sonelf

Durum: 41 - 18 - 0 - 0 - 16.11.2018 22:13

Puan: 498 - Sözlük Kezbanı

2 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Orta Dünya'da Yaşayan Son Elf
  • /
  • 3

suriyelilerin türkiye'ye katkıları

bol bol çocuk, jöleli saç, daha çok çarşaflı kadın, abazan erkekler, ve her yerde o bilindik arap yüzü

araplardan nefret etme sebepleri

bir çok sebepten bence en önemlisi medeniyetten bihaber olmalarıdır

hornette ünlü birine rastlamak

şimdi burada isim sayardım ama gizliler ayıp olur.

kitap okuyan enstrüman çalan yabancı dil bilen kariyerli gay

keşke bütün gaylerimiz böyle olsa, ama maalesef yüzde doksanı boş beleş insanlar.

vladimir nabakov

1899’da st. petersburg’da doğdu. varlıklı, liberal bir ailenin en büyük oğluydu. bolşevikler iktidara geldiğinde aile rusya’dan ayrılarak önce londra’ya, sonra berlin’e gitti. nabokov, öğrenimini cambridge, trinity college’da tamamladı. 1923 ile 1940 arasında anadilinde romanlar, hikâyeler, oyunlar, şiirler yazdı ve kuşağının seçkin rus göçmen yazarlarından biri olarak ün kazandı. 1940 yılında karısı ve oğluyla abd’ye göç etti, 1941’den 1948’e kadar wellesley college’da dersler verdi. 1955’te yayımlanan lolita’nın (iletişim, 1999) dünya çapındaki başarısından sonra, 1959’da cornell üniversitesi rus edebiyatı profesörlüğünden emekli olarak isviçre’ye yerleşti. nabokov, ingilizce yazdığı ilk romanı the real life of sebastian knight’ı (sebastian knight’ın gerçek yaşamı, iletişim, 2003) 1941’de yayımladı ve ondan sonra bu dili şaşırtıcı bir yaratıcılıkla kullanarak eserlerini ingilizce yazmaya devam etti. vladimir nabokov 1977’de, isviçre’nin montreux kentinde öldü.

tüm zamanların en iyi 10 kitabı

1. savaş ve barış, 2. karamazov kardeşler

tüm zamanların en iyi 10 yazarı

bana göre 1. tolstoy, 2. dostoyevski diye devam eder.

honore de balzac

balzac, fransa'da romantizmin hâkim olduğu dönemde realizmin öncülüğünü yapmıştır. ilk romanı olan "köylü isyanı" adlı yapıtı, tanınmasını sağlamıştır. 1834te, gerçekçiliğin başyapıtı kabul edilen "goriot baba"yı yayımlamıştır. yapıtlarında, döneminin siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunlarının birey üzerindeki etkilerini işlemiştir. toplumsal bir tanrı yazmak için bütün yapıtlarını "insanlık komedyası" adı altında toplamıştır.

aleksanpre dumas pere

alexandre dumas père, fransız edebiyatının romantik yazarlarındandır. yaşamı boyunca çoğu roman, inceleme, dram türünde çok sayıda yapıt ortaya koymuştur. edebiyat alanında önce oyunlar yazarak ünlenmiş; fakat kalıcılığını tarihsel macera romanlanyla sağlamıştır. "üç silahşörler" ve "monte kristo kontu" tarihsel macera romanlarının en güzel örnekleridir.

lev nikolayeviç tolstoy

büyük rus yazarı lev nikolayeviç tolstoy (leo tolstoy), 9 eylül 1828'de moskova'nın güneyindeki tula vilayetinin yasnaya polyana kasabasında doğdu. 20 kasım 1910'da astapovo'da yaşama gözlerini yumdu.

lev nikolayeviç, 1821'de evlenen kont tolstoy ile prenses mariya'nın dördüncü çocuğudur. annesi beşinci çocuğunu doğururken 1830'da öldü. lev nikolayeviç 2 yaşındaydı. 9 yaşına gelince de babasını yitirdi (1837). anne ve babasının olmaması yüzünden çocukluğu halalarının yanında geçti, eğitimini onlar üstlendi.

bu yıllarda dickens, pascal, platon gibi klasikleri okudu. kazan lisesi'ne girdi. kendi seçtiği program üzerinden liseyi bitirdi. doğu dilleri fakültesinde sınıfta kalınca 1846'da hukuk fakütesine geçti. hukuk öğrenimini de yarıda bıraktı ve 1847 yılında, doğduğu yer olan yasyana polyana'daki çiftliğine geri döndü.

1851'de rus ordusuna yazıldı ve kırım savaşı'nda topçu teğmeni olarak görev yapan ağabeyi nikolay'ın yanına gitti. 1852'de astsubay olarak topçu bataryalarından birine verildi. bir süre sonra sağlığı bozuldu. can sıkıntısını gidermek için roman yazmaya karar verdi. çocukluk çağı adlı uzun öyküsünü beğenen şair nekrasov, onu çağdaş dergisinde yayımlayacağını tolstoy'a bildirdi. eleştirmenler de öyküyü beğendiler ve tolstoy'tın edebiyata attığı bu ilk adım gereken ilgiyi gördü.

tolstoy, gürcistan'daki şeyhlere karşı girişilen hareketlerde yer aldı. ardından 1853'te ı. nikola osmanlı imparatorluğu'na karşı savaş açınca tolstoy, subaylığa yükseltildi. tuna ordusu bataryalarında görev yaptı. gerçi o zamanının çoğunu bükreş salonlarında geçirse de elinde dürbünle savaşan, boğuşan insanlan seyrediyordu. silistre'nin yardımına koşmak üzere ingilizler, fransızlar karadeniz'e asker yollayınca ruslar tuna kıyılarından içeri çekildi.

1854 eylülünde, türk-fransız-ingiliz kuvvetleri sivastopol'u kuşatınca tolstoy kırım'a naklini istedi, ama sivastopol'a topçu asteğmeni olarak verildi. buradaki savaş onu insanlığa yeni bir yol çizme arayışına sürükledi.

"bu dünyada bahşedilecek olan pratik bir din, isa'nın dini olacaktır bu!" dedi. ilkel hıristiyanlığı tarif etti, kiliseye sırt çevirdi. öbür dünyadan çok bu dünyayı hedef aldı. ileride tolstoyculuk olarak adlandırılacak düşünce bu yıllarda filizlendi, 24 yıl sonra dal budak sararak ortaya çıktı.

tolstoy, ateş hattından kurtulmak içın can arıyordu. ona bu savaşın tek kazancı kırım ve sivastopol'da gördüklerini, yaşadıklarını sivastopol hikayeleri'ne aktarabilme birikimi sağlamasıydı. sivastopol düştükten sonra petersburg yolunu tuttu ve yazarlığı meslek edinmeye karar verdi.

1855 kasımında turgenyev'le tanıştı. burada iki edebiyat grubu vardı, biri batı'ya açık, diğeri ulusal kaynaklardan yana olan grup. her iikisiyle de zaman zaman ters düştü. 1857'de isviçre, almanya ve fransa'yı gezdi. bu sırada kardeşi nikolay kollarında can verdi. o gezideyken 1861'de rusya'da kölelik kaldırıldı. o da rousseau gibi düşünüyor: "doğa iyidir, toplum kötüdü.r" diyordu. tolstoy, kendi bölgesinde eski kölelerle toprak sahipleri arasındaki toprak ve borç anlaşmazlıklarını çözmek üzere yargıçlık görevini üstlendi.

sonya ile karşılaşması bu yıllara rastlar. sonya bers komşu çiftliğin sahibinin, suluboya resimler yapan, hikayeler yazan, ortaokulu henüz bitiren 18 yaşında genç bir kızıydı. tolstoy ise, 34 yaşındaydı. 1862 eylülünde nişanlandılar, bir hafta sonra da evlendiler. bu evliliğinden on üç çocuğu oldu. sonya kıskanç bir kadındı, evine bağlıydı. kararsız ve uçan tolstoy'u kendine bağlayarak onun soluklu eserler vermesine yardımcı oldu. savaş ve barış bu yıllarda tasarlandı, yazıldı. ilk onbeş yıl büyük mutluluk yaşadılar.

savaş ve barış, tolstoy'un adını çok yüceltti. bu dönemde hayli okunan yazar, çocuklar için alfabe hazırlamaya koyuldu. ama yayınevlerinin çekici önerileri ona anna karenina'yı yazdırdı (1877). tolstoy'un huzuru bozuldu. dine sığındı, oruç tuttu, günah çıkardı, köy kilisesindeki ayinlere katıldı. 1878-1879 kışında itiraflar'ı yazdı. bu tolstoyculuğun ilk temel taşı oldu.

tolstoy'un sofuluğu iki yıl sürdü; çünkü tolstoy, hiçbir yetkiye boyun eğemeyecek kadar güçlüydü. tolstoy, 1880'den sonra hıristiyanlıktaki ölümsüzlük düşüncesini, ortodoks kilisesi'ni ve her türlü siyasal iktidarı dışladı. kendine özgü bir din geliştirmeye başladı. düşüncelerini açıkladığı dogmatik teolojinin eleştirisi, dört incil'in çevirisi ve uzlaşması adlı kitapları büyük tepki topladı. "sanat nedir?" adlı incelemesini yayımladı.

bu dönemde yazdığı ivan ilyiç'in ölümü, kreutzer sonat, hacı murat ve son büyük romanı sayılabilecek diriliş gibi eserleri, aynı manevi arayışı yansıttı. kırım'a dinlenmeye gitti. vasiyetnamesini hazırladı (1910).

aile çevresinde bunalan yazar, 7 kasım 1910'da ailesini terk etmeye karar vererek yanına en küçük kızı ve doktorunu alarak, trene binip güneye yöneldi. yolda halsiz düştü. astopovo istasyonunda indi. gar şefi bu ünlü yolcuyu evinde konuk etti. ne var ki yemek yemiyordu, hastaydı. 20 kasım sabahı saat altıyı beş geçe, zatürreeden yaşama gözlerini yumdu.

fyodor mihayloviç dostoyevski

fyodor mihayloviç dostoyevski 11 kasım 1821'de moskova'da doğdu.

ilköğrenimini moskova'da tamamladı. annesinin ölümünün ardından petesburg mühendis okulu'na gönderildi. arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "ateş fedya" lakabını verdikleri dostoyevski, petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak, kardeşi mihail ile muhabbet ederek geçirirdi. bu okuldaki eğitimini başarıyla bitirince asteğmen rütbesiyle petersburg'taki istihkam müdürlüğü'nde göreve başlayan dostoyevski, askerlikten nefret ettiği için görevinden yaklaşık bir yıl sonra istifa etti. bu istifasından sonra yazarlığa başladı.

ordudan ayrılınca kurgusal roman yazmaya başlayan dostoyevski, ilk kitabı insancıklar'ı 1846 yılında yayınladı. bu kitabı ilgiyle karşılandı, bazı eleştirmenler tarafından da övgüler aldı. ünlü eleştirmen belinsky, romanı okuyunca dostoyevski'ye, gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler sarfetti.

yazarlık konusunda başarılı olunca gogol esintileri taşıyan “öteki” adlı kitabı yayımlandı. bu romanda kullandığı “çift kişilik” teması, belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. eleştirmenler bu romanı sıkıcı buldu ve alay etti.

1847 senesinde “ev sahibesi” adlı romanını yayınlayan dostoyevski, bu eseri de olumsuz eleştiriler alınca ruhsal çöküntüye düştü ve hasta oldu. tüm bunlara rağmen yazarlığı bırakmadı ve 1848 senesinde “beyaz geceler” ve “bir yufka yürekli” isimli kitapları yayımlandı. “bir yufka yürekli” isimli kitabı, dostoyevski'ye itibarını yeniden kazandırdı fakat beklediği kadar ilgi görmedi. şevki kırılan dostoyevski, yazarlığı bıraktı ve politikayla ilgilenmeye başlayıp genç liberallerin grubuna dahil oldu.

dostoyevski, 23 nisan 1849'da devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiasıyla ağabeyi ve sekiz arkadaşıyla birlikte tutuklandı. ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra sekiz ay hapis yattı. hapis hayatından sonra tam idamlar gerçekleştirilecekken af çıktı. ölüm cezaları, dört sene kürek ve altı sene adi hapis cezasına çevrildi. bundan sonra sibirya'daki omsk kalesi'ne sürüldü ve burada geçirdiği sara nöbetleri yüzünden defalarca hastaneye kaldırıldı.

burada geçirdiği senelerde incil'i detaylı bir şekilde tanıdı.

sürgünde 4 yıl geçirince kürek cezasından kurtularak er rütbesiyle kışla hizmetine verildi. semipalatinsk'te zorunlu ikamete mahkum edildi.

1857 yılının şubat ayında veremli dul mariya dmitriyevna isayeva ile, sırf ona acıdığı için dünya evine girdi.

dostoyevski özgürlüğüne kavuşunca petersburg'a döndü. kardeşi ve arkadaşıyla birlikte “epoha (dönem)" adlı dergiyi hazırladı. bu dergilerde slavcı düşünceyi savunan yazılar yazdı.

“ezilenler” ve “ölüler evinden anılar” isimli kitaplarıyla kendinden söz ettiren yazar, 1863 yılında arzuladığı avrupa seyahatine çıktı. bu dönemde sara nöbetleri ve kumar borçları nedeniyle büyük sıkıntılar çekti. yayınevlerinden henüz yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşamını sürdürdü.

1864 senesinde “yeraltından notlar” isimli kitabı yayınlandı. 1866 senesinde ise “suç ve ceza” ile “kumarbaz” adlı kitapları yayınlandı. başyapıt statüsündeki romanlarının hepsi peş peşe geldi.

1879 yılında “karamazov kardeşler” isimli romanı yayınlandı. bu romanda yaşamı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldı ve insan duygularının derinliğine indi.

1881 yılının ocak ayında ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 28 ocak 1881'de hayatını kaybetti.

usta yazar için 31 ocak 1881'de yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü.

jack london

12 ocak 1876’da san francisco’da doğdu. gerçek adı john griffith chaney’dir. evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen jack london, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği john london adlı savaş gazisinden aldı. maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında kaliforniya üniversitesi’ne girdi. bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı martin eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. ilk kitabı kurt dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. aynı yıl elisabeth maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. charmian kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1910’da kaliforniya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. london yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. başlıca eserleri arasında beyaz diş, martin eden, uçurum insanları, vahşetin çağrısı yer alır.

charles dickens

(7 şubat 1812 – 9 haziran 1870) ingiliz yazar ve toplumsal eleleştirmen. en unutulmaz kurgusal karakterlerden bazılarını yaratmasının yanında victoria devrinin en iyi romancısı olarak kabul edilir. yaşadığı sürede eserleri benzeri görülmemiş bir üne sahip oldu ve yirminci yüzyılda edebi dehası eleştirmenler ve ilgili kişiler tarafından kabul gördü. romanları ve kısa öyküleri dünya çağında tanınmaya devam ediyor.

ingiltere'nin portsmouth şehrinde doğan dickens babasının borçları yüzünden hapisaneye düşmesi sonrasında fabrikada çalışabilmek için okuldan ayrıldı. düzgün bir eğitim almamış olsa da erkenden yoksullaşması ona başarıya giden yolda yardım etti. kariyeri boyunca 20 yıllık bir süre içerisinde haftalık olarak çıkan bir gazeteyi yönetti, 15 roman, 5 uzun öykü, yüzlerce kısa öykü ve kurgu dışı makale yayınlayıp yorulmak nedir bilmeden çalıştı ve çocuk hakları, eğitim ve diğer toplumsal konularda yenilikler için mücadele verdi.
1836'da yayınlanan the pickwick papers romanı ile şöhrete kavuştu. birkaç yıl içerisinde uluslararası tanınan bir edebiyatçı oldu, kişilik ve toplum üzerine mizahi, satirik ve keskin gözlemleri ile ünlü oldu. romanlarının çoğunlukla haftalık ya da aylık yayınlar şeklinde çıkması viktorya döneminde en yaygın basım şekli olan dizi yayınlara öncülük etti. dizi olarak çıkan eserler dickens'a okuyucuların tepkisini iyi değerlendirme fırsatı verdi ve o da sık sık konuları ve karakterlerin gelişimini aldığı yorumlara göre şekillendirdi. örneğin eşinin pedikürcüsünün david copperfield'taki bayan mowcher'ın kusurlarının fazla ön planda olduğu konusundaki ifadelerinden sonra karakterin iyi özelliklerini geliştirdi. görünüşe göre oliver twist'teki fagin için ünlü suçlu ıkey solomon'dan esinlenmişti. leigh hunt'tan ilham alarak yarattığı bleak house''taki bay skimpole karakterinin kitabın bölümlerini takip eden arkadaşlarının tavsiyesiyle geliştirdi. aynı romandaki lawrence boythorne ve kilise görevlisi mooney için de gerçek hayattan kişilerden örnek almıştı. boythorne için walter savage landor'dan ve mooney için de salisbury square'deki looney isimli kilise görevlisinden esinlenmişti. konularını özenle oluştururdu ve hikayelerine sıklıkla güncel olaylardan unsurları serpiştirirdi.
dickens kendi çağının en önemli edebiyatçılardan biri olarak görülür. 1843 tarihli romanı a christmas carol yazılan en etkili eserlerden biridir. her zaman popüler kalmıştır ve hala her sanat tarzında uyarlanmaya devam ediyor. gerçekçiliği, mizahı, yazım şekli, benzersiz karakterleri ve toplumsal eleştirileri sayesinde yaratıcı dehası leo tolstoy'tan g. k. chesterton ve george orwell'a kadar pek çok yazar tarafından övülmüştür. fakat oscar wilde, henry james ve virginia woolf ise psikolojik derinlik eksikliği, gevşek yazım tarzı, duygusal mizacından şikayet etmişlerdir.

tarık buğra

(1918- 26 şubat 1994)yazar, akşehir'de doğdu. ilk ve orta okulu akşehir'de, liseyi konya'da okudu (1936). istanbul tıp, hukuk ve edebiyat fakültelerine devam ettiyse de hiçbirini bitirmedi. i.ü. edebiyat fakültesi'ne girdi ancak son sınıftan ayrıldı. hayata atıldı. akşehir'de nasrettin hoca gazetesini çıkardı (1947-1948). istanbul'da milliyet (1952-1956), yeni istanbul (1960-1966), yol (haftalık, 1968), tercüman (1970-1976) gazetelerinde sanat sayfası düzenleyiciliği, fıkra yazarlığı ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. türkiye gazetesinde haftalık yazı yazdı. istanbul'da öldü.

peyami safa

(1899- 15 haziran 1961): yazar. istanbul'da doğdu. meşhur şair ismail safa'nın oğludur. düzenli bir öğrenim göremedi. kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. posta telgraf nezaretinde çalıştı. öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. hayatını yazıları ile kazandı. istanbul'da öldü.

kardeşi ilhami ile yirminci asır adlı bir akşam gazetesi çıkardı. bu gazetede "asrın hikâyeleri" ilk hikâyelerini imzasız yayınladı (1919), kültür haftası (21 sayı, 15 ocak-3 haziran 1936) ve türk düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki de dergi çıkardı. tasvîr-i efkâr, cumhuriyet, milliyet, tercüman, son havadis gazetelerinde yazdı. çok sevdiği oğlu merve'yi askerliğini yaptığı sıra kaybetmesi peyami safa'yı çok sarstı. bu olaydan birkaç ay sonra istanbul'da öldü. edirnekapı şehitliği'nde gömülüdür.

peyami safa kendi kendisini yetiştirmiş ender şahsiyetlerden biridir. fransızcayı fransızca gramer kitabı yazabilecek kadar öğrenmiştir. 43 yıl hiç durmadan yazdı. güçlü bir fikir adamı, romancı ve polemikçidir. nâzım hikmet ran, nurullah ataç, zekeriya sertel, muhsin ertuğrul, aziz nesin'le polemiğe girmiştir.

öldüğü zaman son havadis gazetesi baş yazarı idi.

peyami safa halk için yazdığı edebî değeri olmayan romanlarını "server bedi" imzası ile yayınladı. sayıları 80'i bulan bu eserler arasında; cumbadan rumbaya (1936) romanıyla, cingöz recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. ayrıca ders kitapları da yazdı. peyami safa'nın fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve inandırıcılık görülür. romanlarında olaydan çok tahlile önem verdi. toplumumuzdaki ahlâk çöküntüsünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirdi. zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işledi.

hüseyin rahmi gürpınar

17 ağustos 1864 tarihinde istanbul'da doğdu. hünkâr yaveri mehmet sait paşa'nın oğlu olan hüseyin rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. ilkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar istanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. yakubağa mektebi, mahmudiye rüşdiyesi ve idadide okuyan hüseyin rahmi, tarihçi abdurrahman şeref bey'in himayesiyle mekteb-i mülkiye'ye girdi (1878). okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren hüseyin rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). kısa bir süre, adliye nezareti ceza kalemi'nde memur, ticaret mahkemesi'nde azâ mülazımı olarak çalışan hüseyin rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı. 1887'de tercüman-ı hakikat gazetesinde yazmaya başlayan hüseyin rahmi, ardından ikdam ve sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. ıı. meşrutiyet döneminde 37 sayı süren boşboğaz ve güllâbi adlı bir gazete çıkardı. ibrahim hilmi bey ile birlikte çıkardığı millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. bundan sonra çalışmalarını ikdam, söz, zaman, vakit, son posta, milliyet ve cumhuriyet gazetelerine neşretti. türkiye büyük millet meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde kütahya milletvekili olan hüseyin rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği heybeliada'daki köşkünde 8 mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki abbas paşa mezarlığı'na defnedildi.

erkeklerin yaşadığı tacizler

o sıralar yirmili yaşlarında olan kuzenimin beni kucağına alıp sevdiğini sanıyordum. tacize ugradigimi çok sonraları anladım. bana şeyini göstermeye başladıktan sonra da bir daha konuşmadım

tüyap kitap fuarı

bugün başlayıp iki hafta sürecek fuar

çocuğunu eve çağırırken mahalleyi inleten komşu

eski sevgimin mahallesindeki arka binadaki kaşar tam olarak bu tanıma uyuyor. pazar günü sabahın yedisinde bağırmaya başlar kendisi

1 milyon verseler sevgilini başkasının yatağına gönderir misin

bedava gönderen var millet niye para versinki
  • /
  • 3
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 41

araplardan nefret etme sebepleri

bir çok sebepten bence en önemlisi medeniyetten bihaber olmalarıdır

suriyelilerin türkiye'ye katkıları

bol bol çocuk, jöleli saç, daha çok çarşaflı kadın, abazan erkekler, ve her yerde o bilindik arap yüzü

sözlüğün bütün yazarlarını takip etmek

benden başlayabileceğin eylemdir.

kitap okuyan enstrüman çalan yabancı dil bilen kariyerli gay

keşke bütün gaylerimiz böyle olsa, ama maalesef yüzde doksanı boş beleş insanlar.

araplardan nefret etme sebepleri

bir çok sebepten bence en önemlisi medeniyetten bihaber olmalarıdır

bengay

hetero arkadaş yanımda söylemeye utanınca eczanede yerlere yatarak güldüğüm ilaçtır.

sözlükçülerin favori yemeği

mantar ve türevi tüm yemekler.

suriyelilerin türkiye'ye katkıları

bol bol çocuk, jöleli saç, daha çok çarşaflı kadın, abazan erkekler, ve her yerde o bilindik arap yüzü

eşcinsellerde görülen kişilik bozuklukları

intihara meyil ve herkesle sikişme isteği

araplardan nefret etme sebepleri

bir çok sebepten bence en önemlisi medeniyetten bihaber olmalarıdır

suriyelilerin türkiye'ye katkıları

bol bol çocuk, jöleli saç, daha çok çarşaflı kadın, abazan erkekler, ve her yerde o bilindik arap yüzü
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.