sözleşmenin feshine ortam yarattığını dile getiriyor. ilki zaten saçmalık, sözleşmede lgbt'lere yönelik şiddete de karşı çıkılıyor bu çok açık. ancak ikinci ifade üzücü. bu, kadınlar şiddete uğramasın ama lgbt'ler ne halleri varsa görsün demek değil mi? şiddete uğrayanlar arasında ayrım yapmak demek değil mi? lgbt'lileri günah keçisi yapmayın lütfen. bir sorumlu veya sorumlular arıyorsanız yanlış yere bakıyorsunuz.
okuduğum bir twite göre cumhurbaşkanının bu sözleşmeyi feshetme yetkisi yok, hukuken yok yükmünde.

peki hukukun olmadığı bir yerde bu twit ne işe yaradı? zaten uygulanmayan bir sözleşmenin feshedilme çabaları ile amaçlanan nedir? feshedilmese ne değişecekti?
cumhurbaşkanlığı açıklamasında çekilmenin asıl nedeninin "eşcinsellik" olduğu resmen belirtilmiş.

"başlangıçta kadın haklarının güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlayan istanbul sözleşmesi, türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir. türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı alması da bu nedene dayanmaktadır."

https://kaosgl.org/haber/cumhurbaskanlig...
kadınların da başını yaktık ya lan!
tamam bizi öldürün ama bari kadınları rahat bırakın diyeceğim ama lgbti'deki t lerimizin de büyük kısmı kadınlar ve şiddete en fazla maruz kalanlar da trans kadınlar.

hande kader gibi pek çok trans kadının katilleri bulunulamıyor(!)
yani başka değişle transları gönül rahatlığıyla öldürebilirsiniz. en azından polis peşinize düşmez. hangimiz başımıza bir iş geldiğinde vukuat cinsel kimliğimizi açığa çıkarabilir korkusu yaşamadan polise başvurabiliriz acaba?
tamamen zırdeli insanların milletvekili olabildiği bir ülkede yaşandığını istanbul sözleşmesinden çekilme sonrası ifadelerde tekrardan görebiliyoruz.

'satanizmin emrinde anadolu'yu anatolia yapmak peşindekilere karşı seninleyiz erdoğan'

(bkz:metin külünk)
(bkz:akp)

https://artigercek.com/haberler/satanizm...
şu yukarıdaki açıklama, özrü kabahatinden büyük deyiminin sözlük karşılığı olarak okutulmalı.
aniden çekilmek, tut ki gerçek olsa bile bir grup için sözleşmeyi feshetmek, kurunun yanında yaşı da yakmak, homoseksüelliği normalleştirmek?
neresinden tutarsan orasından elinde kalıyor.
islamcı seçmenden lgbti konusunda oy kaybetmemek için reddedildi. hayır her şeyde osmanlı'yı örnek alıyoruz da eşcinsellikte neden almıyoruz? osmanlı döneminde en azından nefret söylemleri bu kadar tavan yapmamıştı. sözleşme gündeme geldi geleli antisemitizm gibi nefret seviyesine gelindi. siyasiler prim yapıyor bunu kullanarak popülist söylemlerle fikirsiz insanlar sosyal medyadan nefret kusuyor. bizi kendi halimize bırakın.
  • /
  • 2