toronto

kanadanın en kalabalık ve ünlü şehirlerinden.
ontario eyaletinde bulunup, kimileri tarafından çakma new york olarak da anılır.
nasıl montreal tipik bir avrupa kültürüne ait ise, toronto da amerikan kültürünü temsil eder.
bu şehrin bir nba takımı da vardır.

(bkz: toronto raptors)
kanada'nın sevilen ve en bilinen şehirlerinden. sezen aksu geçen nisan ayının başında orada konser verdi. downtown'da sokakları arşınlanmaya, cn tower şehre tepeden bakılmaya değer.
okul bitsin taşınmayı planladığım şehirlerden biri.
1 seneyi askin suredir gidecez haydi haftaya kesin ordayiz gazi ile gitmeye calistigim ama bir devasa havalimani ve rush hour trafigi disinda deneyimleyemedigim kanadanin yeni york sehri.
vancouver varken kanada'daki gurbetcilerimizin tasinmak icin secmemesi gerektigini dusundugum sehir.
ayrica illa buyuk sehire gitme hevesiyle tasinmaya karar vermek yerine nerede is bulursaniz oraya gitmeniz daha mantikli olacaktir, zira doktor diplomasiyla taksi soforlugu yapan gocmenler fantazi urunu degil.
göçmenlik başvurusu yapmadan önce, keşif yapmak amacıyla belli bir süre kalıp gezdiğim ve sevdiğim tek yabancı şehir.
niagara şelalesine ev sahipliği yapar. kanada'nın güney sınırındadır.
ne kadar güzel ve cazibeli olursa olsun, yaban ellerde göçmen olmayı götüm yemediğinden, vazgeçip terkettiğim için yas ilan edilen ontario eyaletinin başkentidir!
yakın zamanda taşınacağım, büyük ama kargaşası çok olmayan şehir. niagara şelalerine yakın olması, şehirin düzenliliği, kalabalık olmasına rağmen insanların hödük olmaması toronto yu cazip kılan özellikleridir. çok şahane bir türk restauranını bulundurması da cabasıdır.
orada yaşayabilir miyim, çalışabilir miyim'in bir denemesi olsun isteyip pek çok hocaya staj maili attığım fakat pek çoğunun sallamadığı güzel kanada kenti.

edit : toronto üniversitesi'nden geldi olumlu bi' cevap. gidecem galiba sözlük, hayırlısı bakalım..
2000 yılının haziran ayında "gay pride parade" dedikleri bir karnavalı izlediğim kent.
hayatımda öyle bir kutlama ve öyle görkemli bir karnaval izlememiştim.
o dönem dijital foto makineleri de pek yaygın değildi, ama, klasik filmli makinelerden 36'lık 2 film rulosu poz çekmiştim.
dünyanın en uzun caddelerinden biri olan ve toronto'yu kuzey-güney bandında ikiye bölen yonge street'te ve paralel birkaç sokakta düzenlenmişti..
daha sonra öğrendik tabi, gaylerin onur haftası etkinlikleri diye birşey olduğunu ve o dönemlerde türkiye'de hiç bilinmediğini.
hayatımın en güzel 1 ayını geçirdiğim efsane kuzey amerika şehri. mesleki anlamda pek çok şey öğrendim, vizyon kattı valla. üstüne bir de nur topu gibi bir ldr'm oldu, vesselam..

edit : 8500 km öteden yürüyemeyeceğini hepimiz biliyorduk, dmi?..