angels in america

2003 yapımı mini dizi serisi. justin kırk,emma thompson, al pacino, patrick wilson, merly streep, mary-louise parker gibi önemli oyuncuların bir mesaj vermek amacıyla tony kushner ın oyunundan uyarladığı film.

mike nichols'ın yönettiği dizi, 2003'te kablolu yayın için çekilen filmlerin en çok izleneni oldu. iyi eleştiriler almasının yanında, birden fazla altın küre ve emmy adaylığı elde etti.

2006'da seattle times'ın aids'in 25. yılı nedeniyle yaptığı "filme çekilmiş en iyi aids tasvirleri" listesinde yer aldı.



al pacino- roy cohn
meryl streep - hannah pitt, ethel greenglass rosenberg, haham isidor chemelwitz ve avustralya meleği
mary-louise parker - harper pitt
patrick wilson - joe pitt
jeffrey wright - belize ve mr. lies
ben shenkman - louis ironson
justin kirk - prior walter ve parktaki adam
emma thompson - hemşire emily, evsiz kadın , amerika'nın meleği
james cromwell - henry
michael gambon - prior ın atası
simon callow - prior ın atası
robin weigert - mormon anne

emmy ödüllü besteci thomas newman imzalı grammy ödüllü soundtrack albümü mevcut.

----spoiler----

film, eşcinseller ve çevresindeki insanlar üzerine yoğunlaşmış. izlediğinizde "oha aynı tipler" diyebileceğiniz kadar gerçekçi.
yıllarını mesleğine vermiş fakat becilliğinden hiç taviz vermemiş sinir bozucu eşcinsell bir avukat.(dizi boyunca sövüyorsunuz)
kendisini olabildiğince kabullenmiş sevgilisine bağlı fakat kör talihinden aids e yakalanmış sıradan bir eşcinsel. ( filmin küçük emrahı sayılır, sonradan kafayı yiyor.)
belizenin tabiriyle "kızları diken üstünde tutmayı seven", sevgilisinin aidsli olduğunu öğrenincede hastanede pat diye bırakıp kaçan ödlek, aynı zamanda bu acımasızlığıyla yahudi savunuculuğu üzerinden siyaset yapan ahmak bir eşcinsel. (çok var bunlardan, üstelik ertesi gün başka biriyle gününü gün ediyor uyuz.)
filmde aklı başında bir insan olarak sivri dilli feminen eşcinsel belize. ( ağzından dökülen sözcükler bana hep psk konuşuyormuş izlenimi uyandırdı.)
dinine bağlı (kendisi bir mormon) yıllarca duygularını bastımış, güzel bir hatunla evlenip kızın da hayatını mahvetmiş bir eşcinsel( annesi duruma fena müdale ediyor sonraları).
yavrucağım mormon eşcinsel kocası(bir üstte bahsettiğim isminide verebilirim piç joe) yüzünden hap bağımlısı oluyor. allahtan en sonunda tokatı basıp gidiyorda içime sular serpiliyor. neyse. ha unutmadan joe nun anneside önemli karakterlerden, üstelik bu karakterlerin hayatları birbirleriyle fena kesişiyor.
en sonundaysa herzamanki gibi işler yoluna giriyor ve insanlık kazanıyor.

----spoiler---

ben şahsen bizzat kendim diziyi dört kez izledim. yine izlicem gibi görünüyor, hayat adına bizimle ilgili güzel dersler var.
birisi fragman mı dedi?
olur efendim tabiki, zaten diziyi sevmeniz için yeterli olacaktır.



(bkz: moon river )
başlangıcına hasta olduğum dizi;'san francisco'ya gel' diyor resmen,soundtrackleri ayrı güzeldir
toplamda 6 saate yakın sürüyor. dizide en çok dikkat çeken kişi al pacino. muhteşem bi oyunculuğu var. meryl streep ve emma thompson bir birinden oldukça farklı 2-3 rolde oynuyorlar. meryl streep e hayran olmamak elde değil zaten her zamanki gibi. dizi için fantastik dram denilebilir ama fantastik yönü hiç olağan dışı durmuyor. aids, eşcinsellik, politika, din hepsi bir arada. eşcinselliğe bolca değiniliyor, bunda senaryosunu yazan tony kushnerın büyük etkisi var. 11 emmy ödülü almıştır. bir yıl sonrasında türkiyede de televizyonda verilmiştir.*

filmin eşcinselliğe bolca değiniyor olması bi yana kadro çok iyi, senaryo süper ve oldukça iddialı lakin şu da varki dizi eşcinseller üzerinde ayrı bi etki yaratıyor. herkese tavsiye edebileceğim bir dizi önünden hiç kalkmadan izlemeniz oldukça olası.

"the body is the garden of the soul"
al pacino'ya ödül kazandırmış bir mini dizi. sadece al pacino'ya değil, yayınlandığı sene bütün emmy'leri toplamış, ırkçılık, eşcinsellik ve adalet sistemi üzerine yapılmış, süper bir yapım.

60 milyon dolar gibi bütçesi vardır.

http://22dakika.org/wp-content/uploads/2006/12/angels_in_america_wallpaper_1024x768.jpg
prior: i usually say fuck the truth but mostly the truth fucks you
...
prior: we have reached a verdict, your honor. this man's heart is deficient. he loves, but his love is worth nothing.

gibi muhteşem ötesi pek çok diyaloga sahip tiyatrodan uyarlanan dizidir.
tiratlar yapmacık gelebilir ama unutmayın amacı mesaj vermek güzel zaman geçirmek değildir.
al pacino ile merly streep'in ne kadar iyi birer oyuncu olduklarını yüzümüze vurdukları bir dizi olmuş.

tek kelimeyle harika.

az önce 6 saatlik maratonun sonuna geldim. bakmayın sadece al pacino ile merly streep dedim ama bütün oyuncular çok iyi performans sergilemişler. bence bu dizi sadece eşcinsellerin değil, bir şeylerin farkına varan ve varmak isteyen herkesin arşivinde olmalı. dizide eşcinsellik, ırkçılık, din, insanlık, aşk, sevgi, ve nefret gibi insana has pek çok komplike kavramı incelemişler. hani tüm bunları bir kenara bırakacak olursak - ki bence hiçte kenara bırakılacak şeyler değiller - aids hakkında bilinçlenmek için mutlaka izlenmeli.

yani ben bu diziyi izleyene kadar aidsin bu denli korkunç bir hastalık olduğunu tahmin edememiştim.

harika. tek kelimeyle harika!

ben bu diziyi, acaip popüler olduğu 2004 yılı civarında cnbce kanalında izlemiştim, o zaman da pek beğenmemiştim. sonradan aradan on yıl geçti, ben coming out oldum falan, acaba bu durumlar diziyi izleme perspektifimi değiştirmiş midir, ben de diziye bayılacak mıyım diye tekrar izleyeyim deim (tamam itiraf ediyorum, bir de taş bir adam vardı, onu tekrar görmek istedim). efendim taş adam hakkaten hala taş gözüktü, adı patrick wilson ve çok güzel bir vücudu var. bunun dışında bir de emma ablanın melek olarak gelip, "ay, ay, ay, ay bring you the word" dediği kısımlar çok etkileyici çekilmiş. harper kzımızın halisünasyonları da iyiydi. al pacino'nun kısımlarının hepsinde çok sıkıldım ama adamın oyunculuğu çok iyi. bunun dışında genel olarak bana gene bayık geldi bu dizi, herkesin ayılıp bayıldığı ama benim görmediğim ne var bilmiyorum. 1985'te tiyatro oyunu olarak daha etkileyicidir herhalde.
i i i i i i i am an angel sesi kulaklardan çıkmayan sempatik sahneler barındırır.
ayrıca dizinin başlarında al paçino' nun doktoruna attığı nutuk efsanedir.
tiyatro uyarlaması olduğu bilinerek izlenirse kimsenin garibine gitmeyecek dizidir. bu kadar güzel diyalogları başka yerde görmedim ben. justin kirk'e olan hayranlığım weeds'den önce buraya dayanıyor. bu kadar mı içten ağlar bir insan evladı.
jenariği bulutlara çıkarır.


aynı zamanda telefon zil sesimdir kendisi.

diziye söyleyecek laf yok tabi.
merve gezen'in kaleminden angels in america.

amerika'daki melekler broadway sahnesini yeniden fethediyor!

https://homojendergi.com/amerikadaki-mel...