platonik aşk

allah kimsenin başına vermesindir.
yüzme bilmeyen birinin denizde çırpındığı gibi çırpınırsınız etrafında. her gördüğünüzde kalbiniz çarpıntı yapar pır pır diye. size yanlışlıkla dahi olsa dokunduğunda bir anlam vermeye, çalışırsınız, heycanlanırsınız. aklınızdan çeşitli hayaller geçer ama bilirsiniz ki hiçbiri gerçek olmayacak. size zararının farkındasınızdır durumun ancak kendinizi alamazsınız onu her fırsatta bir kez daha süzmekten. canınız yanar. çok feci hemde. (bkz:tecrübe)
bir heteroya karşı hissedilince acının katmerlisini yaşatır.
çok müzdarip olduğum duygusal karmaşadır. bi yandan seviyorum da bu durumu çünkü hayali gerçeğinden daha vefalı, daha içten, daha uyumlu.
hayatımın en acı en derinden yaralayanı ve en vazgeçilmez olanı... kimseye karşı böyle bir duygu seli yaşamam derdim ama büyük lokma ye ama büyük lakırdı etme demişler. kendinden kopup bir başkasının esaretine girmek ne acı verici bunu anladım.
ondan neymişsin daha iyi algılıyorsun...
......
yapamıyorum,
sensizliğe adım atamıyorum, aklımdasın…
seni bana layık görmeyen hayata bu öfkem.
yüreğim titriyor seni her düşündükçe…
resmin hep elimde, adın dilimde…
titriyor bedenim senin aşkından.
tükense bile umudum seni her zaman arzuluyorum.
geleceğimizi düşünürdüm hep…
zamanın bedenlerimize verdiğini aşkımızla yenebilirdik diye.
hiçbir şey bize zarar veremez diye düşledim hep…
meğer en büyük düşman bizdik bu aşka…
yaralayan bizdik birbirimizi …
üzende biz idik üzülende …
başlayamadık…
başlayamadan bitiriverdik…
kaybettim seni…
......
belki bu daha iyi anlatır...
lisedeyken oldu. çok kötüydü cidden ya her kokuda her seste onu aramak... onun gitmeyi hedeflediği üniversiteye gidebilmek için tembel liseli hallerimden sıyrılıp harıl harıl çalışmaya başladım, ve sonra onun istediğinden çok daha iyi bir üniversite kazandım, o ise daha kötüsünü. şimdi aklıma bile gelmiyor. hayatta her olay bize bir şey öğretir veya bir şey kazandırır, genelde bunu olay sırasında anlayamayız, sonradan fark ederiz. işte bu platonik aşk meselesi beni çalışkan biri haline getirdiği için iyi ki olmuş diyorum.
üniversite hayatım boyunca var olan durum. hem de en yakın arkadaşlarımdan. üstelik bonusu da var ki bir heteroseksüel.
bu şarkı ve klip çok güzel anlatır.

sanırım şu sıralar yaşadığım şey. fakülteden kendisi. ödev yardımlaşması için tanıştık. sonra da nadiren de olsa konuşmaya devam ettik. özellikle mesajlaşmalarımızda hemen, ilgiyle ve samimi cevaplar vermesi onunla mesajlaşmaktan keyif almama sebep oluyor. gerçi telefondaki konuşmalarımızda da aynı. üstelik kendisi benden sınıf olarak üstte olduğu gibi yaş olarak daha da büyük. dolayısıyla neden benimle muhabbete bu kadar ilgili olduğunu gönül ilişkilerine yormadan edemiyorum. e tabii bir de gayet hoş bir çocuk olması var. belki de bu yüzden bir şeyleri görmek istediğim gibi görüyorumdur. yalnız geçen gün artık bunu noktalamam gerektiğine karar verdim çünkü konuşma arasında "bana aşıksın biliyorum" dedi şakayla karışık. haliyle acaba benimle eğleniyor mu diye düşünmeye başladım. "ehehe şöyle bi çocuk yazıp duruyor, gay midir nedir?" gibisinden konuşulmasını istemem açıkçası arkamdan. ah ah şu an hayatımda hep düşlediğim o insan olsa bunları ne yaşardım ne de görürdüm. ah hayat ah.
yaklaşık 9 yıl yaşamış biri olarak çok güzel bulduğum olaydır. hayatıma kimseyi almadım yıllarca. kafam sakin, kalbim sabitti. bok vardı da unutup sevgili yaptım.

neyse, bu ara yine platonik takılmayı planlıyorum. bakalım becerebilecek miyim.
platonik aşk kadar lanet bir şey yok. başka bir şey demiyorum, diyemiyorum. ben yine hüzünlü şarkılar dinlemeye devam edeyim.
ben seviyorum bunu ya. o çekilen ızdırap bana değişik bir haz veriyor. özledim valla başıma gelsin isterim ama maalesef sevdiğim adamlar bana aşık oluyor. ağız tadıyla aşk acısı çekmek için düzgün bir hetero bulmak lazım.
evlerden ırak aman almayayım no no no
platonik aşk eğer bir hastalıksa bunun ilacı üzerine gidip o kişiyi tanımaktır, çünkü çoğu zaman abartmaktan oluyor
hemen her gey bireyin bir dönem bocaladığı ruh hali sanırım.

ben lise yıllarında yaşadım bunu. samet diye bir çocuk vardı, dünyalar tatlısı, sınıfta samet yanımdan geçerken oluşan o rüzgar bile çok hoşuma giderdi. aramız iyiydi, ama ben bazen çocuğa karşı yok yere pasif agresif bir tutum sergiliyordum. bir ara "bir sorun yok değil mi aramızda, varsa konuşup halledelim" demişti ders çıkışı. off ulan. kendi hayvanlığıma mı kızayım, onun iyi niyetli yaklaşımına mı üzüleyim bilemezdim. o ara kafamın içinde ahmet kaya - nereden bileceksiniz çalıyor olması kuvvetle muhtemel. sonradan azalarak bitti o hissiyat. üniversite yıllarında zayıfladı ve saçları döküldü. o tontik çocuktan eser kalmadı. şimdi ne yapar eder bilmiyorum bile. onu eski haliyle beden dersinde giyinme odasındaki haliyle/tipiyle hatırlamak daha hoşuma gidiyor.

bir diğeri lise son gibi arkadaşımdı. aklımın daha başımda olduğu, ergenliğin sonları olduğu için hoşlantı gibiydi daha çok. bir ara spor yapıyorum göbeğim erimiş mi diye üstsüz foto atmıştı. sabrım sınanıyordu. daha yakın arkadaş olmanın kötü tarafı buydu, iyi tarafıysa ona gey olduğumu söyledim. sevgilimle falan tanıştırdım. seyrek de olsa hala görüşürüm.

bunu yaşamayanların geyliği iptal edilsin. demi smellycat?
platonik aşkınızı linkedin'den eklemeyin. çünkü çok saçma
  • /
  • 3