uçak diyalogları

yanımda oturacak olan teyzenin beni güldürdüğü sözleridir. üst dolaba eşyalarını koymak ister. ben ondan önce koyduğum için şu soruyu sormayı yerinde bulmuştur.

-evladım, sende istanbulda mı ineceksin?
merdivenleri çıkmış tam uçağın kapısına gelmişken, önümdeki teyze muhtemelen torununa; "aman kızım,önde bir yere oturalım arkalara gitme,inmesi kolay olur." demesiyle gülümsetmiştir.
- hemşerim yolculuk nereye?
- ölmezsek ilk piste.
sanırım yıl 1998 falandı, çalıştığım şirkete fransa dan genel müdür atanmıştı. asıl mesleği kadın-doğum uzmanı olan müdürle tanışmak için istanbul a gidecektim. uçağa bindim ama bir sorun oldu, uçak hareket etmedi ve 45 dakika sıcakta uçağın içinde bekledik. bu arada uçaktaki 60 yaşlarında bir adam bağırıp çağırmaya "bana pilotu getirin" falan demeye başladı. kendisini sakinleştirmek isteyen hosteslere "ben kalp hastasıyım. istanbul a da amerika dan gelen doktoru görmeye gidiyorum" falan dedi. sonra etrafına bakıp belki duymayan vardır diye bu amerikadan gelen kalp doktorunu görmeye gidiyorum muhabbetini giderek daha yüksek sesle bağırmaya başladı. aslında yolcular sıcağı, uçağın kalkmamasını falan siklemiyordu ama herkes bu züppe adamın car car bağırmasından rahatsızdı. en sonunda dayanamadım ve "yeter be, ben de fransa dan gelen kadın doğumcuyu görmeye gidiyorum ama senin gibi bağırarak hava atıyor muyum. kapa çeneni de otur yerine" dedim. yaşlı adamla birlikte tüm yolcular mavi ekran verdi.
istanbul-diyarbakır. uçak kalktı. ben de istanbul yorgunuyum. hemen uyudum. acil çıkış kapısındaki sırada oturuyorum ( malum sebeplerden). bir süre sonra bir sese uyandım. kesin uçağı kaçırıyorlar dedim kendi kendime. uyanınca da nemrut olurum. kafamı kaldırmaya tırsıyorum, uçağın içinde kıyamet kopuyor, ağlamalar bağırmalar, durum feci. tabi anladım uçarı kaçıran yok ama aklını kaçıran var uçakta. benden 2 koltuk geride adamın biri kadını dövüyor, daha doğrusu ayağının altına almış, kadının arkadaşı olan diğer kadın da bağırıyor. sanki pause tuşuna basılmış gibi. herkes donmuş, yolcular, hostesler. birden biri play tuşuna bastı, daha ben kalkamadan adamı ayırdılar. ancak diğer kadın (kahpe olan), bağırmaya devam ediyor. tüm yolculara küfretmeye başladı. ben zaten yorgunum, üstüne korktum ne oluyor diye, bir de uykudan uyanmışım. höytttt diye ayağa kalktım, baktım yanımdaki amcada ayaklandı noluyor lan diye. neyse bu sefer bizi sakinleştirdiler. uçakta karmaşa devam ediyor tabi, kim ne nasıl. adamı ön tarafa götürdüler. dayak yiyen kadın baygın bu arada. hostesler koşturuyor, doktor arıyor. neyse ortalık tam sakinleşti derken, adam ön taraftan koştu kadınlara daldı bir daha. ayırdılar. uçak indi . herkes bekleşiyor. önce adamı indirdiler. polisler aldı. sonra kızları. sonra yolcular. bir arkadaş karşılamıştı beni, ben bunları pavyondan tanıyorum dedi. pehh ki pehh.
-elinizde açık olan telefonunuz mu ?*
+neden birini mi arayacaktınız?
-efendim? anlayamadım
+neyse hanım efendi iyi yolculuklar.