yemek yapmak

yalnız yapıldığında da güzel. ama, evet, yemek pişirmenin tadı sevdiğin biriyle yaptığında çıkıyor. domatesleri o doğrar, sen salatalıkları. doğrarken bir parça onun ağzına, bir parça da kendi ağzına atarsın. dudağı parmaklarına değer. parmaklarını kendi ağzına götürürsün. aşkla, gülümseyişlerle, mutlulukla pişer o yemek. mutfak dünyanın en harikulade yeri olur o ânlarda. mis gibi. mis!
anne eli sponsorluğunda gerçekleşirse parmakları yemek garantidir.

(bkz: mutfak)
bir zevk. kursları var, kitapları var her şeyden önce tarihi var. (bkz: mangal)
kulakta müzikle gerçekten bir meditasyondur
yemek yapmasını bilen insana maaş+sigorta+yol parası verilmesi gerekir.
mutfakta zaman geçirmeyi sevmemem rağmen bir türlü beceremediğim eylem. yok efendi benden o gen mi dna mı her ne haltsa yaratılış esnasında alınmış. bekarım, yalnız yaşıyorum, açım !
can sıkıntısından dolayı kazandığım yetenek.. kafama göre kombinasyonlarla yeni şeyler yapmaya bile başladım*
internetten alınan tarifle yapılanı güzel olur. ama evdeki malzemel bir araya getirilip, uygun bi şekilde tamamen doğaçlama olarak harman edildiğinde ortaya çıkan şey bir şaheser olur.

asla tarif üzerinden yapmam. duygularımı kullanırım. canım ne isterse onu katarım. bi yerden gördüğüm yemeğin tarifi olmadan tıpa tıp aynısını hatta daha güzelini yapabilirim.
okulla falan olacak iş değil bu. sevmek lazım. yetenek lazım. aşk lazım.
ve daha neler neler. saatlerce bu konuyu konuşabilirim.