sabahattin ali

''işte adaşım, sana seven bir çingene’nin hikayesi.
çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir…
seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak, -söz aramızda- gene hoş şeydir.
fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.''
değirmen romanından alıntıdır.
"kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören bir adam, başkalarının temiz olacağına inanabilir mi ?"
içimizdeki şeytan romanından
dağlar

başım dağ, saçlarım kardır,
deli rüzgarlarım vardır,
ovalar bana çok dardır,
benim meskenim dağlardır.

şehirler bana bir tuzak;
insan sohbetleri yasak;
uzak olun benden, uzak,
benim meskenim dağlardır.

kalbime benzer taşları,
heybetli öter kuşları,
göğe yakındır başları;
benim meskenim dağlardır.

yarimi ellere verin;
sevdamı yellere verin;
yelleri bana gönderin;
benim meskenim dağlardır.

bir gün kadrim bilinirse,
ismim ağza alınırsa,
yerim soran bulunursa:
benim meskenim dağlar.


şu zamanlar romanını okuduğum müthiş yazar.
(bkz: kürk mantolu madonna)
"kelimeleri nasıl yan yana dizsem de ona olan sevgimi açıklasam?" diye, an itibariyle beni derin düşüncelere daldıran yazar.
41 yaşında iken öldürülen türk yazar, şair. bana göre oldukça karizmatik ve yakışıklı bir adammış. funda özkalyoncuoğlu'nun kürk mantolu madonna gafı sonrası kendisini araştırmaya koyuldum ve "ne çok çekmişsin be abim" dedim içimden. ölümü de ayrı bir acı yaşattı bana. zaten bu çoğrafyanın vazgeçilmezi bu. katili ise suçunu itiraf etmesine rağmen 4 yıl yatıp serbest bırakılmış!