deprem yağmacılarına uygulanan işkence görüntüleri
sözlükte gündemle alakalı entry giren tek kişiyim herhalde. bir tek beni mi sarsıyor bu yaşananlar bilmiyorum ama sözlük farklı bir boyutta olsa gerek ki son entry girilen başlıklar işemek ve alkol almak hakkında…
neyse, değinmek istediğim nokta, sosyal medyada dolaşan yağmacı olduğu belirtilen kişilere karşı işkence videoları. kulağı kesilen suriye uyruklu olduğu iddia edilen bir kişi, polis kıyafetli biri tarafından kırbaçlanan yarı çıplak kişiler, başı botla ezilen birisi ve çok daha fazlası. her videonun altında işkencenin yeterli olmadığını, daha fazlasını görmek istediğini belirten onlarca kişi var. korku filmi gibi günler yaşıyoruz…bu videolar olmamalı… kulağı kesilen, kırbaçlanan, kafası ezilen insan videoları bu şekilde paylaşılmamalı. kişinin ne yaptığından kim olduğundan bağımsız söylüyorum bunu. bu görüntüler pek çok mental rahatsızlığı tetikliyor arkadaşlar. hali hazırda şiddete eğilimli insanları, sosyal hayatlarında sizin belki de görmeyeceğiniz daha acımasız eylemlere teşvik edebiliyor. suçlunun cezasını devlet vermeli. verdiği cezalarla suça teşviği önlemeli. devletin müdahalesi olmayınca halkın bu gibi eylemlerde bulunması toplum açısından çok çok tehlikeli.
deprem gündemi’nin kaygı bozukluğunu tetiklemesi
çok acı şeyler yaşıyoruz milletçe. sorumlulardan sebeplerinden bahsetmeyeceğim çünkü söylenecek çok şey var.
değinmek istediğim nokta; hali hazırda mental rahatsızlıkları bulunan,gündemle birlikte tetiklenen veya yaşananlar akabinde geliştiren kişiler için durumun vehameti. psikolojik rahatsızlıklar ülkemizde çok da önemsenmiyor malumunuz. 99 depremini yaşamış olanlar, yakınlarını kaybeden veya enkaz altından kurtulan pek çok kişi şuan ekran başında anksiyete,panik atak gibi rahatsızlıklarla savaşıyorlar. keza deprem bölgesinde yakınları bulunan,yakınlarını kaybeden veya depremzedeler de aynı şekilde. türk psikologlar derneğinin instagram profilinde, konuyla ilgili psikolojik destek çalışmasına rastladım. eğer televizyonda izledikleriniz,sosyal medyada karşınıza çıkan görsel ve videolar sizi tetikliyorsa,deprem bölgelerinde yaşıyorsanız, yaşananlardan az ya da çok bir şekilde etkilendiğinizi düşünüyorsanız lütfen ivedi şekilde psikolojik destek isteyin yetkililerden. “insanlar ölüyor, tek dert bu mu?” diye düşünmeyin. psikolojik sağlığınız, aynı zamanda fiziksel sağlığınızı da etkileyen bir faktördür ve kesinlikle göz ardı edilmemesi gerekir.
onur yürüyüşünü eleştirememek
milletçe yaşadığımız kutuplaşmanın,kültürel erezyonun yansımasıdır. bunun sorumlusu da aslında barizdir. bu ülkede artık ideolojiler hep iki uçta yaşanıyor. ya aksın ya kara. ikisinden birine dair eleştirel yaklaşımda bulunduğun anda eleştirdiğin tarafa karşı düşman ilan ediliyorsun.
türkiye’de yaşayan bir lgbt bireyin,yurtdışındaki onur yürüyüşlerine katılıp o atmosferi hissetmesini çok isterim. yürüyüşteki insanların mutluluğunu,onur yürüyüşü denilen eylemin aslında yıllarca sana dayatılan onursuz sıfatına rağmen varoluşunun onurunu kutladığın o atmosferi hissetmeyi…evet türkiye’de kutlanacak bir yaşantımız ya da haklarımız yok belki de. bu yürüyüşler de bunun için yapılıyor/yapılması gerekiyor. lakin bu olay son yıllarda artık bir savaş ve kaos haline döndü. polis şiddeti,hükümet tutumu haklı mı? tabiki hayır. sapla samanı ayırmak da tam olarak burada geçerli. sürekli öfkeli,isyankar, negatif söylemler ve pankartlarla,inatçı ve agresif tutumla pozitif bir sonuç elde edilmesi mümkün değil. edilebiliyor olsaydı yıllardır yapılan bu yürüyüşü artık kutlama tadında yaşardık biz de. kemal kılıçdaroğlu adaylığı gibi olumsuz sonuçlara rağmen ısrarla aynı şeyi diretmek neden? çünkü artık dernek veya kuruluşlar bu yürüyüşleri tamamen kendi ideolojilerini lgbt bayrağı altında empoze etmek için kullanıyorlar. sen hakkını savunduğunu zannederken adamın teki çıkıp tahrik edici bir pankart açıyor,zılgıtlar eşliğinde sloganlar atılıyor, sonra hop gelsin biber gazı, kaos ortamı. aynı hikayeyi yıllardır yaşıyoruz.
eşcinsel olunduğunun ilk fark edildiği an
benim de üstteki yazar gibi 14 yaş ortaokul son civarında artık tescillenmişti. beden eğitimi öğretmeni eşofmanlı haliyle aşırı çekici geliyordu ve ergenus hormonlarıma karşı koyamıyordum hayallerimde.gri eşofmandan bulge sevdam da o zamandan beri devam. o dönemde okuldaki playboylardan biriydim. iki haftada bir kız arkadaşı değiştiriyordum hatta okulun iki popüler kızı benim için kavga etmişti. evet benim için hahaha. bi tanesinin eski sevgilisinden de dayak yemiştim kızla gezip tozduğum için lakin çocuk mastürbasyonlarımın baş karakteriydi. okuldaki alfa çocuklarla kurduğum fiziksel temaslar aşırı yükseltiyordu beni. kankalarla 31 çekme etkinliği düzenleyip benim odak noktam porno değil de canlı penisler olunca dedim sen artık olmuşsun,hayırlı olsuuuuun. gabile chatte tanışıp,görmediğim bi adamın evine gidip yaşadığım ilk oral deneyimimle de bu tescillenmiş oldu. lise ikiye kadar kızlarla da münasebetim devam etti. olay ordan sonra koptu çok başka yerlere gitti sjsjsksh
hornet
uyuşturucu bağımlığının ve ekonomik çöküşün ne duruma geldiğini acı bir şekilde gösteren eşcinsel tanışma uygulaması. yıllardır kullanıyorum hornet’i ve kullanıcı profili hiçbir zaman bu denli kötü olmamıştı. uyuşturucu madde arayan ve satanlar,sadece yüksek takılanlar,adli sicili fotoğraftan bile anlaşılan tipler, dolandırıcılar ve profesyonel hizmet verdiğini iddia eden korkunç tiplerle dolu. sosyolojik gözlem için birebir platform.
barda eski sevgilisini görüp de triplere giren zat ı muhterem
kişiyi mekandan kovdurtmak,başkasıyla yakınlaşarak kıskandırmaya çalışmak, olay çıkartmak vs. çok çiğ geliyor bana. bir ilişki bittiğinde normal ve sağlıklı olan şey, herkesin kendi yoluna devam etmesidir. eğer bunu yapamayan kişi sizseniz,problem sizsiniz. davranışlarınızla kendinizi küçültmeyiniz.
memleketinde efendice takılan gayin istanbul'a gelince amı götü dağıtması
tekyön’ü yakmaya,firuzağa hamamı’nı sallamaya,taksim gecelerini sarsmaya gelirler. tarlabaşı’ndaki malum apartta konaklarlar. hornet profilleri özlü sözlerle ve bol kriterlerle doludur. pazar günlerini ise espressolab’de kahvelerini içip hornetleri açarak gruba adam toplarlar. pazartesi günü köylerine dönerler. düzce,sakarya,kocaeli ve civarından gelenler ağırlıktadır.
aileye açılmak
bir drama queen eylemi. olayları dramatize etmekten hoşlanan kişiler tarafından tercih edilebilir. bir heteroseksüelin ailesine “ey ailem ben kadınlardan hoşlanıyorum bilginiz ola!” demesi kadar anlamsızdır. eşcinsel olup da heteroseksüel yaşamı dayatmalarına özenip sevgilinizi ailenizle tanıştırma,nişanlanma vb.şeyler yaşamak tatmin edecek mi sizi gerçekten bunu sorun kendinize. kimden hoşlandığınız ya da kiminle seviştiğiniz aileniz tarafından bilinmek ya da desteklenmek zorunda değil. bu tamamen sizin özel hayatınız. ek olarak her ne kadar eğitimli modern ailelere sahip olsanız da(ki bu ülke şartlarında azınlık grubu oluşturuyor) bu insanlar muhtemelen 50 yaş üstündeler. okudukları,gördükleri,izledikleri şeyler bülent ersoy, travesti dehşeti manşetli gazeteler vs. bu insanlara geri kalan kısa ömürlerinde bir şok(?) veya bambaşka bir yenilik yaşatmak yukarıda açıkladığım sebepler yüzünden değer mi tartışılır.
sevgili 17 yaşımdaki halim
date’e çıktığın adamlara bok gibi davranmak yerine nazik,anlayışlı ve hoşgörülü olduğun için ilerleyen yıllarda bir miktar hayal kırıklığı yaşayacaksın. alttan almamayı,sınırlarını çizmeyi ve hayatındaki insanları isteklerin doğrultusunda bulundurmayı öğrenmelisin. partilemeye, gece hayatına olan hevesini törpüleyip birkaç yıl sonraya saklarsan ilerde doymuş ve yorulmuş hissetmeyeceksin.
sapanca
tiny house/bungalov’da haftasonu kaçamağı konseptiyle meşhur sakarya ilçesi. kalacağınız yeri iyi araştırmanızda fayda var zira son zamanlarda pek çok hayali işletme türedi bu bölgede. muhafazakar yerel halkı, istanbul’dan gelen kocişimle pazar brunch’ı eskortlarıyla menfaat içerikli psikolojik savaş halindedir.
yalnızlık mı yoksa azgınlık mı sorunsalı
yalnızlık. kabul edin hepimiz libidolarımız kuş misali gökyüzünde süzülüp karaya indikten sonra “ben bununla nasıl takıldım ya!” dedirten adamlarla karşılaştık. çok azgın olduğunuz bir anda seçim yapmanız gerekiyorsa aklınızı kullanın yalnızlığı seçin. (bkz:
çare 31)
çay
aşırı kahve tüketimime alternatif olarak geliştirdiğim yeni bağımlılığım. yalnız siyah çaydan ziyade melisa,papatya ve lavanta çaylarına taktım bu aralar. etkileri arasında sakinleştirme,uyku getirme, antioksidan ve sindirime yardımcı özelliği vs. bulunuyor. istediğiniz gram kadar alacağınız ve gramajların uzun süre tüketimi dolayısıyla fiyat olarak da daha hesaplı. yaprakları french press’e koyup sıcak suyla demliyorsunuz sadece. özellikle lavanta çayı’nın kokusu muazzam.
öpüşmüyorum ful aktifim diyenlere cevabım
muazzam bir başlık açış…bana göre öpüşmek herkesle yapılabilecek bir aktivite değil. eğer sadece libidom yüksekken anlık bir seks arayışındaysam öpüşmeli sevişmeli bir seks arzulamam. başlıkta bahsi geçen cümleyi kurduğum da çok oldu, cevap olarak dudaklarını değil performansını göster dediğim de.
aynada bakmaya doyulmayan uzvumuz
ellerim.tektaş pırlanta reklamında oynuyormuşçasına damarlı ellerim ve ince parmaklarımla poza girerim.
iş aramak
vazgeçtiğim eylemdir. bu ülkede bu şartlar altında çalışmak köleliğin modernize edilmiş halidir. çalışarak borç sahibi olursunuz, evde oturarak harcadığınız paradan daha fazla harcarsınız çalışırken. üzerine stres sahibi ve mobbing mağduru olursunuz. kendinizi avutmak için ise title’ınız’dan bahseder,öğle molasından ofise starbuckstan kahvenizle döner, iş çıkışı midpointte stres atarsınız(!). haftanın 6 gününü, 24 saatin 12 saatini çalışma hayatı için harcarsınız. ailenizle arkadaşlarınızla olmanız gereken tüm özel günleri kaçırırsınız, hastane randevusu vb.işlerinizi halletmek için üstünüzle çoğu zaman stresli geçen izahat vermek durumunda olursunuz. işe gidiş geliş,işte geçen zaman, uyku,duş ve yemek gibi temel ihtiyaçlarınızı çıkardığınızda bir günden size kalan en fazla 2 saat olur. o iki saat de genelde yatağınızda instagramda dolaşarak geçer çünkü uykusuzluk ve yorgunluktan başka aktivite yapacak haliniz yoktur. haliniz olsa da herhangi bir aktiviteye harcayacağınız ortalama maliyeti ve maaşınızı düşününce yatakta kalmayı yeğlersiniz. size verilen yemek kartları da ayın ortasında bittiğinden maaşınızın büyük bir kısmını temel ihtiyaçlarınız için harcarsınız zaten. şimdi tüm bunları düşündüğünüzde insan ne için yaşar ve ne için çalışır sorularının cevabını verebiliyor musunuz?
evi ev yapan şeyler
sarı ışık, lambader, halı ve huzur diyorum. beyaz ampül kullanılan evler evden çok hastane veya kamu kurumu gibi geliyor bana.
hoşlanılan erkeğin eros marka prezervatif alması
en azından prezervatif kullanıyor diye yorumladım. kendi prezervatifimi kendim alıp, her zaman cüzdanımda tekli ya da çantamla kutu ile dolaştığım için başlıkta bahsedilen kişi ben olabilirim muhtemelen. prezervatif fiyatlarının anlamsızlığının sorgulandığı ekonomik buhran dolu günlerde let’s, eros hatta cerrahi eldiven(abartma tozu) bile kabul edilir. olması gereken fiyata olması gereken işlevi sağladığı için tercih edilir.
gibi
max. 20 iq sahibi ortalama türk erkeğinin ortamlarda,sosyal medyada repliklerini 3526 kez dile getirerek komik olmaya çalıştığı dizi.
metamfetamin
ülkemizdeki yeni trend(!) kimyasal maddde,bir dönem yaygın olan bonzai vakalarının yerini almıştır. kullanıcıları sokakta tribe girmiş halde görülmediği için sanırım bu konuda bir şey yapmaya da gerek görülmüyor henüz. çünkü biz milletçe severiz bıçak kemiğe dayanmadan harekete geçmemeyi. ancak bıçak çoktan kemiğe dayanmış vaziyette, sadece göz önünde değil…
tanışma uygulamalarında profiline elmas emojisi koyan, “yüksek” seven kişilerden uzak durun. evet uzak durun çünkü bu kişilerle yaşayacağınız cinsellik ya da ilişki eğer siz de bağımlı değilseniz hayatınızı çıkmaza sokar. bağımlı kişiler genelde perdeleri kapalı karanlık odalarda saatlerin,günlerin nasıl geçtiğini farkına varmadan seks yapma arzusuyla hep bir şeyler ararlar. aradıkları ya orgazmdır ya da daha fazla metamfetamin ya da mutluluk. ancak daha fazla metamfetamin dışında hiçbirini elde edemezler. bu yüzden de kendileri gibi kişilerle, tek başına ya da torbacılarıyla “ortam” yaparlar. sosyal hayatları, kariyerleri, aileleri olamaz bu kişilerin çünkü tek odak noktaları meth’dir. tüm hayatlarını meth üzerine kurarlar ve hayatlarının ne kadar kötüye gittiklerini kendileri de gördüğünde daha fazla meth isterler. bulamadıkları zaman aşırı asabi ve paranoyak kişiliğe bürünürler. denemeyi düşünen, yatkınlığı olan ya da çevresinde tanıdıkları olan kişilerin böyle bir hayatı daha doğrusu hayatsızlığı göze almaları gerekir. bir takım uyarıcı ve uyuşturucu maddelerin yaşattığı söylenen kafa(!) metamfetamin’de yoktur. sadece saatler boyu bitmeyen bir enerji ile sıfır uyku ve iştahla hayatınızdan en güzel anılarınızı çalar.
trans erkekle seks yapar mısınız sorunsalı
aktivist vegan queer lgbtiqwertsks+-x tayfadan linç yeme başlığı.