sevmek

mantığın hükmedemediği duygu.
ne olduğunu anlayamadığım ama altı yıldır aynı adama karşı içimde beslediğim duygu.
sevilmekten nasibini almasa da varlığını sürdürebilen duygu.
sanki gerçek üstü bir duman vardır insanın üzerinde...

25 yaşlarında bir adamdı dış görünüşünde, sesi yüzü dokunuşu... başta büyülendim diyordum. ama bildiğiniz lanetlendim... öyle çok seviyor(d)um ki onu. her gece, gün doğuncaya kadar balkonda oturup onu düşünürdüm.. beni hissetsin istiyordum... o da beni düşünüyor mu diye çıldırıyordum.

evren enerji üzerine kurulu değil mi? o zaman tüm enerjimi yollayabilmem lazımdı ona. rüyalarımda onunla konuşuyordum, hatta sabah uyandığımda beni hiç terk etmemiş oluyordu. hiç canımı yakmamıştı sanki. gülerek uyanıyordum sabahları o varken, ya da rüyamda iken.

neden bizden vazgeçti? çok seviyordum onu, onsuz bir hayatım olamazdı ki, ona da söyledim. saplantılı olduğumu, peşin hükümlü olduğumu, onu bunalttığımı söyledi hep. ben sadece sevdim.

sevmek hastalık mı?

benden neden bu kadar kaçmak istedi? neden yalanlar söyledi, evleneceğim bile dedi. karşıma, hayatımın geri kalanını onu düşünerek geçireyim diye mi çıktı?


sevmek hastalık.
çıkarsızca karşındakine değer vermektir.
"hayat sevince güzel" cümlesinin kimi zaman doğru kimi zaman hatalı bir cümle olduğunu düşünürüm, sırf "sevmek" yüzünden. bazen öyle can yakar ki, anlayamazsınız nasıl olduğunu. bazen öyle mutlu eder ki, ben nasıl acı çekmişim dersiniz. oldukça çelişkili bir iştir sevmek işi.
bir bergen şarkısıdr. arabeskin kraliçesi güzel söylemiştir.
olduğu gibi kabullenmek, öylece istemek.
birine olan cinsel tutkudan çok farklı.
özdeş olduğunu anlamak.

önce kendini sevebilmen gerekir,
hayatı ve başkasını sevebilmek için.
sevgi ne kadar azsa cinsellik o kadar fazladır.
çaresizce elde etmek istersin.
elde ettikçede sevgiden koparsın.

sait faik'in dediği gibi.
bir insani sevmekle başlayacak herşey.
hakikate ulaşmanın tek yoludur ve çok kolaydır.